30.7.10

Tuhaf Bi Süreçteyim, Bomboşluk Adı

Kışın yaz gelecek diye yengemle ne hayaller kurardık, sırf moral olsun diye.Nisan büyüyecekti, artık kolundan tutup denize gidebilecektik.Genelde her yaz ablam gelir tatile, ve tüm yazımızı mahveder giderdi.O bu yaz gelemeyeceği için mutlu-mesut sakin güzel bi yaz olacaktı bizim için.
Ama herzaman hayat istediğim şeyleri vermediği gibi bu yaz da afedersiniz ama ağzıma sıçtı bıraktı.Yani bu aralar dibe vurmuş durumdayım.
Bizimkiler ev aldılar memleketten.Evin müteahhiti eniştemdi.Bi ton sorun çıktı aralarında.O kadar hevesliyken bi anda herkesin keyfi hevesi kaçtı.Yaza böyle bi giriş yaptık.Sonrasında en yakın arkadaşım boşandı.hani bahsetmiştim önceki yazılarımda, işte o arkadaşım.Bu kadar basit işte, önce dava açıyosun iki taraf da sorun çıkarmıyorsa, anlaşmalı bi ayrılık sözkonusuysa o gün içinde resmen boşanıyosunuz.ilişkiyi bin bir zahmetle evliliğe taşıdıktan sonra bin bir zahmet daha harcayarak bitirmek.O kadar yıl hiç yaşanmamış gibi bir anda kopuyosun..ayrı ev ayrı 2 insan ve yeni bi sayfa açma çabası.bir nevi çilekeşlik.İnsanı yaralıyor elinde olmadan, sonuçta bi aile parçalandı.Hiç zamanında yapıldığına rastlamadığım eylem. hep zamansız, hep geç...oysa problemleri çocuk olmadan önce de vardı.Ama illa bişeyler düzelirken mutlaka birilerinin hayatı alt üst olacak ya, işte bu son un ardında olan çocuğa oldu.

Boşanmak kötü bir şey değil tam tersine iyidir, uzun düşünmeler ve sorgulamalardan sonra verilmiş bir kararsa.Ama toplumumuz buna normal bakmıyor malesef özelliklede kadını suçluyor kocanı elinde tutamadın, evin huzurunu bozdun, çocuklarına iyi ana olamadın gibi eleştirilerde bulunuyorlar.Sırf bu bakış açıları ve eleşştiriler yüzünden çoğu kadın evliliğini sonlandıramıyor ve kocasının işkencelerine katlanıyor o huzursuz ev yaşamına geri dönuyorlar.Evlilik süresince evde kocasının yada karısının aşağılamasını yaşıyorlar boşandıklarında bi de toplum konu komşu namus bekçileri onları aşağılayacak.
iki ucu boklu değnek.Ama olmuyorsa zorlamanın da manası yok.

Kendimle ilgili hiç bahsetmediğim başka bi konu daha var.Belki okuyunca çok şaşıracaksınız.Beni kafanızda hayal ettiğiniz kimlikten çıkarıp başka bir kimliğe sokacaksınız.Bunları yazmazsam eksiklik hissediyorum blogumda ve kendimde.ben içimdekileri yazıya döktükçe deşarj oluyorum.
Şuaralar pek zamanım olmadığından yazamıyorum ama yakında yazıcam.

