30.4.10

Herşeyi salla, anını yaşa!


Geldim ama çok karamsar ruh halimle yazıyorum yine.Hep söylüyorum yine söylicem;2010'a girerken ne kadar güzeldi herşey ama nedense orda kaldı devamı gelmedi.Hani nasıl girersek öyle giderdi??Dün işe giderken düşündüm hatta yalvardım 'allam nolur hayatımın geri kalanında ne olacağını, hepsini olmasada bikaç yılıgörsem.' (rüyamda bile olsa) yani ona göre davranıcam..çünkü öyle bi çıkmaza girdimki iki ucu pisli değnek.Yeni işimden memnunum şimdilik.sanırım bitek yolunda giden şey iş hayatım.bu hayatta adam gibi bi iş bulmak ve çalışmak kadar sağlam bi iş ortamı kurmak da çok zor.İş ortamı çok önemli benim için.seçme şansın da yok.çok şükür o konuda bi problemim yok.Baş belası biri var birlikte çalıştığım.Onu ilk defa eski işyerimde görmüştüm tesadüfen."ne kadar gıcık, suratsız" gibi önyargılı düşünmüş olsamda tanıdıkça esprili, uyumlu olmasıyla fikirlerimi değiştirmeme vesile olan biri oldu çıktı.bidaa anladım ki önyargılı davranmak çok fena bişeymiş.

.................
9 nisanda Nisanımızın doğum gününü kutlayamadık.hafta içine geliyor diye pazara aldık.Geçen seneki gibi abiler, ablalar, teyzeler gelir diye baya hazırlık yaptık.Doğum gününü kutlayacağımızı 1 gün önceden haber verip davet ettik konu komşuyu.maksat güzel bi ortam yaratmak meleğimiz için.Karşı komsumuza gittim, hem davet ediyorum hemde uzun zamandır göremediğimden muhabbet ediyoruz.Evin kızı evlilik çağına gelmiş ama pek de evlenmeye hevesi olmayan hatta erkeklere başta öcüymüş gibi yaklaşan bi kız.anne de kızına yaşı geldıgınden dolayı biran önce helal süt emmiş bi damat bulma hevesinde.bide ana kız sanki kanka gibiler ikide bir öpüşüp koklaşmalar başkalarının yanında (başkasıda ben oluyorum).Ben annemden böyle sevgi seli görmediğim için bu durumlar bana çok batıyor gerçekten.Lan zaten bütün gün evin içinde berabersiniz, her dakka öpersiniz birbirinizi.sanki birilerine sürekli mutlu, her daim öpüşüp koklaşan, sevgi dolu ana kız imajı vermeye çalışıyolar.Ben annemi öle öpsem kesin altından bişey arar elinin tersiyle iter.
Konuyu evliliğe getirecektim aslında ama nerelere gitti aklım.Geçenlerde biriyle tanışmış arkadaşım.Bikaç defa görüşmüşler.Çocuk ilk tanışmada hemen borcum var, bilgin olsun, msjını vermiş.İyi mi düşünmüş yoksa kötümü yapmış anlayamadım aslında.
İyi yapmış dersek, en azından kızın borçlu harçlı biriyle evlenmeyeceği paralı bi koca istediği belli olmus zaten.Kötü yapmıs dersek, baştan bu kadar ayrıntıyı konuşmasaydı belki daha farklı bi boyutkazanırdı ilişkileri.Annede kız da beğenmiş çocuğu ama sonradan vazgeçmişler.Mesele de çocuğun borclarının olmasıymıs.Yani sonuç olarak konu orda kapanmış.Ne kadar kolay insanın bi anda silebilmesi kesip atması.Ben ilişkilerimde böyle yapamıyorum işte.

DÜn bi çift gördüm kolkola, sevgi dolu bakıyolardı birbirlerine.çok saf ve temiz görünüyolardı uzaktan.Sanki hayat onlara hiç oyun oynamamış, hep gülmüş gibi..Sonra kendime baktım.hayatımı karalama defterıne çevirdim kimseyi silemediğim için.
kimbilir kaçıncı acı kaçıncı isyanım, kaçıncı sil baştan başlamam hayata..hep tam olarak yaşamak isterken hayatı ..tam'ların yarım kalıp hiç olması!!sürekli kendimi sorguluyorum.önümde yollar var ama çok umutsuz.Yine bi karalama yolunda yürüyorum karmakarışık hem içim hem dışım.

