6.8.13

I took my prozac today

Yess of course.Artık bende ruhsal ve psikolojik anlamda beynimde oluşturduğum olumsuz her sorunun bir ilaca bağlı kalarak onun sayesinde çözeceğim kanısındayım ve uzun bir yola başkoydum.Kendi kendime ''Olmuyor..kendim başedemiyorum kendimle, başkaları nasıl idare etsin!'' dedim.Gittiğim doktorum direk bana sülalede zihinsel, bedensel, sonradan hasta olan varmı diye sordu.Sonra bu sinirin kendi kişiliğim mi yoksa sonradan edindiğim bir davranışmı onu çözdük.Bu benim kişiliğim tabiki.Çünkü ailenin genlerinde var.Anneme çekmişim kesin.Durum böyle olunca bu halimi kimse kişiliğim diyip beni alttan almaz dedim.Bana ilaç verdi sağolsun.1 aydır kullanıyorum.Sinir harbi yaşatacak olaylara karşı sakin daha ılımlı oldum.Ama beklentim daha yüksekti açıkçası.İnsan psikolojisi işte; sanki direk ruhsal bi rahatlama, tüm sorunlara pollyanna gibi yaklaşan herşeye eyvallah çeken bir kafaya sahip olacakmış gibi hissediyor insan.

Evlilik öncesi iyi oldu.Şafak sayıyorum yine.Ama bu defa heyecanlı bir bekleyiş içerisindeyim.. sabırsızlık var.Kendimize ait bir ev...bizim seçtiğimiz mobilyalar, bizim tercih ettiğimiz beyaz eşyalar, tabaklar, perdeler..hepsi heyecan verici kesinlikle.Sonrasında özgür bir hayat.anne baba bıdı bıdısı yok, nerde kaldın diyecek kimse yok, sürekli bi yönlendirme hali, her an tetikte olma durumuda yok..Tüm kaçamakları yaptığım, onun için eve geç kaldığım, fırça yediğim adamın yanında olacağım için bana göre hava hoş.Bu yazıyı okuyan evli ve tecrübeli arkadaşlar eminim 'wah wah' diye söyleniyorlardır.Bırakında tatlı tatlı  hayallerimde boğulayım..şimdilik..Hem sonrasındada mutlu olucaz, farklı bir çift olucaz.Çünkü bizde tecrübeliyiz, liseli aşıklar gibi gözümüzde kör değil.Bakıcaz ve görücez.


....iç ses......
burdan evli ve mutsuz tüm hanımlara duam olsun mor çatı kurucam inşallah.Tabi ben o girişimde bulununcaya kadar kendinize iyi bakın..yalnız değilsiniz bunuda unutmayın...

24.5.13

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karsındakinin anlayabildiği kadardır


Bu yasıma kadar hiç kendimi en yakınımdan acımasızca dinlememistim.Ben hep açık ve net konusur içimde ne varsa biriktirmeden ifade ederim.Ne kadar anlatmaya çalıssamda anlasılmamak insana çok koyuyor.Çünkü baska ifade etme seklin yok ki neyin mücadelesini veresin.Bu durumda hıncımı birseyden cıkarma isteği doğuyor..Bütün gün neden anlasılamıyorum diye düsünüp kendime bok atıyorum..Doğru olan ne peki: sessiz kalmakmı yoksa olayın üstüne gitmek mi kararda veremiyorum.Hayata öfkeleniyorum  cok acımasız olduğu için.Binlerce acı mideme oturmus ve her an birsey olacakmıs ve bu sıkıntı midemde patlayacakmıs gibi.
En yakınındaki en uzağa gidiyor böyle olunca..Devam etmesi gereken neleri yarıda bırakıyoruz oysaki.

..Bir balığı anlamak için elimize alıp inceleriz orasını burasını keserek biçerek anlamaya çalısırız.Aslında anlamak için balığı denize atmalıyız ve onunla suya dalıp suyun derinliklerinde biraz kalıp onu öyle anlamaya çalısmalıyız.Bu bile onu anlamaya yetmesede en azından mümkün olan en iyi anlayısa sahip olduğunuzu gösterir.sonuç olarak anlamak için neye ulasacağınızı iyi bilmeniz gerekir.yoksa hiçbir anlam ifade etmez..diye bir yazı okumustum.Tam su anıma denk düsen bir yazı.

En büyük yanlısım da olmadık seylere fazla anlam yüklemeye çalısmam.Hayat insanın karsısına neler çıkarıyor oysaki.Yasadığımız olaylar hep birer halka halinde zincire dönüsüyor.Zaman zaman halkalar kırılsada önemli olan o halkaları ne kadar saglam yasadığmızdır bence.

.....

27.4.13

En doğru zaman ''canım istediği zaman''


 
Doğru zaman, doğru yer, doğru insan diye bir şey yoktur sanırım.Hayata gelişimizden hesap edersek, insanoğlunun anne rahmine düştüğü an bile doğru zaman mıdır. yoksa değil midir diye tartısılır. Anne baba için doğruysa benim için doğru olmayabilir.Mesela yer olarak Maldivlerde doğsam fenamı olurdu.Yada bir 5 sene sonra doğsaydım..Doğa anaya karsı gelinmez elbette..ama keşke herşey biraz böyle masalsı olsaydı.

Bu hafta sonu sevdiğim bir arkadaşıma evini yerleştirmede yardım ettim.Ne kadarda zor bir işmiş ev taşımak. Kendimede biraz tecrübe oldu şu konularda: mesela bir evde olmazsa olmaz dediğimiz şeyler, gereksiz olan eşyalar, alınmaması gereken ıvır zıvırlar..Artık yavaş yavaş alışmam lazım.Aksi bir durum olmazsa düğün tarihini eylül ilk haftası olarak belirledik.Simdiden heyecan dorukta.Ankaraya gelin gidiyorum.Büyük şehir güzeldir her zaman ama ben buradaki sakin hayat ve güzel havadan sonra orada uzun bir süre sıkıntı yaşıycam galiba.

