23.2.11

Bigün bende o topuklu ayakkabılarda salına salına yürüycem.:)



Geçen hafta sağ elimde kırmızı leke halinde kızarıklıklar ve şişkinlik oluşmaya başladı.Gittikçe rahatsız oldum.Doktora gittim kan tahlili için kan verdim.Zaten kansızlıktan ölcem, toplam 3 tüp kan aldılar.Neyseki bu defa bayılmadım.gayetde iyiydim.sonra röntgen çektirdim.Doktor bile anlamadı ne olduğunu.Gerçi bizim burası sürgün yeriymiş bütün sürülen doktorlar buraya gönderiliyormuş.Normal değil yani birçoğu.Dahiliyede bi bayan doktor var.ilkokul çocukları gibi saçları ortadan ayırmış iki yanına toka takmış sakallı bıyıklı şişko bişey..hastalarıyla sorunsuz geçen günleri cok azmış.hatta sekreterlerlede anlasamadığından onun sekreteri yok, her işini kendi başına yaıyor..benim gittiğim günde aynı şekilde sorun çıktı deliler gibi sesli sesli kahkahalar atıp konusuyordu.psikolojik hastalar gibi.böylelerinin aklından şüphe edemem, çok zekidir eminim ama bu nasıl bi devlettir ki böyle ruh hastalarını böyle bi ortamda bulunduruyor!!Sonradan öğrendimki zamanında abimde tartışmış o kadınla.hatta çok komık bi durum olmuş.Normalde abim kolay kolay doktora gitmez.bi gün grip olduğu için gitmiş, tamda o kadın doktora denk gelmiş.Kadın abime demiş ki 'böyle basit bir burun akıntısıyla gelip beni meşgul ediyosun.' abimde 'sen ne işe yarıyorsun peki' demiş.:d
kadında 'sen benim işime karışamazsın' demiş.öyle bir diyalog geçmiş aralarında.

.........
Doktor ilaç ve krem yazdı.kullanıyorum, yalnız işkence gibi geliyor.bişey farkettim, eskisi gibi değildi hastane.sırtımda yük gibi değil tam tersiydi bu defa.ama yinede allah kimseyi düşürmesin, onsuzda bırakmasın bizi diyorum..
haftasonu patronumun oğlunun nişanı vardı.topuklu ayakkabılar, ince çorap, elbise, kuaför.....hiç bana göre değil.nasıl yürüycem nasıl oynıycam derken geçti gitti.Ayaklarım mahvoldu topuklu ayakkabıdan.Kadınlar için en önemli aksesuar, insanın duruşu değişiyor ama ayak düz tabana alışkın olunca acısı çok fena çıktı.Bide nedense kendimi herkesten uzun hissediyorum topuklu giyince.böle deve gibi bişey oluyorum sanki.dengemi kurmakta bile zorlanıyordum.heran yere yapışma korkusuyla yaşadım bütün gece boyunca..bazı kadınları görüyorum öyle salınıyorlarki o ince topuklarla, sanki doğduklarında allah tarafından o yetenekle beraber doğmuşlar gibi.evet çok güzeldi ama işkence gibiydi.

bu haftaki dileğim:
güzel olan herşey aynı zamanda acısız ve yan etkisiz olsun lütfen.

....yazarken imla kurallarını çiğneyip geçtim..:) yasaklar ne için varmış çiğnemek için ..bende öyle yaptım.