...........
Yarın 1 haftalığına memlekete tatile gidiyoruz bizimkilerle.Ondan biraz heyecanlıyım.
ablamı görücem.canım kankamı görücem.uzaktaki sevdiklerime kavuşucam.Dönüşüm çok fena olacak üzülücem yani, şimdiden onu düşünüyorum.Ama yanlış yapıyorum dimi.salla ya! anını yaşa.şimdiki hayat felsefem bu, uygulayabilirsem süper olacak.

resim hayat var filminden alıntı

30.3.10

Mim - Yaratıcı Bloggers


Rüya yani İçimdeki Ucu Bilenmemiş Kelimelerim mimlemişti beni geçen günlerde.Mimlenir mimlenmez yazamadım çünkü yeni iş, yeni telaşlar, sınav zamanı dersler falan derken kafamı toparlayıp şuraya postu yazamadım.O kadar beceriksizim yani.Blogger ödülümü yayınlamaktan pek bi keyif aldığımı söylemessem olmaz.Rüya çok teşekkür ederim.:)

Ödülün kurallarını yazıyorum hemen..

..beni ödüllendiren blog yazarının blogunun linkini vermek.
..ödülün legosunu yayınlamak..
..7 tane yaratıcı gördüğüm bloggerları ödüllendirmek.
..7 blogun blog adresini yayınlamak
..ödül verdiğim blogları ödülden haberdar etmek.


Kuralları uygulama sırası.

..http://ruyayla.blogspot.com/ Rüyanın blog adresi.merak edenler varsa..

Ödül verdiğim bloggerlar ise:

http://hayatbelkibazen.blogspot.com/

http://cokasik.blogspot.com/

http://stummscream.blogspot.com/

http://jacquelinemontana.blogspot.com/ (jaqulin ben senin bloga yorum yazamıyorum.yaf ne yaptın bloga:))

http://putuhead.blogspot.com/

http://wmina.blogspot.com/


Topu attım size yazmak yada yazmamak gönlünüze kalmış artık, asıl maksadım sizi ödüllendirmekti:) 7 kişi olmadı.Çünkü ben yazana kadar herkes mimlenmiş zaten.

7.3.10

Bu kör talihim nerde olsa bulur beni sobeler, o derece


Yaklaşık 2 hafta oldu modemim geleli.Ama yazmaya yazmaya alışmışım heralde ki, 2 haftadır internet olmasına rağmen yazamadım.Ben bişeyi ne kadar sallarsam okadar uzar gider aynı bu yazamama durumunda olduğu gibi.
Hala son zamanlarda üzerime cuk diye oturan işsiz amele modundayım.Genel olarak gergin ve resmen pimi çekilmiş el bombasına dönüştüm.Facede bile ne yazsam, ne paylaşsam hemen altına 'işsizlik sana yaramamış, sen çok sıkılmışsın belli.' vıdı vıdılarını yapıştırmaları, konu komşunun 'hala iş bulamadınmı?' sorusu..böyle uzayan giden bir zincir..Herkes ne kadar şanssız ise bende o kadar şanssızım diyip rahatlamak isterdim ama Murphy 'nin kanunları bile işe yaramaz bu durumda.
Hazır boş zamanım varken kursa felan yazılayım diyorum ama zaten yıllarca okuma bahanesiyle aileye masraf üstüne masraf çıkartmışım, şimdi durup dururken yeni bi yük bindirmeyi de gözüm kesmiyor. Netice olarak boş bi insan oldum çıktım.Uzun bir yol oldu, ne bitiyor nede ara verebiliyorum.Bikaç yer var ihtimal verdiğim..
Sabırla bekliyorum.