Hazırlık aşaması en zor bölüm, hele birde nişanlıdan uzak olunca dahada zor bir durum.Gelinlik, davetiye, nikah şekeri, düğün yeri, eşyalarımız, evimiz derken bir ton iş-güç ve bir sürü karar vermem gereken konu beni bekliyor.Ben hep sade ve şık şeyleri severim umarım herşey böyle olur.şimdiden stres yapmaktan tırnaklarımı yemeye basladım malesef.
Gelinlik konusunda henüz karar veremedim satın mı alsam kiralasam mı diye.Düğünden sonra bluz niyetine giyemeyeceğime göre ve evde boş boş yer kaplayacağına göre büyük bir ihtimalle satın almıycam.
Bu hazırlık telaşında anladım ki insanlar, insanların mutlu anlarını fırsat bilerek çok iyi para kazanıyorlar.
Evlilik, doğum günü, nikah, yıldönümü, sevgililer günü gibi özel ve en mutlu günlerimizde neden herşey pahalı olmak zorunda.Yapmama yada almama gibi bir lüksün olmadığından sömür sömürebildiğin kadar..Mesela bir gelinlik kirası bile kendi fiyatı kadar olabiliyormuş.Bakalım daha neler bekliyor beni..

kendime not:Doğru zaman yada doğru yerde olsam nasıl anlıycam acaba!sanki yesil ısık yanacak sağ altta.
Yok öyle birsey...

4.4.13

Gizemli Lilith


Anlatılanlara göre Tanrı Adem'i yaratırken (daha havva ortada yokken) Lilith'i de aynı anda ve aynı esitlikte yaratmış.Bu esitliği kabul edemeyen Adem, her türlü kendisinin Lilith'den üstün olduğunu savunup durunca Lilith dayanamayıp terk eder Adem'i.En çok yazılan ve konuşulan cinsel anlamdaki meseledir.Ki o da Adem'in hep üstte olmak için diretmesidir.Fakat feminist Lilith de her konuda olduğu gibi bu konuda da üstünlük sağlamaya çalışan Adem'e karsı çıkar.Adem yalnızlığıyla basbasa kalır ve kaybedince anlar Lilith'in kıymetini ancak is isten gecmistir.Artık Lilith lanetlenmiş ve cennetten dışlanmıştır.Adem Tanrıdan yeni bir es diler, Lilith gibi dik baslı olmayan, kuzu misali her dediğine karsı çıkmayacak itaatkar bir es.Ve sonra Tanrı Havva'yı yarattı.


Yalnız Lilith gitmeden ne beddualar etmiş: Ademin çocuğu olmasın, soyu çoğalmasın diye.İste Lilith'e şeytan denilmeside burdan geliyor aslında.Sonra Tanrı Lilith'e melekler yollar ve bedduasını geri çekmesini ister.Biraz zorda olsa ikna ederler Lilith'i.Gözünden bir parça alıp meleklere verir ve derki bunu doğacak bebelerin yanına koyuverin benim ahım tası kırar bebelerde yasar demiştir.


Ve böylece tarihte ilk kadın, ilk feminist, ilk disi şeytan olarak yer etmistir.
.Bir sürü hos olmayan şeyler yazılıp çizilse de onunla ilgili bence çok gururlu bir kadınmış.O zamanlar Adem'den baska erkek olmamasına rağmen kadını aykırı ve fahişe ilan etmişler.
Havva da Adem'in kaburga kemiğinden yaratılınca, ''kadın erkekten yaratılmıştır, erkek kadının isteklerini değil kadın erkeğin isteklerini yerine getirmek üzere yaratıldı.'' oldu.
İste ozaman Havva'nın yaratılısı kadının yüzlerce yıldır toplumdaki konumunu bu zihniyette belirlemiş oldu.


Adem bu kadar diretmeseymiş illa üstte olacam diye belkide mülayim Havva'nın değilde asi Lilith'in soyundan olacaktık.
Bende bazen onun soyundan mı geliyorum acaba diye merak ediyorum.
Hatta çocum olursa adını Lilith koycam..olabilir. neden olmasın!

15.3.13

'Beterin beteri var.' diye avutun kendinizi

Ne olursa olsun aslında herseyin ilacı zaman.Asıl mesele o zamanı nasıl geçirdiğindir.Her sabah uyanınca 'bugün harika bir gün' diyemiyoruz malesef.Olumsuzluklara saplanıp kalıyoruz.
Yalnız kalıp ağlayıp sızlamak için can atıyoruz.Oysa tam tersini yapmak lazım.Sevdiğimiz, bize değer veren insanlarla zaman geçirmek ve baska seylerle oyalanmak en mantıklısı.Tecrübeliyim ama bunları yapıyormuyum diye sorsan malesef hayır diyeceğim.Marifet de orada zaten.Bunları yapan kolay sıyrılır eminim bunalımdan ama öyle bi dünya yok.Bunu idrak etmek bir anda olmuyor.Salla koyver gitsin demekte fayda var.Yalnız hep diyorum dağıtmadan, zarar vermeden olacak bu.
Beterin beteri var..kimi yanlıs insanda arar mutluluğu kimi reddedilmistir, bi baskası aldatmıstır, diğeri kaybetmistir..gibi...

Bir umut dileyerek gidiyorum..herseyde olduğu gibi.....


9.3.13

Herşey Yalan..

Herseyyy yalann herseyy yalan varmı bu dünyada kalan.Bunaldımm herseyden, bi kere de düzgün biseyler yazamadım suraya diye kızıyorum kendime.Ağlama duvarım oldu bloğum.Dilek ağacım olsaydı da her yazımda dilediğim dilekler, kurduğum hayaller bir bir gerçeklesseydi!

İnsanoğlu çok acımasızsın, bukadar gaddar olma gün olur devran döner, keser döner sap döner.Bence insanoğluna söylenen hayattaki en kral cümle budur..

Daha sevmeyi bile beceremiyoruz.Dün askından öldüğümüz insanı bugün nefretle anıyoruz.Gitgide acımasızlasıyoruz bence..sorsan herkes birilerinden nefret ediyor..birbirlerini çekemiyor.çok basitlestirdik insan kavramını.sorsan insanız iste daha ne bekliyosun öyle bi varlık der geçistiririz.Sevince yaptğımız sonsuz ihtisam nefret edince yapacaklarımızın yanında bir hiç kadar ufak kalıyor.

Biz kısaca herseyi fazla abartıyoruz.Yasıyoruz, doğanın bizim için yaratıldığını bile bile onu yok etmeye uğrasıyoruz..Seviyoruz gözümüz kör oluyor aptalca seyler yapıp sonradan ah vah tüh diye yakınıyoruz.Güzel taraflarına bakmaktan aciz bir hal alıyor kötü taraflarına odaklanıyoruz.Sonrada unutmak için baska yılana sarılıyoruz.Oysa hatırlasak, güzel zamanlarımızında olduğunu ve o güzellikleri yasatanın bi insan olduğunu..
Yok ama konduramıyoruz çünkü nefret ediyoruz artık.Biliyoruz ama söyleyemiyoruz.çünkü insanız: tahamülsüz, korkak, geçimsiz, nankör, kendi doğruları olan ve dik kafalı..
Her ne kadar yaratılıs itibariyle mükemmel varlıklar olduğumuz söylensede, arka planda ye iç yat marifetlerinden sonra düsündürüyor beni..