28.5.10

Evdeki büyük parti pijama partisinden ibaret oldu


Tatil izni bitince annemler orda kaldı ben ve yengem birlikte döndük.Dönerken aslında 22 saati otobüsle gitmeyi gözümüz kesmedi.Oyüzden uçak bileti baktık.Ama fiyatlar çok kazıktı ve kalkış varış saatleri bize uymadı.Tek çare otobüs kalıyo, hiç keyfimiz yok tabi.En azından tv ve internet hizmeti sunan otobüs firması olsun dedik.Öylede yaptık ama bu tam gelişmiş olanından değildi ( hani koltuk aralarında baya bı mesafe olanlardan) Bildiğiniz otobüstü tek özelliği tv ve internet olması.
İnterneti hiç kullanmadık.Çünkü lap topu dizimin üstüne koysam sığamayacaktık koltuğa sıkışıp kalacaktık o derece yani.Bidaha otobüsle gitmeye töbe ettim.
Neyse biz yolda gelirken hayaller kuruyoruz şimdi, pijama partileri yapıcaz, sabaha kadar içicez, gezcez tozcaz.Kafamıza göre takılıcaz, odamda rahat rahat sigara içebilicem, eve birilerini atıcam falan:)
Ama 2 hafta oldu ne parti verdik ne içtik.Tek keyfim odamda sigara içebilmem oldu bide kızlarla içmeden sabahladık pijamalarla.Çok özledik bizimkileri, Nisan burnumda tütüyo.Telefonda konuşurken utanmasam ağlıycam.Kurban olurum ben ona ya hayatıma ne kadar çok renk katıyormuş, mutluluk saçıyormuş meğersem.Sabırsızlıkla bekliyorum gelmesini.

Bu hafta sonu sınavım var, yine Aydına gidicem bugün.Ama sınav giriş belgem yok.Postacının anlattığına göre; biz evde yokken postacı gelmiş, evde olmadığımızdan belgeyi komşumuza bırakmış.komşuda 'yok vermedi' diyo.2 arada kaldım şimdi hanginize inanıcam ben?bu postane ve postacılardan çektiğim yeter artık..olan bana oldu.Bugün gidip giriş belgemide aydından alıcam.sırf bunun için erken çıkmam gerekıyor, hemde bu sıcakta..

Ama annemler yokken baya sorumluluk biniyomuş insana, paranoyak oluyo insan.Atatürk'ün bi sözü var "Mesulıyet yükü, her şeyden, ölümden de ağırdır." diye.Neredeyse bu derece oldum.Acaba tüpü kapattım mı,kapıları kitledim mi, çeşmeler kapalı mı, pencereyi açıkmı unuttum falan filan diye yaptığım şeyi defalarca kontrol ettiğim oldu.Meğer bizimkiler varken kafam ne kadar rahatmış ev konusunda.Okadar titiz davranmama rağmen başımdan acayip bi mesele geçti.Geldiğimizden beri evde fırsat bulup temizlik yapamadığım için geçen pazar sabah kalkıp ortalığı toparladım.Akşama kadar sular kesikti belediyenin halt yemesinden.Ptesi sabah kalktım hala su yok.Tabi pazar gününden actığım çeşmeleri kapatmak aklıma gelmedi hiç.Ben işe gittikten sonra sular gelmiş.İşten dönene kadar sular akmış hemde şarıl şarıl.Allahtan evi su basmamış.Ona şükrettim önce, sonra gelecek su faturasını hesaplamaya başladım.saatte bir havuz nekadar su alır, kaç ton olur, fatura ne kadar gelir ...aslında bu kadar problem yapmamın nedeni bizimkilere nasıl açıklama yapacağımın hesabından kaynaklandı.bisürü tantana yani.ama haberlerı olmadan fatura geldi, neyseki korkulacak bişey olmadı.

Yani bu sorumluluk çok fena bişey.Herkese karşı sorumluluklarımız oluyo.Annem için odamı toplamalıyım, babam için akşam eve erken dönmeliyim, sınavlar için iyi çalışmalıyım, patronum içinde eşşek gibi çalışmalıyım, sevgilime sık sık ilgi göstermeliyim, arkadaşımın önemli günlerinde yanında olmalıyım, hayat için para kazanmalıyım, devlet için vergi ödemeliyim, toplum için iyi insan olmalıyım....
doğduğumdan beri yılyıl üstüme bindirilen bukadar sorumluluğu yapmak zorundayım.Çoğuda başkaları için.Ama kimse bana bunları isteyip istemediğimi sormaz.

30.4.10

Herşeyi salla, anını yaşa!