....Evde yeğenim var Allah tan.Adım adım izliyorum büyümesini.Zamanımın neredeyse hepsi onunla geçiyor.Burada ondan biraz bahsemiştim.İşte ozaman 1.yaşını kutlamıştık.Az bi zaman sonra 2. yi kutlıycaz.
Çocuğum olsa bu kadar bakmazdım heralde.ne yalan sölim onun yerinde olmayı çok isterdim.Gittikçe büyüdü.Saçları uzadı, eli yüzü daha da şekillendi.Geziyo tozuyo, boşboş gülüyo, yiyiyo içiyo yatıyo.'Hayat senin valla! diyorum.Ona bile gülüyo.
Papagan gibi konuşuyor.Yeni kelimeler konustukca şaşırtıyo bizi.Yürümeyi bıraktı koşmaya başladı artık.Hatta sırf koşmak için 'hala meni yakalasana' diye kışkırtıyor beni.Bazen çok şımarınca kızıyorum eline vuruyorum ama ağlamaya başladıktan sonra öyle bir duygu ki dünyam başıma yıkılıyo allah belamı versin diyorum, özür dilemeye başlıyorum, ayaklarına kadar öpüyorum.Ama o bişey yapsa gülmekten kızamıyorum bile.Mesela geçen gün mutfaktan aldığı kepçeyle kafamı yamulttu ama ben salak salak gülmekten başka bişey yapamadım.
Gün geçtikçe şımarıyor.gerçi bende bukadar sevilince en az onun kadar şımarıyorum..
Dün gece ilk defa benimle uyudu.Bu acayip keyifli bi duygu.Uyuyana kadar saçma sapan şeyler söyledi,çok alakasız cümleler kurdu.Mesela bi tanesini yazıyorum;

-Hala bana bitandaa salatak (salatalık) versemisin.(verirmisin)
-salatak bitmiş.dede sabah kalkınca alıp gelecek.
-Dede sabah kaksın akkabısını giysin asın.Telik giymesin aakabı giysin.

özellikle ayakkabı giyecekmiş.Bunu neredeyse 10 defa tekrar etti.Yumurtaya munakak der, portakala pokakal...daha aklıma gelmeyen o minnacık dilinin telafuz etmekte zorlandığı kelimeler.. beni gülmekten yaran, hayret edilesi kelimeler bunlar.

Bide bu yaştan sonra sokakta top koşturuyoruz, yakalamaca oynuyoruz..daha neler ..neler..

......Çocuk olmak bi başka..kendi çocukluğumdan ötürü deil, Nisan'la yaşadıklarımdan ötürü söylüyorum bunu.Öyle yada böyle herkes geçiyor bu yollardan.Hepimizin ortak bi yönü kalıyor mutlaka.Mesela oynadığımız oyunlar, kafamızı gözümüzü taşla topla patlatmamız, kavgalarımız.. gibi.
Ama hep de ablalara abilere özendik..zaman çabuk geçsin büyüyelim dedik.Al işte büyüdük..Nisan olmasa top oynamayı bırak sokakta koşturamazdım bile.Eskisi gibi hayatın tadını alamaz olduk..Büyük olmak çok acıtıyor..dayanıklı olmak için arada çocuk olmak lazım heralde.Nisan'a diyorum hep aklın varsa büyüme diye ne kadar imkansız olsa da..