,,,,,,,,,,,,,,,,İnsansız biyere gitmem lazım en acilinden.ıssız bi ada tüm gerginliğimi alacak eminim.

Bende insanım iste;
Bazen göğüs kafesinde yapayalnz, bazende kafasının içinde koca bi kalabalık....................

16.12.12

Kafamda deli sorular var??

                                                                             

Acıtasyon ne varsa benim arkadasım, can yoldasım..
Simdi size bile sorsam en acı günlerinizi anlatın diye; ardı ardına iki dakikada neler neler sıralarsınız.
Hayat bumu! yoksa mutlulukları bir araya getiremeyecek kadar az mıdır yasamak.
Bunları sorgulatan o kadar çok neden var ki..Ben erkek kardesimi düsünüyorum da ne güzel yaptı gitti istediği hayatı yasadı ve suan istediği yerde..Ben kadın olduğum için fırsatlarımı ertelemek zorunda kaldım.
Simdi hala bunun ezikliğini yasıyorum.Sokulmaya çalıtığım kalıplara girmeyi reddedemedim..
Belki erkek olsam çok farklı bi hayatım olurdu.

Bazen gitmek ister ya insan....ben iste simdi gitmek istiyorum ama nereye gideyim!! sorusuna sıkıntımı giderecek bir cevap alamıyorum..Ortada hiçbirey yok ama ben hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum..delirdim galiba.boktan bi dünyada boktan bir düzende ve boktan insanların içinde kendimi mutlu olmak için zorluyorum.
En iyisi kendimden kaçmak diyorum onu bile yapamıyorum.Ve ben simdi yatmaya gidiyorum.
İçimdeki zehiri belki beynimi uyutarak atarım düsüncesiyle......


4.11.12

Yaz dan sonra...

Anladım ki bu kış mevsimi beni yazmaya yeltendiriyor.Yazın yazacak zaman bulamazken kışın doğal olarak tam tersi oluyor.
Yaz çok kötü geçti diyebilirim..işyerindeki genel problemler, sevgilinin askerde olması, kendime zaman ayıramamam, yoğun iş telaşı, boşluk, vs vs..Kış geldi iyi oldu sanki..Aslında artık hiç bir mevsimle alıp veremediğim yok.Kışın soğuk gecelerde yorgana sokulup uyumayıda severim (sabah uyanması ne kadar zor olsada) yazın sıcağında kumsalda sere serpe uzanmayıda severim..Yalnız bu mevsimde kendimi daha çok yalnız hissederim orasıda ayrı bir mevzu.

...............
7 temmuzda sabahın köründe yeni bir sınav telaşı için yengemle yola koyulduk.Annemle babam bizi aydına bıraktıktan sonra memlekete gittiler.Mecburen Nisanıda aldık.Bu sene ilk defa girdim lisans olarak.Hiç çalışmadım ama ingilizcemin matematikten coğrafyadan hatta türkçeden iyi olduğunu görünce yurtdışında yaşamaya karar verdim.Valla bak!.Hayır çalışsam nolurduki, bunu birkez daha anladım ki ülkemde biçok şeyde olduğu gibi bundada çalışarak olmuyorr.
Evden kilometrelerce uzakta girmenin manası nedir onuda anlamıyorum.Hava sıcak, kıyafetler yapışıyor üzerine, ayrıca en garip  kısmıda saçındaki tel tokayla sınava giremiyorsun.. yasak..

Bikez girdim bidahada girmem sanırım........
oks-oss-les-kpds-tus-uds-yös-yds-dgs-kpss-toefl-sbs-ybsg daha bilmediğim birsürü sınav..
Hayata bak! geldik kaç yaşına hala sınavlardan başımızı kaldıramıyoruz.Halimiz ne kadarda dramatik.Bazen sen balığı yersin, bazende balık seni..

...Ne yaparsam yapayım benim hayatım, dövsemde sövsemdee benimm..
.........

Bu yazıyı yazalı baya olmuş,sınav sonuçları bile açıklandı.Okadar tembelim yani.

Asıl mesele şu ki biz çok önemli bi adım attık sevgilimle..paylaşacağım tabiki..

4.7.12

Bekliyorum öyle bir zamanda gel ki, vazgeçemeyeyim

Ne zaman içim sıkılsa bunalsam bloguma giriyorum.Sonra sıkıntılarımı yazayım dıyorum ama bi türlü neye nerden başlayacağımı bilemiyorum.O dev gibi olan sorun buraya gelince anlatılmayacak derecede basitleşiyo.Değmez yav yazmaya diyorum.iyi bişey sanki böyle olması.


Bişeyler olsun diye sürekli beklemek, ona göre hayatına yön verememek benim hayatımın bi parçası oldu yıllardır.Alarmdan önce uyansam bile yataktan çıkmak için alarmın çalmasını bekliyorum, işe gitmek için dolmuşun gelmesini bekliyorum, tatil için haftasonunu bekliyorum.Her şeyin gelmek için bir zamanı var da bazı şeylerin ne zaman geleceğini bilmiyorum.Bekliyorum sevdiğim askerden gelsin diye, bekliyorum sezon bitsin diye, bekliyorum sevdiğim işte alımlar olsun diye, bekliyorum zamanla kara bulutlar dağılsın diye..
yapabileceğim birsürü şey, tonlarca güzel şeyler belkide..ama elinin altında can sıkan onca şey dururken beklemek yinede.
beklediğimiz zaman uzadıkça, bizden birşeyler kopuyo, azala azala bitiyo belkide artık biz diye birşey kalmıyo.Hep bir evrim geçiriyoruz..ve her beklenti yeni bir biz yaratıyor.


Bişeyler olacak diye beklemek yerine anını yaşasan diyorum kendime.Bu yaz ki felsefem budur....