Geldim ama çok karamsar ruh halimle yazıyorum yine.Hep söylüyorum yine söylicem;2010'a girerken ne kadar güzeldi herşey ama nedense orda kaldı devamı gelmedi.Hani nasıl girersek öyle giderdi??Dün işe giderken düşündüm hatta yalvardım 'allam nolur hayatımın geri kalanında ne olacağını, hepsini olmasada bikaç yılıgörsem.' (rüyamda bile olsa) yani ona göre davranıcam..çünkü öyle bi çıkmaza girdimki iki ucu pisli değnek.Yeni işimden memnunum şimdilik.sanırım bitek yolunda giden şey iş hayatım.bu hayatta adam gibi bi iş bulmak ve çalışmak kadar sağlam bi iş ortamı kurmak da çok zor.İş ortamı çok önemli benim için.seçme şansın da yok.çok şükür o konuda bi problemim yok.Baş belası biri var birlikte çalıştığım.Onu ilk defa eski işyerimde görmüştüm tesadüfen."ne kadar gıcık, suratsız" gibi önyargılı düşünmüş olsamda tanıdıkça esprili, uyumlu olmasıyla fikirlerimi değiştirmeme vesile olan biri oldu çıktı.bidaa anladım ki önyargılı davranmak çok fena bişeymiş.

.................
9 nisanda Nisanımızın doğum gününü kutlayamadık.hafta içine geliyor diye pazara aldık.Geçen seneki gibi abiler, ablalar, teyzeler gelir diye baya hazırlık yaptık.Doğum gününü kutlayacağımızı 1 gün önceden haber verip davet ettik konu komşuyu.maksat güzel bi ortam yaratmak meleğimiz için.Karşı komsumuza gittim, hem davet ediyorum hemde uzun zamandır göremediğimden muhabbet ediyoruz.Evin kızı evlilik çağına gelmiş ama pek de evlenmeye hevesi olmayan hatta erkeklere başta öcüymüş gibi yaklaşan bi kız.anne de kızına yaşı geldıgınden dolayı biran önce helal süt emmiş bi damat bulma hevesinde.bide ana kız sanki kanka gibiler ikide bir öpüşüp koklaşmalar başkalarının yanında (başkasıda ben oluyorum).Ben annemden böyle sevgi seli görmediğim için bu durumlar bana çok batıyor gerçekten.Lan zaten bütün gün evin içinde berabersiniz, her dakka öpersiniz birbirinizi.sanki birilerine sürekli mutlu, her daim öpüşüp koklaşan, sevgi dolu ana kız imajı vermeye çalışıyolar.Ben annemi öle öpsem kesin altından bişey arar elinin tersiyle iter.
Konuyu evliliğe getirecektim aslında ama nerelere gitti aklım.Geçenlerde biriyle tanışmış arkadaşım.Bikaç defa görüşmüşler.Çocuk ilk tanışmada hemen borcum var, bilgin olsun, msjını vermiş.İyi mi düşünmüş yoksa kötümü yapmış anlayamadım aslında.
İyi yapmış dersek, en azından kızın borçlu harçlı biriyle evlenmeyeceği paralı bi koca istediği belli olmus zaten.Kötü yapmıs dersek, baştan bu kadar ayrıntıyı konuşmasaydı belki daha farklı bi boyutkazanırdı ilişkileri.Annede kız da beğenmiş çocuğu ama sonradan vazgeçmişler.Mesele de çocuğun borclarının olmasıymıs.Yani sonuç olarak konu orda kapanmış.Ne kadar kolay insanın bi anda silebilmesi kesip atması.Ben ilişkilerimde böyle yapamıyorum işte.

DÜn bi çift gördüm kolkola, sevgi dolu bakıyolardı birbirlerine.çok saf ve temiz görünüyolardı uzaktan.Sanki hayat onlara hiç oyun oynamamış, hep gülmüş gibi..Sonra kendime baktım.hayatımı karalama defterıne çevirdim kimseyi silemediğim için.
kimbilir kaçıncı acı kaçıncı isyanım, kaçıncı sil baştan başlamam hayata..hep tam olarak yaşamak isterken hayatı ..tam'ların yarım kalıp hiç olması!!sürekli kendimi sorguluyorum.önümde yollar var ama çok umutsuz.Yine bi karalama yolunda yürüyorum karmakarışık hem içim hem dışım.