25.1.10

2010 ve Bu seneki ilk mimim


En kötü günüm 2009 dan 2010 a girdiğim gece gibi olsun.
Boşuna yazmıyorum bu sözü, laf olsun diyede değil.Hayatımda hiçbir gecem bu kadar mükemmel geçmemiştir heralde.Günler öncesinden planladım o geceyi.Herşey güzel olacaktı.
Sevdiğim insanın yanında olacaktım, özgür olacaktım o gece, içecektim, uçacaktım, çocuk gibi koşacaktım sokaklarda, sabahlayacaktım, canlı müzik dinleyecktim.
Bunlardı hayal listemdekiler.Ne mutlu bana ki böyle küçük şeylerden mutlu olabiliyorum.Bunların hepsini yaptık.Kuşadasına gittim tamda Hande yenerin açık hava konseri vardı.Sahil cıvıl cıvıl.Bizde aldık şampanyamızı patlattık sahilde, içtik..
Harika bi geceydi.belki kelimelerle bu mükemmeliği anlatacak beceriye sahip değilim ama yinede o anı paylaşmasam, yazmasam içimde kalır sora yazık olur ve ben sürekli kafamda yazar dururum kurtulamam o yapışkan huyumdan.
Sonra bi kafeye gittik cümbürcemaat.Biraz canlı müzik dinledik, acıktık dışarı çıktık.sokakta çocuk gibi koşuşturduk.koşunca kuşlar gibi hafif ve özgür hissediyorum kendimi ozaman anladım bunu.biyerde oturduk bişeyler yedik.
Herşey istediğim gibiydi.AzIcık daha içip kafayı bulmak isterdım aslında.kusup rezil olmaktan korktum.çünkü bünye alışkın olmayınca fazla içtiğimde midem almıyor.Yemek yesem löp löp hepsini alır ama içmeye gelince kabul etmiyor.
Bu seneye girerken evde gecirmek istemiyorum demiştim.evet aynen öyle oldu.

.....
Uzun bir ara verdim yazamadım yine.Çünkü modemim bozuldu.Komşudan internet şifresini aldım bende.Ama bu nasıl bir internetse 2 dk da bir bağlantı kopuyor.Bende sabırlı olmadığım için internete pek giremiyorum.Yinede şükür buna.

Geçen gün bi baktım sevgili Supernaut mimlemiş beni.Çok sevindim valla.Geç gördüm ama olsun, mim mimdir.
Mim in kuralları:
* Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
* Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz. (‘Ortaya bıraktım, isteyen alsın.’ diyemiyomuşuz.)
Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyormuşuz)
* Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.
Bununla bitmiyor tabi, sorularımız var. aşağıdakileri cevaplayacakmışız..

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
milletvekillerinin dokunulmazlık zırhı arkasında herşeyi yapmaları anlamına gelmiyor.Ancak kişisel olarak demokrasiden yana
biri olarak kesinlikle kürsüde konuşulanlarla dokunulmazlıktan yanayım.
yasalar çerçevesinde dokunulmazlığın kaldırılması veya sınırlarının farklı çizilmesinden yanayım.

2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
Çünkü ülkemiz temsili demokrasi yöntemiyle yönetilmektedir.%47 oy alan bir parti ne hakla halkın
% 100 ünü yönetir.Keşke imkan olsada binlerce yıl önce yunanistanda uygulanan halkın direk yöneticilerini seçme şansı olsa
ben milletvekili seçiyorum o başbakanı ve cumhurbaşkanını seçiyor.İşte bu yüzden kesinlikle kaldırılmalı bence.

3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
Bence adayın bulunduğu yerde ikamet ediyor olması, Seçildiği bölge halkını tanıyor olması gerekir.Ayrıca sorunları dile getirecek
ve yeni açılımlar yapacak bilgi kapasitesine sahip olmalı.

4) Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
Benim haklarımın bağımsızlığı anlamına geliyor.İnsan olarak bunca mücadele ile elde edilmiş haklar bence tekelleşmemeli.

5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)
İnsanlar ne zaman toplu olarak düzeni değiştirmeye çalışacak??

bu mimi;

sevgili, Hayat Belki Bazen

khaos

azuth

paslıyorum..cidden fikirlerinizi merak ediyorum.beni kıracağınıza başka bişey kırın bence.)


benim açımdan önemli not:hayata, insanlara, aşka küstüm, herşeye inancımı kaybetmiş durumdayım, umut etmeye bile gücüm yok şu günlerde..yazının başını yeni yıldan hemen sonra yazmıştım ama hem modemimin bozulması hemde başka sebeplerden yayınlayamdım.Supernaut sağolsun mimleyince beni birleştirdim bende.