Meraklısına not:Yüssük takıcaz inşallah.bekliyorum işte:) yazıcam güzel şeyler bekliyorum:)

27.3.12

Vazgeçtim Alışkanlıklarımdan, Artık Değişim Şart


Bazen dile gelmez bazı şeyler, ağızdan çıkması zordur..Birikir birikir ve olmadık bi anda patlak verir.Bende geçen gün sevgilimi böyle bi anda kırdım.Yaptığı espriyi yanlış anladım, alınganlık yaptım ve ''salak salak espriler yapma dedim.'' Demez olaydım.Çok kırılmış o lafıma.Basit bi durum aslında.Ama o an öyle gelmemiş ona.Bunun üzerine tartışınca içimizdeki bütün kurtları döktük.Burdan Ankaraya gittiğinden beri sürekli bişeylerle uğraştı.Evlerini taşıdılar, evin hertürlü ıvır zıvır işlerini yaptı.Pekde hamarat o konuda, bu yüzden gözüme girdi diyebilirim.Biz babamdan böyle gördük.Erkek dediğin her işten anlamalı.Bu arada ben msj atıyorum gecikmeli cvplar veriyor, arıyorum meşgule atıyor sürekli bi haller var yani.Ailesinin yanına gitti unuttu beni, kimbilir belki birinide bulurlar ordan diye aklımdan geçiriyorum.Sürekli gerginim.Zaten burdan gittiğinden beri kendime gelemedim.Sürekli ilgi bekliyorum, uyanır uyanmaz arasın istiyorum, her an rapor versin, şurdayım, burdayım, bunlarla beraberim gibi..Ama olmuyor ben beklenti içine girdikçe ters tepiyor herşey..İyice bunaldım..Halbuki arıyor da ama ben hala niye telfonumu meşgule almıştı, niye msjıma cvp yazmamıştı' ların derdindeyim.O yüzden hiç bir bok anlamadım, o da tatilinden bişey anlamadı tabi.
Şimdi en önemli konulardan biri de Diyarbakır'a gidiyor olması.Orada neyapacak, nasıl olacak, zaman nasıl geçecek,  diye kafamdan bintürlü cevapsız sorular geçiyor.Şimdilik geziyor, bakalım teslim olunca neler bekliyor bizi.

Bu arada 3 aydır aldığım 3 kiloyu veremedim bitürlü.İş çıkışı bazen eve kadar yürüyorum.bence sağlıklı yaşam diye birşey yoktur.Eğer varsa bile istediğin gibi yaşamak, doya doya yaşamaktır..
Sonra dayanamadım diyetisyene gittim.Suratsız bir bayan doktor, 'diyete ihtiyacın yok senin' dedi.Bende sigarayı bıraktım kilo aldım falan filan diye açıklama yaptım...
Bana göre gereksiz ve klasik bi liste yaptı.Sabah kibrit kutusu kadar peynir, öğlen yogurt meyve, akşam ızgara et, salata,  Bunları yemeyi bende bilirim ama önemli olan hem yemek yiyip hemde kilo verebileceğimiz bir program hazırlamak.Azıcık uyguladım ama devam edemedim.Spor salonuna gidiyorum 1 aydır.Tek sosyal hayatım gittiğim spor salonu oldu.Plates yapıyoruz.Amaç sıkılaşmak ve sigaradan sonra aldığım 3 kiloyu geri verebilmek.1 aydır tık yok ama sıkılaşma konusunda iyi gidiyorum..
Şu basenleride eritirsem bidahada şikayet etmeyeceğim.Simitlerimle, çarpık bacaklarımla mutlu mesut yaşarım sorun değil.:)


............
meraklısına not: blogumun adresini değiştirdim.Ama googleda görünmesi zaman alacak sanırım..Header da değişecek.Eskilere dair bişey kalmasın istedim.

18.3.12

Hayat ne tuhaf, vapurlar filan!

Fakir bir adam boğaz köprüsünün altında yaşıyormuş.Bigün resim çizmeye başlamış.Etrafına bakmış deniz vapur...ve demiş ki, ''hayat ne tuhaf böyle, vapurlar falan..'' bunu bana arkadaşım anlattı. O gün bugündür dilime dolandı.Takıldığım zamanlarda hemen çıkıveriyor ağzımdan.
İlk duyduğum anda bana hayatın ne kadar sıcak içten olduğunu hissettiren cümle.Sonra netten baktım meğer bunun farklı bir hikayesi varmış.Cenk Erdem'in bi martı adına anlattığı farklı bir hikaye.

Bıraktığınız gibi herşey.Sevgilim dağıtım iznine geldi.Çok güzel zaman geçirdik.Doyamadık birbirimize.Bu arada Diyarbakır-lice ye gidecek.Orda çarşı izni yok.İlçede yaşayan insanlar askeri sevmiyor zaten.Yine zor günler bizi bekliyor.Bu stresli günler bitsin istiyorum bir an önce.Ben güzel şeyler düşünüyorum herşey güzel olsun diye.ama pek beceremediğim bişey bu.İnsanın hayatı, düşünceleri, mutluluğu bu kadarmı değişken olur.Önce içinde ne fırtınalar kopar, sonra dünya başına yıkılmış gibi hissedersin..sıkılınca tüm aksilikler üstüste gelir.''teker teker gelin lannn'' deme lüksümüz bile yoktur.Hayat öyle br süpriz hazırlar ki, en dibe eksilere vurursun (tam terside olabilir), O nedenle içinde bulunduğun ortamdan daha kötüsüde olabilir.Ben iyi değilim ama bu da geçer.Hayat bir sinus eğrisi, öyle değil mi? Olmaz dediğimiz şeyleri oldurduk, ne zorlukları aştık biz.

Beni oldukça şaşırtan bi söz daha vardı.Marilyn Monroe' un sözü ''hayat ne tuhaf. insan tam ipi göğüslediği an, bakıyor ki yarış yeniden başlamış." Bu sözü kendini öldürmeden birkaç gün önce söylemiş.
Ne kadar doğru!


 Bütün belirsizliklerine, yalanlarına, dengesizliklerine, triplerine rağmen her gece yatağımda yorganımla sana sarılıyorum.h a y a t.