26.1.11

Utanmasam bizim evden İzmir'e metro istiycem, o derece doyumsuzum

Şimdi bişey diycem adım doyumsuza çıkacak..Her sabah aynı saatte uyanıp işe gitmek yoğun iş günü sonrasında eve dönmek, evde dinlenip sonrada uyumak..ne kadar güzel aslında ama bu saydıklarımı 2 ay boyunca hiç şaşmadan aynı tempoda yapınca monotonlaşıyor.Evet hayatım monotonlaşmış ve sıkılmaya başladım.Düzen hiç değişmiyor hep aynı..Ne kadar doyumsuzum diyorum kendi kendime.Oysa daha düne kadar herşey güllük gülistanlıktı..Böyle tuhaf bi doyumsuzluk, ne istediğini bilmeyen, arada boşluk hissi, aksini bilsemde buna kendimi ikna edemiyorum.. bazen huysuz, ottan boktan nem kapan cins bişey oldum..ne yapayım oluyor böyle hiç akılda yokken.Mesela azönce en sevdiğim insanla konuştum telefonda ama telefonu kapatana kadardı o sevincim, gülen yüzüm..Yapmacık değil  tabiki yeterki içimden gülümsememi sağlayan insanlar olsun çevremde.İnsanın doğasında var hep fazlayı isteme arzusu biliyorum ama ben böyle zamanlarımı hiç sevmiyorum.Nisan oyuncaklardan bıkıp ev eşyalarına yönelince hatta onlarda doyurmayıp mutfağa saldırınca çok kızıyorum ona ve bu durumunun her istediğini verdiğimizden kaynaklandığını düşünüyorum bazen.Ona bakarsan bende onun yaşadıklarının yüzde birini bile yaşamadım..hadi onu anladım da ben niye bu kadar doyumsuzum!

Bazı duyguları hissedebilmek için yoğun yaşamak istiyorum, ertelemeden.. belkide bu doyumsuzluk o nedenden kaynaklanıyor..işyerinde gelen her müşteriye dikkat ediyorum kendini ifade edebilen, gözlerin içine bakarak konuşabilen okadar az insan var ki..Benim için bu çok önemli tabi anlamak isteyene görebilene..
Çevremdekiler ve bende dahil sürekli bi koşturmacanın içindeyiz.Neyi tadına vararak yaşıyoruz? Sabah işe gider gitmez iş telaşı başlıyor zaten, sonra kahvaltıyı boş bi araya sıkıştırıyorum, gelişigüzel yedikten sonra, sabahın ilk sigarası tüm günümün içine etmeyi başarıyor zaten..Aslında herşey çok güzel işimide seviyorum ama dedim ya herşey kahvaltım gibi gelişigüzel, geçiştiriyorum.Tadına varmadan, bişey anlamadan.'şimdi yada asla' diye bir film vardı.izlemedim ama adı aklımda kalmış..hayat felsefem bu olsa keşke.

ağlamakmı geliyor içimden bunu en yoğun haliyle yaşıyorum, çünkü yanlızken gözyaşlarım daha özgür  oluyor.Ertesi sabah uyanınca ne kadar çirkin olsamda yapıyorum bunu.Aşık olduğumdada aynı şekilde doya doya yaşamalıyım.kavgalarımda aynen öyle olmalı tıpkı arabesk şarkılarının kliplerindeki gibi mutlu sonla biten..

sorumsuzluk hakkımıda kullanmak istiyorum.. doyasıya.Bol bol sorumsuz davranmak, vurdumduymaz olmak yeri gelince 'salla gitsin' demek istiyorum..bütün bunların bedelinide sonra katmer katmer alırım biliyorum!o yüzden dengeyi tutturup dolu dolu yaşıycam ben.)
Başlığımda İzmir dedim çünkü insanda aşk etkisi yaratan bir şehir.Bu aralar hep gidesim var..

19.1.11

Uzun bir ara verdim, ayıp ettim

Epey olmuş yazmayalı, günler geçmiş hatta ay olmuş.utandım valla kendimdem.İçimde bloguma karşı bi sorumluluk var yerine getiremeyince böyle zoruma gidiyor.) Ama işe girdiğimden beri yoğun bir hayatım var.Yaşamaktan yazmaya zamanım kalmıyor.Mutluyum, huzurluyum..Tam hevesleniyorum yazmaya araya başka birşey giriyor boşver biara yazarım diyorum ama  birtürlü olmuyor.

Bu durumda birazda okur olma zamanının geldiğini kendime hatırlatsam da olmadı onuda beceremedim .
İşimi çok seviyorum ve her gün severek gidiyorum.Bu sene benim yılım oldu galiba.senden çok şey bekliyorum hadi bakalım dedim..yüzümü kara çıkarmadı.