17.12.09

Hayat devam ediyor, ben yazmasamda


Bu akşam bloguma yazamama durumuna son veriyorum.
uzun zaman oldu bloguma giremiyordum.Önceden mailime geliyordu yaptığınız yorumlar, ama son zamanlarda ne mail geliyor ne de bloguma girebiliyordum.Hani en son demiştim ya işsizler
alemine gireceğim diye.Evet aynen öyle oldu.Bu durumda bloga da giremeyince gerildim baya.
Benim acilen tatile, geziye, kampa vb.. gitmem gerek.Ya valla tamamen bi değişim olması lazım hayatımda. Gidip kafamı dağıtmam lazım.Yazarken bile heyecan kapladı içimi.Ama bırak tatili ben dibimdeki sahile bile gidemedim yaz boyunca.
İşsiz kalmak ne demekti başıma gelmeyene kadar bilmezdim.Çünkü bi işim vardı ya ozamanlar.Ancak sonradan işler tepetaklak olunca birden hopp hoşgeldin işsizlik.İşte bu süre içerisinde herşey birbirine girdi karmançorman oldu. zor günler beni bekliyor.

Şu evde olduğum dönem içerisinde de hayatım başka bi yön aldı sanki.Biraz da monotonlaştı.Öğlene doğru kalkıyorum. Bikere bu benim hiç sevmediğim bir durumdur.Tamam bende seviyorum uyumayı ama böyle suyunu çıkarmadan, mesela günde 8 saat. Ayılar bunun bokunu çıkarıyolar ya aynen bende öyle yapıyorum.Ya hayvanlar nasıl beceriyor bütün kış uyumayı aklım hayalim almıyor.Fazladan uyuduğum her dakika hayata ettiğim nankörlükmüş gibi geliyor ama sonra düşünüyorum kalksam napıcam ki.?bi işim yok gideyim.Kitap okuyayım desem ona birsürü zamanım kalıyo film izlesem onada yeterince zamanım oluyor.Aslında geceleri gündüzlerden daha çok severim ben.Bide günün iyi geçmişse akşamın keyfi başka oluyor.Gece de huzur var ruh var tamamıyla.
Kaç gündür akşamları dizilere sardım kendimi.Yavaş yavaş hayatımı ele geçiriyorlardı neredeyse, taki ben rüyamda bütün dizi karakterlerinden karma bi senaryo görene kadar.yaprak dökümündeki oğuz bana aşık olmuş, bu kalp seni unuturmu daki gibi işkence gürürken kurtarıyordu beni, ardından ferhunde bana hain planlar kuruyor, birden kavak yellerindeki denizin kollarında aşk yaşıyorum mineyi çatlata çatlata, bi bakıyorum bizi ayırmakla uğraşan mürsel süzülüyo karşımda.yürü git lan diyorum en şahane repliğini kullanarak..tek dileğim şu kabuslar 2009 da kalsın ve 2010 a süper bi şekilde gireyim.. yani;
iş bulayım herşeyden önce,
daha sosyal bi hayat,
sevdiklerime yakın olayım,
sağlık eksik olmasın,
mutluluk ve huzur limitsiz olsun,

.....yeni yıla nasıl girersen öyle gider mantığına inanıyorum aslında.gecen sene ot gibi evde girdik bizimkilerle.bu yılımda aynen ot gibi geçti.yeni yıla aşkı memnuyu izleyerek girince bihter gibi olursunuz demiyorum yada sarhoş girip bütün yıl ayyaş dolaşırsınızda demiyorum tabiki.ama en azından eğlenerek girmek daha güzel.

.....yeni yıl geliyor ama içimde hiç bi kıpırtı yok çünkü her yeni yılda dünya yine aynı durmadan dönmeye devam ediyor, kötü yönde değişime uğruyor, bi başka oluyor, hiç gülümsemiyor.sadece tarih değişiyor.geriye kalansa sadece dileklerim oluyor..
dileklerimin her ne kadar gerçek olmasını istiyorsam da her sene, bu defa bir sonraki sene için tekrar hayal olan şeyler olmasın istiyorum..