27.12.11

Yeni yıla yenilenerek girmek

Her yeni yıl hiç değişmeyeceğini bilsekte bi ton hayal kurarız, 'Yeni yıl yeni umutlar getirir.' der yinede bu huyumuzdan vazgeçemeyiz.Ben de bu yıl geçen senelerden kendime verdiğim bi sözü yerine getirdim.Sigarayı bıraktım.1 ay oldu dün itibariyle.Bu bir ayda neler oldu nasıl bıraktım hemmen anlatayım:

28 kasımda nasıl olduysa iş arkadaşım ve patronumla beraber sigarayı bırakıcaz, spora başlıycaz, diyet yapıcaz diye karar verdik.Ben yaz başında sigarayı bırakmak için nıcotınell bandından almıştım.Ama bırakamam, işe yaramaz diye kullanmamıştım.Neyse birer tane kollarımızın tüysüz kısmına taktık.Pek bişey anlamadım başta, zaten körkütük bağımlı değilim çokda zorlanmadım.Aynı günün akşamına doğru bizimkiler bantları çıkarıp püfür püfür içmeye devam ettiler.Ben içmiycem dedim ve bıraktım.Çok gurur duyuyorum kendimle.Kalabalık bir ortama girince bunu daha iyi anlıyorum.Herkes sigara içerken ben orda içmeyince kendimi daha özel hissediyorum.Sonra üzerimdeki kıyafetlerime, saçıma başıma sinen o koku, ağzımda bıraktığı iğrenç tadın verdiği rahatsızlık vs. hepsi bitti.Çakmak taşıma derdim de yok.'Acaba annem yada babam çantamdaki paketi görür mü?.' kabusuda bitti.Artık evde rahat rahat çantamı ulu orta heryere bırakabiliyorum.

Her şey iyi hoş da aldığım kilolar moralimi bozuyor.Bir ayda 2 kilo aldım.Evet aynen öyle.Kendi çapımda diyet yaptım, ona rağmen kilo aldım.Önce kendimi kilo verdiğime inandırıyorum ertesi gün salıyorum.'Diyetteyim been yaa..' diyip dönerleri, köfteleri mideye indiriyorum.Sonra tartılınca haliyle kalorileri almış oluyorum, ertesi gün tekrar diyete başlıyorum.Kıytırık bi düzen ve bize dayattırılan ölçülere sığma çabası işte, bazen can sıkıcı oluyor, ozaman koyuveriyorum kendimi..İsyann ediyorum.tüm öfkem dünyaya aslında..
Balık etli olunca böyle oluyo, bir kilo dahi alsan hemen göze batıyor.Keşke kilolu yada zayıf diye bir ayrım olmasa.Göbeğimizi hoplata hoplata gülebilsek, ama bu göze batacak bi durum olmasa.

.....
sevdiceğim komando olcak.Isparta eğirdire gitti.ve bugün ilk çarşı iznini kullandı, bana yazdığı ilk mektup, içindede bana gönderdiği ilk üniformalı fotoğrafları geldi.Heyecan üstüne heyecan yaşadım.Sevdiğim adam diye demiyorum bir insana bu kadar çok mu yakışır o kıyafetler..Çok gururlanıyor insan, ayrıca seve seve alışıyorsunuz bir süre sonra.burdan büyük ihtimalle dağıtıma doğuya gidermiş.İşte ozaman diyecek birşey bulamıyorum..susuyorum, hakkımızda hayırlısı olsun diyorum..

11.12.11

Bahtım kara imiş, ben napim.

Nasıl bir şans varsa bende korkmaya başladım artık.Hani birşey olur sürekli duyarsın ama kulak arkası yaparsın, başına gelmeyecekmiş gibi düşünürsün.Ama bi gün bi bakarsın o düşünmekten bile korktuğun şey başına gelmiş.yapacak birşey yok artık.Bir önceki yazıyı okuduysanız eğer tahmin etmişsinizdir. Evet sevgilime uzun dönem çıktı.Kaderin bize yaptığı hain bir sürpriz oldu.Şok oldum duyunca.Halada şoktayım diyebilirim.Çünkü hiç bu yönde hayal kurmadık..çünkü biz yaza ciddi ciddi evlenecektik..çünkü ona göre plan yaptık..Hayat bana ısrarla evde kaldıınn diye nispet yapıyor.
Başta ben istedim uzun dönem olsun diye, ama sevduğum adam istemedi.Bende o gün bugündür kendimi kısa döneme hazırlamışım deli gibi..bilseydim uzun dönem içinde planlar yapardım.Hatta bi kovada su hazırlardım, bu zamana kaadar soğurduda kaynar su boşalmazdı başımdan aşağı.


İlk duyduğumda çaresizlikten, karmakarışık duygularla saatlerce salya sümük ağladım.1 yıl boyunca göremeyecekmişsin, hiç haber alamayacakmışsın, kavuşamayacakmışsın gibi geliyor.Sonra bütün gece ben onu teselli edeceğime o beni teselli etti.Güzel şeyler söyledi:'Evde kalmıycan, alıcam seni.' dedi:) Şaka biyana aslında başka endişelerim var benim..Mesela acemilikten sonra usta birliğinin kötü biyere cıkma ihtimali de var.Yarın İstanbul tuzlaya gidecek.Şimdiden deli gibi boşluğunu hissediyorum.
İnşallah gittikten sonra bendeki bu korkular birbir uçar gider kafamdan.Herşeyi sorgulamayı başladım, .hayatı, askerliği, vatanı, milleti..Aklıma geldikçe gözlerim doluyor.Şimdiden usta birliğini bana yakın bir şehirde yapsın diye dualar ediyorum, yürekten, güçlü temennilerde bulunuyorum.

.............
Zor olacak ikimiz içinde, belkide hayatımızın en hasret dolu günleri bu günler olacak, ama sayılı gündür geçer, geçecek.

4.11.11

uzun dönem dedik sonra yok kısa olsun dedik, bedelli diyemedik ama sonunda asker dedik.

‎Her insan kendi hayatının başrol oyuncusu olmalı.' imiş.Geçen gün the holiday filmini izlerken orda bir yaşlı amcayla  Kate Winslet konuşurken yaşlı amca söylemişti bu sözü. Evet hayatıma giren kişileri kendim seçer, istemediklerimi de kendim çıkartırım hatta onlara kendim rol veririm hatta ve hatta istemediğim kişilere de kendım yol veririm demek isterdim cidden.Bana öyle bi rol verilmiş ki yaşıyorum yaşıyorum bi anlam veremiyorum..