...........
Yarın 1 haftalığına memlekete tatile gidiyoruz bizimkilerle.Ondan biraz heyecanlıyım.
ablamı görücem.canım kankamı görücem.uzaktaki sevdiklerime kavuşucam.Dönüşüm çok fena olacak üzülücem yani, şimdiden onu düşünüyorum.Ama yanlış yapıyorum dimi.salla ya! anını yaşa.şimdiki hayat felsefem bu, uygulayabilirsem süper olacak.

resim hayat var filminden alıntı

30.3.10

Mim - Yaratıcı Bloggers


Rüya yani İçimdeki Ucu Bilenmemiş Kelimelerim mimlemişti beni geçen günlerde.Mimlenir mimlenmez yazamadım çünkü yeni iş, yeni telaşlar, sınav zamanı dersler falan derken kafamı toparlayıp şuraya postu yazamadım.O kadar beceriksizim yani.Blogger ödülümü yayınlamaktan pek bi keyif aldığımı söylemessem olmaz.Rüya çok teşekkür ederim.:)

Ödülün kurallarını yazıyorum hemen..

..beni ödüllendiren blog yazarının blogunun linkini vermek.
..ödülün legosunu yayınlamak..
..7 tane yaratıcı gördüğüm bloggerları ödüllendirmek.
..7 blogun blog adresini yayınlamak
..ödül verdiğim blogları ödülden haberdar etmek.


Kuralları uygulama sırası.

..http://ruyayla.blogspot.com/ Rüyanın blog adresi.merak edenler varsa..

Ödül verdiğim bloggerlar ise:

http://hayatbelkibazen.blogspot.com/

http://cokasik.blogspot.com/

http://stummscream.blogspot.com/

http://jacquelinemontana.blogspot.com/ (jaqulin ben senin bloga yorum yazamıyorum.yaf ne yaptın bloga:))

http://putuhead.blogspot.com/

http://wmina.blogspot.com/


Topu attım size yazmak yada yazmamak gönlünüze kalmış artık, asıl maksadım sizi ödüllendirmekti:) 7 kişi olmadı.Çünkü ben yazana kadar herkes mimlenmiş zaten.

7.3.10

Bu kör talihim nerde olsa bulur beni sobeler, o derece


Yaklaşık 2 hafta oldu modemim geleli.Ama yazmaya yazmaya alışmışım heralde ki, 2 haftadır internet olmasına rağmen yazamadım.Ben bişeyi ne kadar sallarsam okadar uzar gider aynı bu yazamama durumunda olduğu gibi.
Hala son zamanlarda üzerime cuk diye oturan işsiz amele modundayım.Genel olarak gergin ve resmen pimi çekilmiş el bombasına dönüştüm.Facede bile ne yazsam, ne paylaşsam hemen altına 'işsizlik sana yaramamış, sen çok sıkılmışsın belli.' vıdı vıdılarını yapıştırmaları, konu komşunun 'hala iş bulamadınmı?' sorusu..böyle uzayan giden bir zincir..Herkes ne kadar şanssız ise bende o kadar şanssızım diyip rahatlamak isterdim ama Murphy 'nin kanunları bile işe yaramaz bu durumda.
Hazır boş zamanım varken kursa felan yazılayım diyorum ama zaten yıllarca okuma bahanesiyle aileye masraf üstüne masraf çıkartmışım, şimdi durup dururken yeni bi yük bindirmeyi de gözüm kesmiyor. Netice olarak boş bi insan oldum çıktım.Uzun bir yol oldu, ne bitiyor nede ara verebiliyorum.Bikaç yer var ihtimal verdiğim..
Sabırla bekliyorum.