31.10.09

Ömrü Laklakla Geçen Erkekler


Çok konuşan erkeklere sinir oluyorum aynı erkeklerin çok konuşan kadınlara sinir olduğu gibi.Hadi kadınlar çok konuşur onlarda normal hale gelmiş bi durum fakat erkek adam neden dır dır dır konuşur anlamıyorum.Buara neyin sendromunu geçiriyorsam artık herşey batmaya başladı özellikle de erkeklere dair herşey.İş yerinde bi abimiz var (Allah kimseyi böyle boş konuşan bir erkekle karşılaştırmasın) maşallah adamın çenesi bir düşüyor ne işimi yapabiliyorum ne konusmasından bişey anlıyorum.2 lafından biri 'akademi mezunu adamım ben.' der durur.
Bu akademi öyle bi akademiymiş ki yemek yapmasından tutun kız tavlamaya kadar herşeyi akademiye bağlıyor abimiz.

Geçen gün konuşurken ben türk kızıyla evlenmem dedi.Neymiş, türk kızlarıyla baş edilmezmiş, türk kızları çok kaprisliymiş, türk kızı çekilmezmiş..Sanki adam ömrü hayatında bi yabancı kızla birlikte olmuş da kıyaslama yapar gibi gavur kızlar hakkında çatır çatır konuşuyor.Sonra kafasında birsürü senaryolar kurup anlatır.Arada 'yaa bilmiyomusun sen?' gibi cümlelerle senaryosunu destekler.Halbuki kendininde bi halt bildiği yoktur.

Tepem attı vallahi.Gelmiş 40 yaşına kızlar yüzüne bile bakmıyo ama o türk kızlarına kulp takıp işin içinden öyle çıkamyı tercih ediyo..egosunu anca öyle tatmin ediyor.Bugünde gelmiş yokmu akraban yada çevrende üniverste mezunu akıllı bi bayan demezmi!Haydi buyur burdan yak bakalım..Bazen konuşmalarına kulak misafiri oluyorum..muhabbet kadın-kız muhabbetini geçmiyo.Siyasetten bile konuşsalar o konuyu öyle bi kadına kıza getiriyolar ki aklım hayalim almıyo.Kırkından sonra azanı teneşir paklarmış.bununkide o hesap.

Böyle insanlara konuşma limiti verilse!! mesela günde şukadar saat konusacaksın, ona göre değerlendir zamanını,konusmalarına dikkat et, az ve öz konuş gibi bir sınır koyulmalı.
Az konuş çok çalış, söz gümüşse sükut altındır, boş teneke çok ses yapar..vs gibi atasözleri böyle tavuk gibi vik vik eden ne dediğini bilmeyenler için yazılmıştır kesin.

...Acaba evde kalmış erkeklerin mi çenesi düşüyor?
Hep kız muhabbeti yapıyolar.Belli bi yaştan sonra helal süt emmiş kız avına çıkıyorlar.Kolay kolay da beğenmiyolar.

Kadınlar en çok eşleriyle muhabbet etmekten zevk alırlar aslında..helede erkek, boş konuşmayıp dinlemeyi biliyorsa.Çünkü kadınlar dinlemeyi severler.Çok konuşan her erkek boş konuşuyor demiyorum elbette ama çok konuşmak karşı tarafı düşünmeden boşboğazlık etmektir.İnsanı çileden çıkarır.
Biyerde okumuştum "çok konuşan kişi zihninde oluşturduğu boş sofralara oturup her defasında aç kalmaya mahkum olur." diye.
İnsan başkalarına da konuşma hakkı vermeli, arasıra susup karşı tarafıda dinlemeli, karşındakinin kafasınıda şişirmemek gerekir dimi!!Az ve öz konuşan erkek makbuldür bence.

...buarada resim bana çok ilginç ve güzel geldi.hatta şuanki ruh halime çok uygun düştü.)

25.9.09

Her Güzel Şey Bitermiş

Bir garip telaştı bayram..geçti gitti.
Bayram artık çocuklara bayram bizden de geçti gitti.Büyüdükçe uzaklaşıyorum bu günden.
Büyüdüğümden beri, çocukkenki havasını bitürlü yakalayamadım.Küçükken anlamlıydı.