Sevgilim askere gidecek ..o giderken yüreğimide onunla göndericem..sayılı gün çabuk geçer demeyin geçmiyor çünkü.Şimdi kafam rahat, çünkü sadece bir telefon kadar uzağımda..İstediğim her an olan biteni anlatabiliyorum.derdimi, sıkıntımı, sevincimi paylaşabiliyorum..ama o gidince içim acıyacak arayamıycam mutlu olcam paylaşamıycam, hevesim kursagımda kalacak..en çok bu canımı yakacak.Beklemeden bilemiyo insan ne fena bi durum olduğunu.İnsan bi garip özlüyo.. yanımda olsa sarmalamaktan boğabilirim o derece..kardeşimde gitti.sanırım kardeşimin uzun dönem olduğu için erkenden gitti.Gittiği gün sabah vedalaştım sonrada işe gittim.Önce oleyy ev bana kaldı hohoho diye sevindim ama sonra aklım başıma geldi..üzüldüm kısa değil baya uzun bi zaman yalnız başına napar ne eder diye.Akşam eve döndüğümde odamdaki masanın üzerinde en kıymetli eşyaları kolay kolay paylaşamayacağı jelleri, bakım kremleri duruyordu.Bu demek oluyorki bana bıraktı hepsini.İlk gördüğümde üzüldüm tabi içim acıdı.Onları bırakırken ''nasıl olsa uzun bi süre gidip gelmicem, evde saklasam bozulcak en iyisi ablam kullansın'' demiştir kesin.Allah yardımcıları olsun inşalah.Zor günler bizi bekliyor.

Dert bitmiyor abi..sudan çıkmış balık gibiyim.Ben böyle 5 ay bekliycem diye hayal kurarken uzun dönem çıkarsa diye ödüm kopuyor.


------
Kendime söz verdim o askerdeyken ben sabırla onu beklerken üzülmiycem, ağlamıycam, bol bol kitap okuyup yemek yapmayı öğrenicem:p ilerde aç kalmamak için.Harıl harıl ders çalışıcam okulu bitiricem.....bla bla bla

23.8.11

İyiydim ben evde tek başıma

Evet sonunda bizimkiler memlekete gittiler ben aylardır aslında bunun hayalini kurmuşum içten içe.Geçen seneki gibi yapmıycam her gece şişenin dibine vurucam  dermişim..Bugün kendime bi kıyak yaptım aldım votkamı çerezimi koştum eve..Sevgilimle tartıştık..ondan içmıyorum aslında anca fırsat bulabıldım.yada kendimi kandırıyorum..herneysede şuan kendimle başbaşayım.sanki nazar değdi bize..eşşeklik yaptım tabi oda var.Çok beklenti içine girdim suyu bile içerken neden önce bana sormuyor diye sorun ettim kendime.Ama bu neden bu kadar büyük mesele haline geldi anlamadım..Anlamlandırmakda istemiyorum..herşey tabiki eskisi gibi olmayacak ama ilişkinin temeli sağlam olmalı..diyorumm diyorum ama kabullenemiyorum.ne olursa olsun mutsuz olduğunu bilmek kalbimi acıtıyor.


İlişkilerde neden tartışınca eskılerde kalan olaylar dallanıp budaklanıp dile getirilir anlamıyorum.Bu bi savunma  taktiğimidir? yoksa kendini avutma mı? herneysede bundan nefret edıyorum.Ozaman akılınız nerdeydi, diyesim gelıyo..bitsin istiyorum bu içimdeki gel gitler..buaralar bitmesini istediğim çok şey var..sıcaklar, okulum, gelecek tasam, evde kalma korkusu:d hepsi bitsin.
Haftasonuna geliyo bizimkiler.Alışmıştım bu duruma ne güzel keyfim yerindeydi.Şimdi yine sorumluluklar başlayacak.Yengem gardiyanlar geliyor diyo haklı olarak.

Yalnız kalmak hem iyi hem kötü oldu galiba.Yalnız takılınca insan daha çok düşünüyo..Bunalım hali oluyo sürekli.Taki biri sizi uyandırana kadar devam ediyo bu böyle.Ben daha çok evde zaman geçirdim.Kafa dinlemedim daha çok kafa yordum.İnsan nasıl kafa dinler ya.Herşeyden kaçıp tanıdık kimsenin olmadığı mekanlara yada şehirlere sığınarak mı??


------

Yukardaki yazıyı ramazandan önce yazmıştım ama yayınlayamamıştım.Geldi bizimkiler.Eski yaşantıma yeniden döndüm.Akşam tavuk gibi yatıyorum erkenden.Sabahda uykumu almış bi şekilde uyanıyorum.Eve geç kalmıyorum...falan filan işte..Anlıyacağınız hayatım baya bi düzenli.Sevgilimle aramız da iyi.

'Keyfin yerinde yani' diyosunuz ama değil hep bişeyler eksik.yetinmeyi bilemedim.

,,,,,,,

Bu arada Nisan okula gidecek bu sene.Heyecanlıyım.İnanasım gelmiyor.Okadar büyüdü ve kreşe gidecek hanımkız.Artık evde sıkılıyorum diyemeyecek.

24.5.11

Usandım...

Daha azönce abimin dolduruşuna gelmiş yeğenim  'git burdan gelme artık bize, istemiyorum seni..' diye resmen kovdu beni evlerınden.Nefret ettim abimden.Ne olursa olsun insan böyle bişeyi nasıl yaptırabilir.O benim herşeyim, canımdan kıymetlim, uğruna canımı bile vereceğim meleğim..ben onu bu kadar önemserken o beni nasıl kırdığının farkında bile değil,..Nasılda kahroldum söylediği her kelimede..Zor tuttum kendimi ağlamamak için..
O kadar çok sorunlarım varki buaralar, bu sözler son damla oldu patlamama.İşyerınde çok mutsuzum, evde de aynı, sevgilimle görüşemıyorum bu en büyük sıkıntımız.İznim yok..kendime zaman ayıramıyorum.bloguda ondan boşladım bayadır. bunaldım artık herşey üstüme üstüme gelıyor.çekip gidecek hiçbiyerımde yok..öyle bi lüksümde yok..


Oysaki mutsuz bır ilişkiden mucize gibi kurtulduğum günden sonra benim için herşey vız gelirdi..Şimdi bakıyorum hayat beni bıktırmak için zorluyor.Ama başardı da,.herşeyden herkesten bıktım.İnsanları tanıyamıyorum.Ağırıma gidiyor heryeni gün  yeni yüzlerini görmek kendime olan güvenimi sarsıyor.Hiç beklemediğim zamanlarda o çok iyi tanıdığım insanların yabancı bakışlarını hissetmekten sıkıldım.Kime nasıl davranmam gerektiğini kestiremiyorum artık..Bu kadar zayıf düşmek bile zoruma gidiyor.Biyerden bi dal bulup tutunamıyorum, çünkü yok...

17.4.11

Durdum durdum turnayı gözünden vurdum.