....Evde yeğenim var Allah tan.Adım adım izliyorum büyümesini.Zamanımın neredeyse hepsi onunla geçiyor.Burada ondan biraz bahsemiştim.İşte ozaman 1.yaşını kutlamıştık.Az bi zaman sonra 2. yi kutlıycaz.
Çocuğum olsa bu kadar bakmazdım heralde.ne yalan sölim onun yerinde olmayı çok isterdim.Gittikçe büyüdü.Saçları uzadı, eli yüzü daha da şekillendi.Geziyo tozuyo, boşboş gülüyo, yiyiyo içiyo yatıyo.'Hayat senin valla! diyorum.Ona bile gülüyo.
Papagan gibi konuşuyor.Yeni kelimeler konustukca şaşırtıyo bizi.Yürümeyi bıraktı koşmaya başladı artık.Hatta sırf koşmak için 'hala meni yakalasana' diye kışkırtıyor beni.Bazen çok şımarınca kızıyorum eline vuruyorum ama ağlamaya başladıktan sonra öyle bir duygu ki dünyam başıma yıkılıyo allah belamı versin diyorum, özür dilemeye başlıyorum, ayaklarına kadar öpüyorum.Ama o bişey yapsa gülmekten kızamıyorum bile.Mesela geçen gün mutfaktan aldığı kepçeyle kafamı yamulttu ama ben salak salak gülmekten başka bişey yapamadım.
Gün geçtikçe şımarıyor.gerçi bende bukadar sevilince en az onun kadar şımarıyorum..
Dün gece ilk defa benimle uyudu.Bu acayip keyifli bi duygu.Uyuyana kadar saçma sapan şeyler söyledi,çok alakasız cümleler kurdu.Mesela bi tanesini yazıyorum;

-Hala bana bitandaa salatak (salatalık) versemisin.(verirmisin)
-salatak bitmiş.dede sabah kalkınca alıp gelecek.
-Dede sabah kaksın akkabısını giysin asın.Telik giymesin aakabı giysin.

özellikle ayakkabı giyecekmiş.Bunu neredeyse 10 defa tekrar etti.Yumurtaya munakak der, portakala pokakal...daha aklıma gelmeyen o minnacık dilinin telafuz etmekte zorlandığı kelimeler.. beni gülmekten yaran, hayret edilesi kelimeler bunlar.

Bide bu yaştan sonra sokakta top koşturuyoruz, yakalamaca oynuyoruz..daha neler ..neler..

......Çocuk olmak bi başka..kendi çocukluğumdan ötürü deil, Nisan'la yaşadıklarımdan ötürü söylüyorum bunu.Öyle yada böyle herkes geçiyor bu yollardan.Hepimizin ortak bi yönü kalıyor mutlaka.Mesela oynadığımız oyunlar, kafamızı gözümüzü taşla topla patlatmamız, kavgalarımız.. gibi.
Ama hep de ablalara abilere özendik..zaman çabuk geçsin büyüyelim dedik.Al işte büyüdük..Nisan olmasa top oynamayı bırak sokakta koşturamazdım bile.Eskisi gibi hayatın tadını alamaz olduk..Büyük olmak çok acıtıyor..dayanıklı olmak için arada çocuk olmak lazım heralde.Nisan'a diyorum hep aklın varsa büyüme diye ne kadar imkansız olsa da..