Geçen hafta doğum günümü kutladık.Bi yaş daha yaşlandığımı üzülerek belirteyim.Doğum günlerimde kendimi özel hissetmek, hediyeler almak gibi çok fazla beklenti içine girmiyorum hatırlanmak dışında.Garip bir hüzün yaşadım o gün.Yaş ilerliyor diyemi yoksa kazık kadar oldumda bi baltaya sap olamadığımdan mı bilemiyorum.İlk başta bana çok anlamsız geliyor kutlamalar falan ama sonradan çevremde sevdiğim insanların bana 'iyiki doğdun, iyiki varsın, nice yaşlara'  gibi güzel cümleler kurmaları bu günün içimde önemli olduğunu hissettiriyor.Öyle ahım şahım bi kutlama olmadı, evde kutladık.patronum ve yengem doum günü pastası almışlar.2 pastayla girdim bu yaşıma.Her yaş günümde 'kutlanmalımı yoksa kutlanmamalı mı?' diye kafamda kendime sorup dururken bir yandanda karamelli pasta hayali kurarım hep.Bu senede karamelli pastam vardı.

......
Buarada blogumun adresini değiştiricem yakında, faceden de gereksiz herkesi sildim, son olarak telefon numaramı değiştirmek kaldı, birde yeni msn adresi aldım.Hayatımda yeni değişiklikler yapıyorum yavaş yavaş.Hüzünlerden kurtuldum artık varsın olsun aksaklıklar en azından ne istediğimi biliyorum.Daha kontrollü bi hayat..her şeyden ders aldım, tecrübeliyim artık.eskiyi silip yepyeni bir pencereden bakıyorum hayata.



1.12.10

Sonunda oldu ve herşey yolunda

Memleket turum sona erdi.Süper şeyler oldu.Giderken tanıdık bir aile ile beraber gittim özel araçla gittiğim için çok güzel ve rahat geçti yolculuğum.Hatta biyerde durup piknik bile yaptık.Ama gelirken çok yorucuydu yinede özlemişim yolculuk yapmayı.İri kalçalı bi teyze yan koltuğa oturana kadar herşey güzeldi.Bu teyzelerin suratında nedense sürekli bi memnuyetsizlik var sanki o koltuklar yıllarca onların altında ezilmemiş, yıllarca onlara hamallık yapmamış gibi..Yol boyunca cama yapıştım kaldım.İçerdeki gürültü yetmiyormuş gibi birde teyzenin horlaması tam bi kabus gibiydi..Yanımda pembe şirin mp3 üm bide otobüste tv nin olması çok iyi oldu.Kulaklığı kulağıma takınca ne zır zır ağlayan çocuk seslerini nede vır vır konuşan kadınları duyuyordum.Cumartesi eve döndüm.Gelir gelmez net kesildi borcundan dolayı.Neyseki hallettik.Yengem sağolsun.Süperlerden biri iş konusunda oldu.Memleketteyken eski çalıştığım fotografçı şirketinden patronum aradı.(Naci değil ha..diğer ortak.)Ve ben işe başladım.Eski meslek fotoğrafçılığa, sevdiğim işe geri döndüm.

Gelelim asıl meseleye...
Ben memlekete gidiyorum diye nişanlımda geldi tatil bahanesiyle.Hemen hemen 4-5 gün sürekli görüştük.Her görüşmemizde ayrı bi kaosla evlerimize dönüyorduk.Kavga, gürültü, stres ve üzüntüden ne ablama ne de canım dostuma içimden geldiği gibi zaman ayırabildim.Kavgaların detaylarını tek tek anlatmak istemiyorum.Geçti gitti.Ve ben 'benim için imkansız' dediğim olayı gerçekleştirdim.Ayrıldım.Oraya giderken kafamda böyle düşünceler yoktu..dedim ya imkansızdı, demekki gerçekten hiçbirşey imkansız değilmiş.Ne korkular ne sıkıntılar yaşadım bitirdiğim için ama herşeye değdi ve ben çok mutluyum şuan.Canım ablam, eniştem, canım dostum, canım yengem en büyük destekçim oldular, teyzem ve eşide aynı şekilde.Annem ve babamın tepkileri başta olumsuzdu ama karşı tarafı anlattıkça ve benim kararlılığımı gördükçe durumun ciddiyetini anlamaya başladılar.İçimdeki özgürlüğü, heyecanı yeniden kazandım yeniden doğdum sanki.Yıllardır birinin esiri gibi yaşamışımda serbest kalmışım gibi.O kadar büyütmüştüm ki bu durumu gözümde, madem yapamıycam karşı tarafın bitirmesini beklerim dedim.Ama öyle bişey ki kabullenmek istemiyor bi türlü.Oysa herşey kötü gidiyordu aramızdaki sorunlar devleşmeye problemlerde acı tat vermeye başlamıştı uzunnn zamandan beri...bunu ne ailesi ne de kendisi anlamak istemedi.Ayrılınca kötü ben oldum tabi onlar tarafından ama ben bunları hiç düşünmüyorum çünkü olması gereken oldu.Çok dua ettim ve dualarım kabul oldu.
Mutluyum, huzurluyum...size yazmak için acayip sabırsızlandım.Hayatımda herşey yoluna giriyor.Nazar değmez umarım.
Artık tek başıma şarkı dinleyebiliyorum, gece kafamı yastığa huzurla koyuyorum, umutsuz değilim Hani hep derdim ya 'tam anlamıyla mutlu olamıyorum.' diye..Artık öyle değil.. en azından şimdilik..içim kıpır kıpır..