Hani biriyle tanışırsın etkilenirsin ama o an hayatın şartları sizi birleştirecek durumda değildir.Yıllar sonra tekrar karşılaşırsınız.Normal yaşamında gördüğün kişilerden çok farklı biri.Hayata bakış açısı bambaşka.
Büyülenirsiniz.Başta arkadaşsınızdır, araya bi mesafe koymaya çalışırsın, her hareketini, kafandan geçen her sahneyi kontrol altına almaya çalışırsın.Ama zamanla kendine de beyninede hükmedemezsin.Bi bakmışsın koca bir bulutun üstündesin..İşte ben şuan tamda o bulutun üzerindeyim.Mutluluk huzur sevgi şefkat aşk...hepsi var.
Ben nasıl kapıldım bilemiyorum..Önce konuşmalarına sonra huyuna suyuna kapıldım, galiba.

Yolculuk yaparken otobüs duraklarında birbirine sarılan sevgililerin hissettiği duyguları hissetmeyeli baya olmuş.Hepde imrenmişimdir onlara..Hayat çok garip!bide süprizlerle dolu.Bizi tesadüflerin biraraya getirdiğine inanmıyorum aslında, kader diyip geçmekde istemiyorum.Ama benim bi hikayem varsa, birgün onunda buna dahil olacağını aklımın ucundan bile geçiremezdim.Heryerde aşkın insanı mahvettiğini acı çektirdiğini hayatnı kararttıgıını falan okuyorum..buna inanmıyorum demiycem ama ben tamtersini yaşıyorum.Sanırım doğru insanı bulduğum için böyle hissediyorum.
-Daha yolun başındasın, diyenler, sonralarımızı da yazıcam işallah:) 


Aşkı anlatmadım, aşkımı anlattım ben.Çünkü aşkın tarifi evrenseldir.öyle kelimelerle izahıda çok zor bi duygu olduğu için ne yazarsam yazayım tam anlamıyla ifade edemiycem.Kısacası aşık olmak güzeldir.)

15.4.11

Bahar geldi, Nisan Geldi, İçimde binbir umut

mazeretim vaarr asabiyim ben.
bu blogun hali ne allah aşkına.bigün giriyorum bigün giremıyorum..evde giremiyordum işte girebiliyordum ama artık hem evde hem işte giremıyorum.İmdaatttttt..
ne güzel yazıyorduk niye birileri illa huzur bozacak.İran devleti gibi oluyoruzya o yüzden rtük ota boka kapatma cezası veriyor.

Yazacak pek zamanım olmadı hem bide bu ceza olayı canımı sıktı yazasım gelmedi hiç.bahaneye bakın.neyse...
geçen hafta başımdan bi olay geçti hemen anlatmak ıstedım herzamankı gibi ama olmadı.Şimdi anlatıyorum.bazen sürekli damarıma basıyor birileri..insanlarla uğraşmak ne kadar zor ne kadar stresli çok sıkılıyorum onlardan ..Bi kadın geldi oğluna resim çektirmek için önce fiyat hakkında bilgi aldı, çok pahalı dedi,hatta başka fotoğrafçı varmı diye sordu bende 2 sokak ileride var diyemezdim heralde bir fotoğrafçı olarak.ama ona rağmen çektirdi.Kadın hoş giyimli modern biriydi.Dış görünüşe aldandım hoş bayandır kibardır falan diye aklımdan geçirmiştim.Ama yanıldım.Resim çıktıktan sonra aldı eline, 'çok çirkin bi resim hiç beğenmedim?' dedi ve fırlattı resmi.ayrıca ücreti öderkende aynı şekilde yaptı.Bende mal mal baktım, bi anlam veremedim başta.Şaşkınlık ve üzüntü içinde kalakaldım. bişey diyemediğime üzüldüm..İnsanların bencilliğini hiç bu kadar derin hissetmemiştim.Bide çirkin çıkmış demezlermi! ya olanı çekiyorum, zaten resimdede neysen o çıkıyor.çalışılan işlerin statü farketmeksizin saygı gerektirdiğini anlayamayan bi toplumda yaşıyorum.her an herşey olabiliyor..

bide 'kel' bi müşteri geldi geçen gün.yine ücret sorma kısmına gelince 'kellere indirim yok mu dedi?'- 'hayır yok diğer insanlarla aynı statüdesiniz dedim.:)
-ya hep böyle yapıolar bize ayrıcalık tanınmalı saçımız yok diye dedi.kendince espri yaptı .ama yazık ya
berberde bile normal saçlı bi insanın yaptırdığı saç traşı kadar ücret ödüyolarmış.saçı yok diye bu kadar fazla beklenti içinde olan bi insanıda ilk defa gördüm.:) kel kafalı diye ayrı bi insan grubuna sokuyoruz zaten seni, ayrıcalık budur işte.

Başka enteresan bir olay daha anlatıcam.İşyerinde kocaman akvaryumumuz var.İçince 4 tane balık besliyoruz bunlar köpek balığı ve biride pirana.Her gelen müşteri akvaryuma şaşkın şaşkın baakar bi süre.sonra işini halleder arada gözü akvaryuma kayar.hep aynı sahneler. bide hep aynı sorular:
-bu balıklar yenirmi?
-neyle beslenir bu balıklar?
-bunlar bu kadar büyük değil dimi!cam mı bu kadar büyük gösteriyor!
-tatlı su mu bu?
-aldığınzdada bu kadar büyüklermiydi?
-cinsi ne bu balıkların?
-bunlar birbirlerini yemiyorlarmı ?

balık severlerin en sık söylediği sözde şu 'bunlar tam mangallık olmuş yaw.!':)

artık aynı soruları duymak sıkıyor insanı.Bir kağıda yazıp asmayı düşündüm ama espride kaldı sadece.Ama onlara dokunmak, yem yerken onları izlemek kavgalarına şahit olmak harika bişey.Resimlerini sizinle paylaşıcam mutlaka.


...........ohhh yazda geliyo..içim umut dolu..hayatımda iyi giden şeylerde var.mesela işimi çok seviyorum..bidee bazı süprizler oldu hayatımda..yazıcam onlarıda bidaaki yazımda....