25.1.10

2010 ve Bu seneki ilk mimim


En kötü günüm 2009 dan 2010 a girdiğim gece gibi olsun.
Boşuna yazmıyorum bu sözü, laf olsun diyede değil.Hayatımda hiçbir gecem bu kadar mükemmel geçmemiştir heralde.Günler öncesinden planladım o geceyi.Herşey güzel olacaktı.
Sevdiğim insanın yanında olacaktım, özgür olacaktım o gece, içecektim, uçacaktım, çocuk gibi koşacaktım sokaklarda, sabahlayacaktım, canlı müzik dinleyecktim.
Bunlardı hayal listemdekiler.Ne mutlu bana ki böyle küçük şeylerden mutlu olabiliyorum.Bunların hepsini yaptık.Kuşadasına gittim tamda Hande yenerin açık hava konseri vardı.Sahil cıvıl cıvıl.Bizde aldık şampanyamızı patlattık sahilde, içtik..
Harika bi geceydi.belki kelimelerle bu mükemmeliği anlatacak beceriye sahip değilim ama yinede o anı paylaşmasam, yazmasam içimde kalır sora yazık olur ve ben sürekli kafamda yazar dururum kurtulamam o yapışkan huyumdan.
Sonra bi kafeye gittik cümbürcemaat.Biraz canlı müzik dinledik, acıktık dışarı çıktık.sokakta çocuk gibi koşuşturduk.koşunca kuşlar gibi hafif ve özgür hissediyorum kendimi ozaman anladım bunu.biyerde oturduk bişeyler yedik.
Herşey istediğim gibiydi.AzIcık daha içip kafayı bulmak isterdım aslında.kusup rezil olmaktan korktum.çünkü bünye alışkın olmayınca fazla içtiğimde midem almıyor.Yemek yesem löp löp hepsini alır ama içmeye gelince kabul etmiyor.
Bu seneye girerken evde gecirmek istemiyorum demiştim.evet aynen öyle oldu.

.....
Uzun bir ara verdim yazamadım yine.Çünkü modemim bozuldu.Komşudan internet şifresini aldım bende.Ama bu nasıl bir internetse 2 dk da bir bağlantı kopuyor.Bende sabırlı olmadığım için internete pek giremiyorum.Yinede şükür buna.

Geçen gün bi baktım sevgili Supernaut mimlemiş beni.Çok sevindim valla.Geç gördüm ama olsun, mim mimdir.
Mim in kuralları:
* Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
* Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz. (‘Ortaya bıraktım, isteyen alsın.’ diyemiyomuşuz.)
Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyormuşuz)
* Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.
Bununla bitmiyor tabi, sorularımız var. aşağıdakileri cevaplayacakmışız..

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
milletvekillerinin dokunulmazlık zırhı arkasında herşeyi yapmaları anlamına gelmiyor.Ancak kişisel olarak demokrasiden yana
biri olarak kesinlikle kürsüde konuşulanlarla dokunulmazlıktan yanayım.
yasalar çerçevesinde dokunulmazlığın kaldırılması veya sınırlarının farklı çizilmesinden yanayım.

2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
Çünkü ülkemiz temsili demokrasi yöntemiyle yönetilmektedir.%47 oy alan bir parti ne hakla halkın
% 100 ünü yönetir.Keşke imkan olsada binlerce yıl önce yunanistanda uygulanan halkın direk yöneticilerini seçme şansı olsa
ben milletvekili seçiyorum o başbakanı ve cumhurbaşkanını seçiyor.İşte bu yüzden kesinlikle kaldırılmalı bence.

3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
Bence adayın bulunduğu yerde ikamet ediyor olması, Seçildiği bölge halkını tanıyor olması gerekir.Ayrıca sorunları dile getirecek
ve yeni açılımlar yapacak bilgi kapasitesine sahip olmalı.

4) Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
Benim haklarımın bağımsızlığı anlamına geliyor.İnsan olarak bunca mücadele ile elde edilmiş haklar bence tekelleşmemeli.

5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)
İnsanlar ne zaman toplu olarak düzeni değiştirmeye çalışacak??

bu mimi;

sevgili, Hayat Belki Bazen

khaos

azuth

paslıyorum..cidden fikirlerinizi merak ediyorum.beni kıracağınıza başka bişey kırın bence.)


benim açımdan önemli not:hayata, insanlara, aşka küstüm, herşeye inancımı kaybetmiş durumdayım, umut etmeye bile gücüm yok şu günlerde..yazının başını yeni yıldan hemen sonra yazmıştım ama hem modemimin bozulması hemde başka sebeplerden yayınlayamdım.Supernaut sağolsun mimleyince beni birleştirdim bende.