...................
Bugün yeğenim Nisana oyuncak bi lap top aldım, almaz olaydım..kafamı şişirdi, cırtlak sesli bi kadın konuşup duruyor her düğmeye bastığında, ama almasaydım benim lap top elden gidecekti.Çünkü hergün bücürle kavga ediyoruz benim lap top yüzünden.Sırf onun için kaç gündür yazımı yazamadım.Neyseki kandırdım bugün.Ne kadar başımı şişirsede...)

Haris Alexiou-i diki mas (şarkının adı böle sanırım) son zamanlarda en çok dinlediğim en güzel şarkı.dinlemek lazım.

6.11.10

Her Mevsim İçimden Gelir Geçersin

Buraya hep mutsuz mutsuz takılmak istemiyorum aslında.iş yok güç yok, para yok pul yok...monoton bi hayat..etrafımdakilerde hep mutsuz, umutsuz, dengesiz..
Haftaya  memlekete ablamın yanına gidiyorum.Orda biraz kafa dağıtmak istiyorum.Yinede tam anlamıyla mutluyum diyemiycem.Ya bu benim kanımda var heralde..Tam bi mutluluk hali mümkünmüdür arkadaşlar!Sizi bilmem ama kendi şahsım adına hiç o duyguyu tadamadım.Herşey güzel giderken bi baktım sap gibi kalmışım ortada..ne gelen var ne giden ne de beni sallayan, bi bakıyorum herşey aynı değişen hiç bi p.k yok.Önce geçer deyip kendimi teselli ettim ama zamanla baktım içimde örümcek gibi salmış ağlarını.

Ama çevremdeki insanlara karşı da sürekli sorunlu insan imajı da vermek istemem..en azından bunun için çaba gösteririm, ne kadar doğru bilemem tabi.
İçten bakışlar içten gülüşler sergilemek istiyorum ama bi kaç gülüşten sonra kendi içime dönüyorum tekrar çaresiz derin duyguların içinde boğulmaya başlıyorum.sessizleşiyorum gün geçtikçe.Halbuki ne kadar çok çaba sarfediyorum kimse anlamasın diye günden güne yeni maskeler üretiyorum yeni olaylara karşı kendi ellerimle.Tek kişilik dev bi kadrom var yani anlıyacağınız.
Ama gece olunca kafamı yastığa tek başıma koyuncaa belirir o gerçek duygular.Çok zor çokk. İşte o an yük üstüne yük biniyor.

......
Eskiden akşamları uyurken mp3 dinlerdim iyi gelirdi şimdi şarkı dinlemek bile istemiyorum.Oysa öyle güzel bi mp4 üm varki artık.Pembe şirinmi şirin bişey.canımdan öte biri aldı.Ben anca tetris oynuyorum uyumadan önce bide sabah uyanınca.Ben artık şarkı dinleyemiyorum yalnızken helede akşam olunca.

Offf amma bunalım takıldım..ya böleyim işte ben..içimdeki insan bu! ben napim.benim gibiler var ama dimi..Burdan hepinize selam ediyorum.yalnız değiliz yani.

ama çok şükür ki benim dünya tatlısı güzeller güzeli yeğenim var evde.çocukla çocuk oluyorum diycem ama o çocuk deil artık kocaman kız oldu.iyiki var iyikii.