Büyüdüm eşşek kadar oldum.Topuklu ayakkabılar giyiyorum, makyaj yapıyorum..çocukluktan eser kalmadı yani.Büyümek herşeyi bilmek, bildiğin sorumluluklar altında ezilmektir ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamamak.Kırılıyorum..üzülüyorum..anlayamıyorum..büyüdüm ben diyorum.

Meğer büyümek yıpranmak demekmiş.Çocukken aldığın tatları alamamakmış.
Ama yine de her bayram erken kalkıyoruz, hepbirlikte güzel bi kahvaltı yapıyoruz, bayramlaşıyoruz, misafirlere kolonya şeker ikram ediyoruz, akşam güzel yemekler pişiriyo anam...vs.Bazı şeyler üstüste tekrarlanınca pek anlamı kalmıyo galiba. Elini öpecek bi baban, sarılcak annen, şeker ikram edecek dostların yoksa bayram hiçbişey ifade etmiyor.Aileden uzak bi memleketteysen değeri ozaman başka olur.
"küçükken iki kişi oturduğumuz kapının eşiğine, şimdi tek başıma sığamıyorum. insan büyüdükçe yalnız mı kalıyor ne?" demiş ya sunay akın çok da güzel tarif etmiş.Büyümek insanı farklı bi kalıba sokuyor.Mesela ben duygusallaşıyorum, ciddi oluyorum, masumiyetim yok oluyo, birine iyi birşy yapacağım zaman önce bi düşünüyorum..kısacası zaman geçtikçe bu oyunlar beni yoruyor.
Şimdi mantıken düşünürsek her insan değişime uğruyor.Belki bu değişim tam olarak yıkıp yeniden yapılandırma olarak tanımlanmaz.Hatta bazen içinde bulunduğumuz çevre şartlarına göre de değişime uğruyoruz.Aslında sürekli bi değişim içerisinde olduğumuza göre..değişim hayatın ta kendisidir..En çok zoruma giden de kendimdeki bu değişimin farkına varmak.Mesela insan değişime uğradığı süreçte elindeki, çevresindeki bütün yaşamına ortak ettiği canlı cansız herşeyi değiştirme çabasına giriyor.Eski sevgiliyi bile yolda görünce 'ben nasıl bununla arkadaş olmuşum yaf?' diyebiliyoruz.Sonra kıyafetlerde de bu böyle olur.Yaz bitti, kışa girerken bütün kışlıkları dolaplara diziyorum.Ama eskileri görünce eleme yapıyorum direk.Çünkü ben değiştim artık...

İki sevgili arasındada mutlaka olması gerekli.2 farklı insan 2 ayrı dünya gibi.Bu insanların birbirine uyum sağlamaları lazım.O yüzden belli başlı durumlarda ortak yolu bulmak adına değişimler yaşamaları gerekiyor.
Değişim iyidir..İnsan her anlamda değişime mutlaka açık olmalı.Sabit fikirli, dik başlı olarak değişime kapatmamalı insan kendisinii.Yoksa ömür boyu aynı pencereden hayata takılır durursnuz.


.....
bu yazıyı yazdım ama bloguma giremiyorum kaç gündür.Ayrıca yorumlar önceden mail olarak geliyordu mail adresime..ama artık çoğu yorumlar mail olarak gelmiyor.yorumcular bulutundan takip ediyorum.Neden böyle oldu anlamıyorum..oynatmaya az kaldı..kendine gel blog..

10.9.09

Bu işin içinde bi iş var


Azönce thy'yi aradım bi haber varmı diye, ama hala süreç devam ediyormuş ve son aşamadan sonra kimseye dönmemişler.
işsizler grubuna bende giriyorum galiba.Çünkü şirketimiz kapanıyor.Ya ben ne güzel alışmıştım ofisteki rahatlığa.Hatta ofis değil burası benim evim gibiydi.Michael (İngiliz patronum) mail göndermiş, yazmış ki kullandığın lap top sana kalsın diye.Sevindim..Zaten ofiste bütünleştiğim demirbaş bu lap top tu.