17.12.09

Hayat devam ediyor, ben yazmasamda


Bu akşam bloguma yazamama durumuna son veriyorum.
uzun zaman oldu bloguma giremiyordum.Önceden mailime geliyordu yaptığınız yorumlar, ama son zamanlarda ne mail geliyor ne de bloguma girebiliyordum.Hani en son demiştim ya işsizler
alemine gireceğim diye.Evet aynen öyle oldu.Bu durumda bloga da giremeyince gerildim baya.
Benim acilen tatile, geziye, kampa vb.. gitmem gerek.Ya valla tamamen bi değişim olması lazım hayatımda. Gidip kafamı dağıtmam lazım.Yazarken bile heyecan kapladı içimi.Ama bırak tatili ben dibimdeki sahile bile gidemedim yaz boyunca.
İşsiz kalmak ne demekti başıma gelmeyene kadar bilmezdim.Çünkü bi işim vardı ya ozamanlar.Ancak sonradan işler tepetaklak olunca birden hopp hoşgeldin işsizlik.İşte bu süre içerisinde herşey birbirine girdi karmançorman oldu. zor günler beni bekliyor.

Şu evde olduğum dönem içerisinde de hayatım başka bi yön aldı sanki.Biraz da monotonlaştı.Öğlene doğru kalkıyorum. Bikere bu benim hiç sevmediğim bir durumdur.Tamam bende seviyorum uyumayı ama böyle suyunu çıkarmadan, mesela günde 8 saat. Ayılar bunun bokunu çıkarıyolar ya aynen bende öyle yapıyorum.Ya hayvanlar nasıl beceriyor bütün kış uyumayı aklım hayalim almıyor.Fazladan uyuduğum her dakika hayata ettiğim nankörlükmüş gibi geliyor ama sonra düşünüyorum kalksam napıcam ki.?bi işim yok gideyim.Kitap okuyayım desem ona birsürü zamanım kalıyo film izlesem onada yeterince zamanım oluyor.Aslında geceleri gündüzlerden daha çok severim ben.Bide günün iyi geçmişse akşamın keyfi başka oluyor.Gece de huzur var ruh var tamamıyla.
Kaç gündür akşamları dizilere sardım kendimi.Yavaş yavaş hayatımı ele geçiriyorlardı neredeyse, taki ben rüyamda bütün dizi karakterlerinden karma bi senaryo görene kadar.yaprak dökümündeki oğuz bana aşık olmuş, bu kalp seni unuturmu daki gibi işkence gürürken kurtarıyordu beni, ardından ferhunde bana hain planlar kuruyor, birden kavak yellerindeki denizin kollarında aşk yaşıyorum mineyi çatlata çatlata, bi bakıyorum bizi ayırmakla uğraşan mürsel süzülüyo karşımda.yürü git lan diyorum en şahane repliğini kullanarak..tek dileğim şu kabuslar 2009 da kalsın ve 2010 a süper bi şekilde gireyim.. yani;
iş bulayım herşeyden önce,
daha sosyal bi hayat,
sevdiklerime yakın olayım,
sağlık eksik olmasın,
mutluluk ve huzur limitsiz olsun,

.....yeni yıla nasıl girersen öyle gider mantığına inanıyorum aslında.gecen sene ot gibi evde girdik bizimkilerle.bu yılımda aynen ot gibi geçti.yeni yıla aşkı memnuyu izleyerek girince bihter gibi olursunuz demiyorum yada sarhoş girip bütün yıl ayyaş dolaşırsınızda demiyorum tabiki.ama en azından eğlenerek girmek daha güzel.

.....yeni yıl geliyor ama içimde hiç bi kıpırtı yok çünkü her yeni yılda dünya yine aynı durmadan dönmeye devam ediyor, kötü yönde değişime uğruyor, bi başka oluyor, hiç gülümsemiyor.sadece tarih değişiyor.geriye kalansa sadece dileklerim oluyor..
dileklerimin her ne kadar gerçek olmasını istiyorsam da her sene, bu defa bir sonraki sene için tekrar hayal olan şeyler olmasın istiyorum..