5.10.10

Kahvaltı Vakti ve Yeni Bir Mim

Pazartesi;

Söylemesi ayıp çok da güzel uyanmışm, bir görseniz yanaklarım al al..Hemen kendime üçü bi arada yaptım..Bacaklarımı ortadan ayırıp tavana baktım..Ne düşünsem ne düşünsem diye düşündüm.Hep dedim iyi şeylermi düşünücem, birazda kötü şeyler düşünüyüm dedim..öyle ya, ben gey miyim ki hep iyi şeyler düşünüyüm?..Ecinnileri düşündüm..Onlar ne ya?..Nasıl tipler?.. Kapkara şeyler..Bunlar niye ortdadaki? diye düşündüm.Bunları ortadan kaldırmanın yolu yokmu ? diye düşündüm..Düşündümde düşündüm ..'' Allah sizin belanızı versin'' diye konuyu kapattım...Uyumuşum..


......

Uykusuzu en çok Fırat için alıyorum.Bu yazıyı da Engin Günaydın'ın Uykusuz dergisindeki Kahvaltı Vakti köşesinden aldım.:)

......

Gelelim asıl konumuza.Sevgili Son Vagon yazarı Stumscream beni mimlemiş.Çook teşekkür ederim.Bu masaüstü paylaşmaca mimidir.Bende kendi masaüstümü gururla yayınlıyorum.:)




Ve bu mimi,


Supermen


Hayat Belki Bazen


Jacqueline ve


Tutsi 'ye paslıyorum.

21.9.10

Bu yaz olumsuz ne yaşadıysam hepsini bi çuvala koyup okyanusa fırlatasım var

Bu tantananın içinde ben hep kaçış, kurtuluş, nefes alacağım bi yer, huzur vs. arayışları içine girince tesadüfen thy de alım olduğunu öğrendim.
Gideceğimden deil de öylesine bi hışımla başvurdum.Nasıl olsa alıştım gidip gelmeye.Tarih yaklaşıyor belki bu sefer olur ümidiyle iyice bi gaza gelmişim.Bizimkilerden uzaklaşıcam kafamı dağıtıcam, bu baskı dolu sıkıcı atmosferden kurtulunca sağlıklı düşünebilicem, artık kendi ayaklarım üzerinde durucam, ben böyle uzak olunca bizimkilerde insafa gelip istediğim şeyleri ikiletmeyecekler..
falan filan diye hayaller kuruyorum.İşyerimden izini kopardım 2 günlüğüne, 2 gün sonra gidicem ama hala bizimkilere söyleyemedim.Neyse bi akşam 'baba ben istanbula gidicem haberin olsun.'dedim.Dememle odadan çıkmam bir oldu.Konuşmuyoruz ya arada hala soğukluk var.Oda hatasının farkında üzülüyo ama beni ezdi geçti bikere, böyle üzülmesi hiçbişeyi geri getirmiyor ayrıca unutturmuyorda.Neyse bişey demedi, buda 'tamam' demektir.Görüşmem 11 indeydi sırf işyeriyle sorun çıkmasın diye 10 una bilet aldım.Arkadaşım da illa 9 u akşamı bin diye ısrar etti.O çalıştığı için birbirimizi daha fazla görelim birlikte zaman geçirebilelim diye söylenince tamam dedim hemen bileti o güne aldırdım.Tamda sıcaklara denk geldi gidişim.Kardeşim karşıladı beni.Ordan mado ya gittik arkadaşımda oraya geldi.Sigara içcez ya illa dışarda oturduk.Ne güzel dondurman var senin öyle ya kıçımdan ter aka aka nasıl yedim bilmiyorum ama bayıldım.Kardeşimi uğurladık, biz oturmaya devam ettik baya dertleştik sonra eve gittik.
Ertesi gün görüşmeye gittim sabah işlemler bittikten sonra bisonraki güne mülakat var dediler.İşyerine haber verdim ses tonları değişti hemen.1 gün daha kalsam şirket batacak sanki.Nefret ediyorum böyle bencil ve öküz işverenlerden.Ertesi gün gittim mülakata artık tecrübeliyim ya daha rahatım çoğuna göre.Biyandan kızları süzüyorum, kimi sandaletle gelmiş kimi kafasında gözlükle görüşmeye giriyor,kimi askılı elbiseyle gelmiş, kimi kot pantolonla..Şaşkın şaşkın bakıyorum tabi.Çünkü yıllardır bana işgörüşmesine kumaş etek yada pantolon ve gömlekle gidileceğini öğretti çevremdekiler, hocalarım, ailem, arkadaşlarım en çokda thyde çalışan arkadaşım.Sanki ben etek, gömlek ve topuklu ayakkabıyla gidince ne değişti.O bahsettiğim kızlar ertesi güne tekrar çağırıldılar.Kot pantolonlu hariç.
Yine aynı hayalkırıklığıyla çıktım ordan.Sabahtan beri o sıcakta o ayakkabılarla beklemekten haşatım çıktı.Araçla mecidiyeköye gittim, bana çok yardımcı olan burdan bi arkadaşımı görmeye.Ordan otobüse bindirdi beni.Kafamda bi ton düşünce, bitaraftan uyku bastırdı, gömleğim ter içinde, eteğim desen yapış yapış, bacaklarımın arasından ter damlıyo.Daha eve gidicem hazırlanıp valizi alıp otobüze yetişecektim.Eve dönerken otobüsten indiğim mesafe ile ev arasında 2 kılometre var.Eğer 1.etaptaki güvenlik görevlisini atlatamassam okadar yolu yürüyecektim. Görevliye, ' Yanlışlıkla burda indim, beni bu halde yürütmeyeceksiniz dimi.' dedim.'Bu seferlik böyle olsun.' dedi.Derin bi oh çektim ve eve doğru yürümeye başladım, eve yaklaşırken bizim sitenin görevlileri benim karşı siteden geldiğimi görünce tip tip baktılar ama ben bozuntuya vermedim hiç.Biraz ilerledikten sonra dayanamadım çıkardım ayakkabıları.O günden beri topuklu ayakkabı giymiyorum.


