Aslında pekte yazasım yok.Ama söylemezsem içimden geçenleri hapsedersem yüreğime herşey dahada kötü oluyor ve zaman gecmek bilmiyor .Ağırlaşmaya başlıyor hayat ve en çok da kendim..hiç bir sebep yokken...düşündüm de yaşadıklarımız ne kadar da çok benziyor birbirine...yalnız olmadığımı anladım...ama biliyorum ki aslnda yalnızız...ne sen beni anlayabilirsin,ne de ben seni.İşte böyle durumlarda içimde gitmek duygusu kabarıyor, takılıyor saatler bir noktada.Yaşadığımız düzeni yıkıp,yeni bi düzen kuracak kadar asi bir düşünce!Yeni bir hayat,yeni başlangıçlar,farklı insanlar..Her zaman beynimizin bir köşesinde herşeyi bırakıp gitmek yok mudur?Terkedip gitmek zorunda kaldınızmı hiç?Peki neleri terkettiniz?Bir şehri,bir hayatı,bir toplumu bırakıp uzaklara gitmek!!Mesela ben terk etmek zorunda kaldım;çocukluğumu,ergenliğimi,bunalımlarımı,sevinçlerimi bile terketmişimdir.Ama hiçbirşeyi bilerek terketmek zorunda kalmamışımdır.Peki neden gitmek isteriz ki?Doğdumuzdan beri kendi çabamızla kurduğumuz bir düzenimiz varken,nelerden kaçarız?Terkedilmemek için mi terkederiz??Geçenlerde 'Hayatını Satan Adam' diye bir yazı okudum.Adam tüm mal varlığını bilmem kaç dolara satıyormuş.Sadece üzerindeki kıyafetleri ve pasaportuyla hiç kimsenin onu tanımadığı, o'nunda kimseyi bilmediği bir yere gitmek istiyormuş.Ve almış başını gitmiş,Hiçbirşeye,hiçkimseye -Eyvallah- demeden.Bu kadar asi bi kararı almasının nedeni ise karısının adamı terketmesiymiş.'Vayy be' dedim.Adam çok seviyormuş demek ki.İşte bir kadının erkek hayatında en büyük yan etkisi budur.Ben adamın yerinde olsam bir bayan olarak aynı şeyi yaparmıydım?bilemiyorum.Ama ne olursa olsun asil bi karar bence.