Şimdi yine herşey üstüste gelmeye başladı.Her kış mevsimi başlangıcında baharında gelmesiyle içime bi karabasan çöküyor son zamanlarda olduğu gibi.Bide iş durumları karışık.Buaralar çevremde hiç sorunlarıyla meşgul olduğum arkadaşlarım da yok.Yani kendimle başbaşayım, kendi fikirlerim ve kendi hayatım için kafamı yoruyorum.
Ama keşke biri gelse de derdini anlatsa şöyle içten içe içlense sonra ben tamamen ona odaklansam ve çözüm üretmeye çalışsam..diye düşündüm.Ve yukardan sesimi duydu yarebbim.Benim evli arkadaşım geldi.Başkalarının derdini dinleyince kendi derdini unutursun mantığı var ya!Neyse anlattı uzun uzun. Burdaki evlerinin elekrtikleri kesilmiş, eşi işsiz, eve 3 kuruş para girmiyormuş vs.. Bikere bi erkeğin işsiz olma durumu kadına göre daha çok göze batar. hele bide bu durumu yokmuş gibi varsayıyorsa kadını çileden çıkarır.Evde ne yapar bu adam: oturur, her b.ka sinirlenir, yer, içer, bulaşık yıkar, uyur...uyurr..
Ama kadına göre olması gereken; sabah işe gitme saatinde evden çıkar.Akşama kadar iş bakar, gazetelerden iş ilanlarını araştırır, heryere cv sini bırakır,eve dönüş saatinde evde olur.Ertesi gün yine aynı şekilde sabah evden çıkar arar..arar.. ve sonunda bulur..işsizlik onun kaderi olmaktan çıkar. Hani iş bulamazsa bile bu yapılması gerekenlerden bikaçını yapsa belki bizim kız çileden çıkmayacak. Biara 'Kocam zengin olsaydı, bukadar sorunu çekmezdik.' dedi.Beynimde zınk diye bi ses, çığlık gibi geldi bu söz.Halbuki onlar eskiden
hali vakti yerinde bi aileydi.Maddi-manevi olarak durumları çok iyiydi.Sonradan bu hale geldiler..Tükettiler birbirlerini.

Ya biz çok malız yada yaşamayı bilmiyoruz.Hayat insanı çok çabuk tüketiyor aslında. Okul bitince iştahlanıyordum iş hayatına atılcam diye.Zaman geçtikçe kariyerde yapıcam diyordum.Çalıştım ama kariyeri bırak severek bile çalışmadım çoğu zaman.Şikayet ede ede okadar yıl geçti.Geriye dönüp bakıyorum her gün saatlerce, zamanımı para karşılığında yaptığım okadar sorumluluk vs. için harcamışım.Hiç bigün de şu zaman bana ait olsun gideyim sevdiğim şeylerle zaman geçireyim ya da tatile çıkayım dememişim.Sık sık geçmişe bakıp 'ne günlerdi be' demekten sıkıldım.İçimde kaldı Rehber olma, ingilizce öğretmeni olma tutkusu. Hep duyuyorum "genç yaşta evlenin, çocuk yapın, ilerde çocuğunla aranda uçurum gibi yaş farkı olmasın.Yoksa çocukla iletişimde sorun yaşarsın..." gibi hayati meseleleri, fakat anlamlandırmak istemiyorum.Hayatım hep çevremdekilerin tercihleri üzerinde
şekilleniyor.Belkide doğru olanda bu.Herşey otomatiğe bağlı evlen, çocuk yap, işe git, eve gel,yemek yap... Ne kadar basit anlatırken.Ama bunları yaşarken hep bi hedefim olmalı diyorum, amaçsız olunca ot gibi yaşıyormuşum gibi geliyo.

...Ben bitürlü şarkı eklemeyi beceremedim buraya:s Halbuki ne kadar da çok eklemek istediğim şarkılar var.Mesela Yılmaz Erdoğan ın 'etme' şiiri sözleri Mevlana'ya ait olan tam bu yazıya göre olurdu.Şarkıyı değilde sözlerinden birkaç satır ekleyesim geldi.Farzedelim ki şarkıyı ekledim.)


Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme ...
Mevlana.