.....

Eve dönünce işimdende oldum.Bu izin yüzünden sorun çıktı bende bastım istifayı.Kaş yapim derken göz çıkardım.Yaklaşık 1 ay iş bakıyordum.Evdekilere söylemedim işten çıktığımı.Başka bi iş bulurum ondan sonra söylerim dedim ama bu kadar uzun süreceğini bilemedim.Evdeki durumlar gergin olunca bu durum benimde işime geldi açıkçası.Gezdim, bol bol denize girdim.Ama fazla uzun sürmedi bu tatil, çünkü grip oldum.Öldürmez süründürür derler ya aynen öyle oldu.Önce geçer dedim, hastaneye gidip sıra bekleyemem, o çileyi çekmek için daha gencim dedim ama mecbur kaldım çünkü kulağım tıkandı.İlk defa başıma geldi yaz gribi ve kulak tıkanıklığı.Zar zor doktora gittim.Bana ilaç yazar gönderir diye beklerken üstüne 'senin burnun sola kaymış, onu düzeltelim.!' demezmi.Haydaa bu nerden çıktı dedim içimden.'Haftaya gel, tahlillerini yapalım.' dedi.Düzeltelim diyince bende şu gelinlerin kuaförde kafalarını koydukları makina gibi bi makinaya giricem düzeltecek sanıyorum.Ama ameliyat diyince dona kaldım şaşkın şaşkın bakıyorum.O şaşkın halimle çocuk gibi çıktım ordan, neredeyse ağlıycam, niye?: çünkü doktor bana ameliyat olcaksın dedi.) Ben iyice araştırdım bu meseleyi acelesi yok ama öyle yada böyle bigün mutlaka yatıcam bıçak altına.Hatta estetik de yaptırsammı diye düşünmüyor değilim.Şöyle fındık gibi bi burnum olsa fenamı olur:P

Bayramda evdeydim.Hiç bayram havasında değildim oyüzden sık sık uyudum.Yengem, Nisan ve abim 1 haftalığına memlekete gittiler bayramda.Çok zor oldu benim için.Ama neyseki onlar yokken istbuldaki kardeşim geldi.