31.10.09

Ömrü Laklakla Geçen Erkekler


Çok konuşan erkeklere sinir oluyorum aynı erkeklerin çok konuşan kadınlara sinir olduğu gibi.Hadi kadınlar çok konuşur onlarda normal hale gelmiş bi durum fakat erkek adam neden dır dır dır konuşur anlamıyorum.Buara neyin sendromunu geçiriyorsam artık herşey batmaya başladı özellikle de erkeklere dair herşey.İş yerinde bi abimiz var (Allah kimseyi böyle boş konuşan bir erkekle karşılaştırmasın) maşallah adamın çenesi bir düşüyor ne işimi yapabiliyorum ne konusmasından bişey anlıyorum.2 lafından biri 'akademi mezunu adamım ben.' der durur.
Bu akademi öyle bi akademiymiş ki yemek yapmasından tutun kız tavlamaya kadar herşeyi akademiye bağlıyor abimiz.

Geçen gün konuşurken ben türk kızıyla evlenmem dedi.Neymiş, türk kızlarıyla baş edilmezmiş, türk kızları çok kaprisliymiş, türk kızı çekilmezmiş..Sanki adam ömrü hayatında bi yabancı kızla birlikte olmuş da kıyaslama yapar gibi gavur kızlar hakkında çatır çatır konuşuyor.Sonra kafasında birsürü senaryolar kurup anlatır.Arada 'yaa bilmiyomusun sen?' gibi cümlelerle senaryosunu destekler.Halbuki kendininde bi halt bildiği yoktur.

Tepem attı vallahi.Gelmiş 40 yaşına kızlar yüzüne bile bakmıyo ama o türk kızlarına kulp takıp işin içinden öyle çıkamyı tercih ediyo..egosunu anca öyle tatmin ediyor.Bugünde gelmiş yokmu akraban yada çevrende üniverste mezunu akıllı bi bayan demezmi!Haydi buyur burdan yak bakalım..Bazen konuşmalarına kulak misafiri oluyorum..muhabbet kadın-kız muhabbetini geçmiyo.Siyasetten bile konuşsalar o konuyu öyle bi kadına kıza getiriyolar ki aklım hayalim almıyo.Kırkından sonra azanı teneşir paklarmış.bununkide o hesap.

Böyle insanlara konuşma limiti verilse!! mesela günde şukadar saat konusacaksın, ona göre değerlendir zamanını,konusmalarına dikkat et, az ve öz konuş gibi bir sınır koyulmalı.
Az konuş çok çalış, söz gümüşse sükut altındır, boş teneke çok ses yapar..vs gibi atasözleri böyle tavuk gibi vik vik eden ne dediğini bilmeyenler için yazılmıştır kesin.

...Acaba evde kalmış erkeklerin mi çenesi düşüyor?
Hep kız muhabbeti yapıyolar.Belli bi yaştan sonra helal süt emmiş kız avına çıkıyorlar.Kolay kolay da beğenmiyolar.

Kadınlar en çok eşleriyle muhabbet etmekten zevk alırlar aslında..helede erkek, boş konuşmayıp dinlemeyi biliyorsa.Çünkü kadınlar dinlemeyi severler.Çok konuşan her erkek boş konuşuyor demiyorum elbette ama çok konuşmak karşı tarafı düşünmeden boşboğazlık etmektir.İnsanı çileden çıkarır.
Biyerde okumuştum "çok konuşan kişi zihninde oluşturduğu boş sofralara oturup her defasında aç kalmaya mahkum olur." diye.
İnsan başkalarına da konuşma hakkı vermeli, arasıra susup karşı tarafıda dinlemeli, karşındakinin kafasınıda şişirmemek gerekir dimi!!Az ve öz konuşan erkek makbuldür bence.

...buarada resim bana çok ilginç ve güzel geldi.hatta şuanki ruh halime çok uygun düştü.)