23.2.11

Bigün bende o topuklu ayakkabılarda salına salına yürüycem.:)



Geçen hafta sağ elimde kırmızı leke halinde kızarıklıklar ve şişkinlik oluşmaya başladı.Gittikçe rahatsız oldum.Doktora gittim kan tahlili için kan verdim.Zaten kansızlıktan ölcem, toplam 3 tüp kan aldılar.Neyseki bu defa bayılmadım.gayetde iyiydim.sonra röntgen çektirdim.Doktor bile anlamadı ne olduğunu.Gerçi bizim burası sürgün yeriymiş bütün sürülen doktorlar buraya gönderiliyormuş.Normal değil yani birçoğu.Dahiliyede bi bayan doktor var.ilkokul çocukları gibi saçları ortadan ayırmış iki yanına toka takmış sakallı bıyıklı şişko bişey..hastalarıyla sorunsuz geçen günleri cok azmış.hatta sekreterlerlede anlasamadığından onun sekreteri yok, her işini kendi başına yaıyor..benim gittiğim günde aynı şekilde sorun çıktı deliler gibi sesli sesli kahkahalar atıp konusuyordu.psikolojik hastalar gibi.böylelerinin aklından şüphe edemem, çok zekidir eminim ama bu nasıl bi devlettir ki böyle ruh hastalarını böyle bi ortamda bulunduruyor!!Sonradan öğrendimki zamanında abimde tartışmış o kadınla.hatta çok komık bi durum olmuş.Normalde abim kolay kolay doktora gitmez.bi gün grip olduğu için gitmiş, tamda o kadın doktora denk gelmiş.Kadın abime demiş ki 'böyle basit bir burun akıntısıyla gelip beni meşgul ediyosun.' abimde 'sen ne işe yarıyorsun peki' demiş.:d
kadında 'sen benim işime karışamazsın' demiş.öyle bir diyalog geçmiş aralarında.

.........
Doktor ilaç ve krem yazdı.kullanıyorum, yalnız işkence gibi geliyor.bişey farkettim, eskisi gibi değildi hastane.sırtımda yük gibi değil tam tersiydi bu defa.ama yinede allah kimseyi düşürmesin, onsuzda bırakmasın bizi diyorum..
haftasonu patronumun oğlunun nişanı vardı.topuklu ayakkabılar, ince çorap, elbise, kuaför.....hiç bana göre değil.nasıl yürüycem nasıl oynıycam derken geçti gitti.Ayaklarım mahvoldu topuklu ayakkabıdan.Kadınlar için en önemli aksesuar, insanın duruşu değişiyor ama ayak düz tabana alışkın olunca acısı çok fena çıktı.Bide nedense kendimi herkesten uzun hissediyorum topuklu giyince.böle deve gibi bişey oluyorum sanki.dengemi kurmakta bile zorlanıyordum.heran yere yapışma korkusuyla yaşadım bütün gece boyunca..bazı kadınları görüyorum öyle salınıyorlarki o ince topuklarla, sanki doğduklarında allah tarafından o yetenekle beraber doğmuşlar gibi.evet çok güzeldi ama işkence gibiydi.

bu haftaki dileğim:
güzel olan herşey aynı zamanda acısız ve yan etkisiz olsun lütfen.

....yazarken imla kurallarını çiğneyip geçtim..:) yasaklar ne için varmış çiğnemek için ..bende öyle yaptım.

26.1.11

Utanmasam bizim evden İzmir'e metro istiycem, o derece doyumsuzum

Şimdi bişey diycem adım doyumsuza çıkacak..Her sabah aynı saatte uyanıp işe gitmek yoğun iş günü sonrasında eve dönmek, evde dinlenip sonrada uyumak..ne kadar güzel aslında ama bu saydıklarımı 2 ay boyunca hiç şaşmadan aynı tempoda yapınca monotonlaşıyor.Evet hayatım monotonlaşmış ve sıkılmaya başladım.Düzen hiç değişmiyor hep aynı..Ne kadar doyumsuzum diyorum kendi kendime.Oysa daha düne kadar herşey güllük gülistanlıktı..Böyle tuhaf bi doyumsuzluk, ne istediğini bilmeyen, arada boşluk hissi, aksini bilsemde buna kendimi ikna edemiyorum.. bazen huysuz, ottan boktan nem kapan cins bişey oldum..ne yapayım oluyor böyle hiç akılda yokken.Mesela azönce en sevdiğim insanla konuştum telefonda ama telefonu kapatana kadardı o sevincim, gülen yüzüm..Yapmacık değil  tabiki yeterki içimden gülümsememi sağlayan insanlar olsun çevremde.İnsanın doğasında var hep fazlayı isteme arzusu biliyorum ama ben böyle zamanlarımı hiç sevmiyorum.Nisan oyuncaklardan bıkıp ev eşyalarına yönelince hatta onlarda doyurmayıp mutfağa saldırınca çok kızıyorum ona ve bu durumunun her istediğini verdiğimizden kaynaklandığını düşünüyorum bazen.Ona bakarsan bende onun yaşadıklarının yüzde birini bile yaşamadım..hadi onu anladım da ben niye bu kadar doyumsuzum!

Bazı duyguları hissedebilmek için yoğun yaşamak istiyorum, ertelemeden.. belkide bu doyumsuzluk o nedenden kaynaklanıyor..işyerinde gelen her müşteriye dikkat ediyorum kendini ifade edebilen, gözlerin içine bakarak konuşabilen okadar az insan var ki..Benim için bu çok önemli tabi anlamak isteyene görebilene..
Çevremdekiler ve bende dahil sürekli bi koşturmacanın içindeyiz.Neyi tadına vararak yaşıyoruz? Sabah işe gider gitmez iş telaşı başlıyor zaten, sonra kahvaltıyı boş bi araya sıkıştırıyorum, gelişigüzel yedikten sonra, sabahın ilk sigarası tüm günümün içine etmeyi başarıyor zaten..Aslında herşey çok güzel işimide seviyorum ama dedim ya herşey kahvaltım gibi gelişigüzel, geçiştiriyorum.Tadına varmadan, bişey anlamadan.'şimdi yada asla' diye bir film vardı.izlemedim ama adı aklımda kalmış..hayat felsefem bu olsa keşke.

ağlamakmı geliyor içimden bunu en yoğun haliyle yaşıyorum, çünkü yanlızken gözyaşlarım daha özgür  oluyor.Ertesi sabah uyanınca ne kadar çirkin olsamda yapıyorum bunu.Aşık olduğumdada aynı şekilde doya doya yaşamalıyım.kavgalarımda aynen öyle olmalı tıpkı arabesk şarkılarının kliplerindeki gibi mutlu sonla biten..

sorumsuzluk hakkımıda kullanmak istiyorum.. doyasıya.Bol bol sorumsuz davranmak, vurdumduymaz olmak yeri gelince 'salla gitsin' demek istiyorum..bütün bunların bedelinide sonra katmer katmer alırım biliyorum!o yüzden dengeyi tutturup dolu dolu yaşıycam ben.)
Başlığımda İzmir dedim çünkü insanda aşk etkisi yaratan bir şehir.Bu aralar hep gidesim var..