...Yaz bitiyo diye moralim çok bozuk.Burası terkedilmiş şehir moduna giriyor buda beni psikolojik olarak etkiliyo.Gazetede okudum, 'Sonbahar depresyonuna girmeyin!' diye bi başlık vardı.Yazın bitimi, güneşli günlerin azalması, okulların açılışı, sorumlulukların artması, iş güç insanda ruhsal sorun yaratıyormuş.Bu depresyon en çok kadınlarda görülürmüş, kaygı ve endişeyi en çok biz yaşadığımız için.Offf hayat ne kadar zor..Sanırım ben sonbahar depresyonuna girdim.

29.8.10

Çaresizlik Nasıl Bişeymiş, O Gün Anladım

Geçen ay bizimkilerle konuşmaya karar verdim.Bu benim verdiğim ilk kararım olacaktı ve sonuna kadar da arkasında olacaktım.Ama bi türlü o ortamı yaratıp söyleyemiyorum.
Dokunsalar ağlayacak durumdayım.Zaten daha ben anlatmadan beni anlamayacaklarını düşünüyorum ve pek de bişey değişmeyecek sanıyorum ama herşeye rağmen en azından mutsuz ve sorunlu bi ilişkimiz olduğunu bilsinler diye anlatmakta kararlıyım. özellikle annem yokken konuyu açmak istedim çünkü ikisinin birden üstüme geleceğini kaldıracak gücüm yoktu.Yanımdada mutlaka yengem olacak öyle ayarladık.Ama o da baktı ben bitürlü anlatamıyorum ikide bir'senin konuşacağın yok, hadi boşver stres yapma kavak yellerine bakalım bitecek bakamıycaz.' diyip durdu.
Dediği gibi oldu ve ben konuşamadım, çıktım odama uzandım yatağıma kara kara düşünürken uyuya kalmışım.Sonra yengem geldi uyandırdı beni.Konuşmuş benim yerime, anlatmış herşeyi.Bizimkiler beklediğimizden az tepki göstermişler.Üstümden büyük bi yük kalktı sanki.Ertesi gün babam benimle konuştu, baya büyük bi tepki beklerken ben, tam tersi daha sakindi anneme göre.Ama evde matem havası vardı.Uzun uzun anlatmak istemiyorum çünkü yazdıkça o anları tekrar yaşıyorum hatırlıyorum ve üzülüyorum.Babam bitirme nedenlerimden dolayı bana hak verdi ve ailesini aradı.Problemin tamamen karşı tarafa ait olduğunu benim bunları haketmediğimi kendilerine bi çeki düzen vermesi gerektiğini falan konuştu.Neyse ertesi gün babam telefonda bize gelmelerini söyledi.Hem yüzyüze konuşuruz hemde bi sonuca bağlarız diye.
1 hafta sonra babasıyla birlikte geldiler.Ben hala kararlıyım.Aileler biraraya geldi konusmak için.Ben başladım konuşmaya ama nasıl kalbim küt küt atıyor: 'artık sevmiyorum seni, yeterince yıprandı bu ilişki verdiğim kararın arkasındayım, kimse üzülsün kırılsın istemiyorum, umarım hepiniz beni anlayışla karşılarsınız.'dedim.Daha sözümü bitirmeden tepkiler baskılar başladı zaten.Karşı taraf bu konuşma üzerine özür diledi.Sürekli 'herşey yoluna girecek, artık değişicem istediğin gibi olucam, sen mutlu olasın diye çaba göstericem.Yeter ki geçmişi unut, bi sünger çek, eski günlerle şuanki zamanı kıyaslama hiç, ben seni deliler gibi seviyorum, seni bırakıp başka biriyle asla yapamam bunu kabullenemem...'gibi birsürü yorum yaptı.burda kaldıkları süre boyunca bu sözleri defalarca tekrarladı durdu.Hayır kabullenemiyor bittiğini ve erkekliğe bok sürdürmüyor aklınca.ama benim için zerre kadar bişey ifade etmiyor o sözler.Çünkü çok geç kalındı söylenmek için ve uygulamak için, zamanında olmalıydı önem kazanması için ama olmadı iş işten çoktan geçti.biyandan da babam 'yazık olur ikinize bunca zaman bi sorun yoktu, şimdi ne oldu da hemen böyle düşünüyosun.Bi şans daha ver, olmazsa yine atarsın yüzüğü' diyip duruyor.Sanki karşısında çocuk var..Bende 'bardağı taşırdı son noktaya geldik, ayrıca size problemleri anlatmak kolay deil anla işte ne kadar uzakmışız birbirimize dedim.'Sonra devam etti 'biz elaleme ne deriz, millet bu kadar zamandan sonra acaba ne oldu da bitti diye söylenip duracak.Benim boynumu eğmeyin millete karşı ne var bu kadar büyütülecek...' Diğeryandanda onun babası araya giriyor 'aranızdaki problemler düzelmeyecek şeyler değil, inanın bunlar çok doğal, siz yıllardır ne sorunları aştınız,bunlarıda aşarsınız, yazık etmeyin kendinize.' dedi.Ama yıllardır ben o sorunları nasıl çözdüm yada çözemedim bunu kimse bilmiyor.Ve ben bu kadar açık nett kararlı olduğum halde dinletemedim derdimi kimseye.Okadar kötü günlerdi ki neye nerden başlasam bilemiyorum.

Bigün sabah işe gidiyorum babam aradı.
Nasılsın dedi.
Bende nasıl olabilirim ki dedim hayatımı mahvetmek için elinizden geleni yapıyosunuz dedim.
Çabuk eve gel dedi bu iş bitsin burda dedi.Kimseyi oyalamanın manası yok dedi.
Gelemem işe gitmem lazım dedim.
Korkuyorum çünkü, eve gitsem yerler beni.İşe gittim yengem aradı babam 'bu iş bıtsin artık ama kızım falan değil artık demiş, evlatlıktan red edicem.ne hali varsa görsün.' demiş Bunları duyunca yıkıldım tabi, babam bana nasıl böyle bişey diyebilir, ben bunları dedirtecek, onu böyle derinden yaralayacak ne yaptım diye düşünüp durdum, bişey düğümlendi boğazıma kendimi çok yalnız hissettim.O an yeni bi hayat başladı sanki benim için.Gurur yaptım artık beni bu kadar kolay silen bi babam olduğu için bende onu silerim dedim.

Sonra işyerime gelip benı arabayla aldı.Eve gelene kadar ağladı,'Ağlama baba ben yanlış bişey yapmıyorum, yapmadım da..Hem sen iyi bi baba olsaydın bu durumda beni evlatlıktan red etmeyi düşünmezdin arkamda olurdun.'dedim.Söylendi durdu.Tek düşündüğü elaleme ne der ne açıklama yapar.Ben bunları duydukça daha çok sinirlendim.Beni düşünen yok sırf kendi egoları kendi hayatı için benim mutsuz olmamı göze alıyor.başka bişey değil yani.

Eve gelince aynı kişiler toplandık yıne.annemi babamı kovdum resmen odamdan.çünkü annemde çok ağır konuştu.Eğer biterse evden kovacakmış beni,sokakta yatacakmışım, ben hiç bir güzelliği haketmiyomuşum dedi.Bunları ağlamadan yazmak imkansız benim için.Yazarken sıradan geliyor olabilir ama o an bunları duymak yerıne yerın dibine girmeyi tercih ederdim.Ve tüm bu lafları hayatımdan çıkarmaya çalıştığım insanla babasının yanında söyledi bana.okadar baskı ve korku sonrası bi şans daha verdim.
Başka çare bıakmadılar bende.

Yıllardır her şeyin iyisini biz biliriz, sen kendi hayatın için karar alamazsın düşüncesinde, yaptıklarımızı beğenmeme, "niye yaptın", "nie bize sormadın", "yanlış yaptın" diye diye sümsük, ezik bir birey olmaya ittiler beni farkında olmadan.Bazen onların tepkilerini anlamlandıramadığım gibi arkadaşlarım arasındada bocaladığım oldu.Ve bu durumu anlamayan arkadaşların eleştirisine maruz kaldığım zamanlarda oldu.Bi ailenin insanın hayatında ne kadar olumsuz etki ettiğini daha iyi anlıyorum.