16.6.09

Aym So Tired Of Biing Andır Kıntrol

Hani hep karşımıza çıkar, "Hayatta en mutlu olduğun an?" yada "Yaptığın en
çılgın şey?" gibi sorular. Benim hayatta hiç 'enn mutlu anım...' diye tamamlayacağım bi cümlem veya yaşantım olmadı. Benim heyecanlandığım zamanlarım olur.Mesela alışveriş yapınca mutlu olurum ama para ödeme bölümünde söner heyecan ve mutluluk hislerim.Buda hep aileden gelen bi takıntı. Çünkü eve gideceksin yine annen kafanda mik mik söylenecek.

Sonra bide sevdiklerimi görünce mutlu olurum heycanlanırım ama oda ayrılınca bitiverir.En sevdiğim yemeği yerim o an mutlu olurum ama yemek bitince, karnım da doyunca biter mutluluğum. Daimi olan mutluluklarım yok.Her mutluluğun ucunda olumsuz bişeyler yatar.
Bikeresinde şehir dışından sevgilim gelmişti..Gelene kadar ölecektim heyecandan.. Ama geldikten sonra huzursuzluk başladı bende.Aklım hep evde.Acaba biri görürmü?, babam
duyarmı?, bi sorun çıkarmı?, diye kafamda bu cümlelerle cebelleşmekten anımı yaşayamamıştım.

Hep bişeylerin eksikliği, hep bi huzursuzluk.Hiç bi zaman derin bi oh çekip sırtımı dayamadım duvara.

Çarşamba günü İstanbula gittim.Yine bir Thy hayali peşinden.sadece başvuru için gittim.
Evraklarımı verip kayıt yapıp ardından boy-kilo kontrolünden geçecektim. Şimdi benim çok rahat olmam gerek dimi?Çünkü benim ikinci başvurum bu.Daha öncede aynı işlemler olmuştu sorunsuz.Ama içimde bi endişe sanki bi aksilik çıkacak gibi.Bitsede bu işkence kurtulsam diye bekliyorum.Korktuğum başıma geldi.Ben hala üniversteden diploma almadım diye geçici mezuniyet belgemle gittim.Bu belgemde yıl olarak bi yaş büyük yazmışlar beni.Yıllar önceki büyük yaş sevdam nelere mal oldu.Evet gelelim bunun hikayesine. Tee ben lise yıllarındayken hep yaşımı büyük gösterme hevesindeydim.Bide beni 1 yaş küçük göndermişlerdi okula, oyüzden arkadaşlarım hep benden 1 yaş büyüktü. Ayrıca ozamanlar küçükler nedense meraklıydı yaşlarını büyütmeye.İçimizde, bi genç kız olma ve öyle anılma sevdası vardı.
Oyüzden yaşımı genelde hep 1 yaş büyük yazardım.saftrik gibi üniverste belgelerinide doldururken öyle bi eşşeklik yapmışım.Buda başıma kabak gibi patlayıverdi oracıkta.Ama temkinli ben, lise diplomamıda götürmüştüm her ihtimale karşı.Neyseki onla kayıt yaptık.Ama çok üzüldüm. Daha önce de aynı kişi bakmıştı fakat o minnacık ayrıntı bu defa gözünden kaçmadı.
Boy ve kilo için ayrı bir odaya geçtik.Ordaki bi bayan 'karamel sen taa nerelerden geliyosun, peki İstanbul'da yapabilecekmisin?' dedi. 'Elbette yaparım, seviyorum bu işi.' dedim.
Sonra 'moralim çok bozuk' dedim.
Anlattım durumu.Bana üzülmememi ve bidahaki gelişimde evraklarımı getirebileceğimi söylediler. Neyseki yırttık.Ama asıl mesele, üniversteden başkası benim yerime diplomamı alabilecekmi? bakalım.Peki ya dıplomam hazırlanmışsa ve mezuniyet belgemdeki gibi yine yılı yanlış yazmışlarsa.!! Akılsız kafamın derdini şimdilerde çekiyorum bir bir..

İşte ben nasıl mutlu olim kardeşim.Her anım her dönemim böyle stres sıkıntı ile dolu. Hayat hangi makamda yaşanırsa yaşansın, bana hiç huzuru tam anlamıyla yaşatmadı. Şu 3 günlük ömrüme acıdan stresten sıkıntıdan kederden başka bişeye yer vermedim. Bidahası olmayan provasız bir hayat yaşıyoruz, nerde ne olacağını hiç kestiremeden yaşıyoruz ama yinede dinletemiyorum kendime.
Tv lerde, kitaplarda, gazetelerde, şiirlerde hep en acıklı olanlar ilgimi çeker. Acıyı anlatan, konuşan, yazan insanları daha çok severim.Malesef benimde yazılarımın çoğu hüzün dolu. Mutlu olmasını bitürlü beceremedim.Bazen giden sevgiliye, bazen ulaşılmaz hayallerime, bazen çaresizliğime, bazende acıların sancılarına ağladım, sızlandım..güzel olan herşeyden arta kalan acılara ağladım.

............
Oysaki düşündüğümde mutlu olmam için çok sebep var.Mesela her sabah güzelim güneşin doğuşu, yaz mevsiminin gelmesi, çalışabiliyor olmam vs..yerde sürünen bi yaratık olsaydım ne
çalışırdım, ne güneşin doğuşundan bi anlam çıkarırdım nede yaz mevsiminin tadına varırdım.

İsterdim ki bigünü kendime ayırayım ve o gün gönlümden bütün acıtan sancıtan herşeyi silip süpüreyim.Hüzünlü duygusal tarafımı bi yana bırakayım.En azından birgün yapabilmeyi isterdim.

4.6.09

Kazık Atmayan Arkadaş Dosttur!

Ben çoğu zaman arkadaşlarıma sevgilimmiş gibi davranırım.Onlara çok fazla değer verir,
kıskanırım, sahiplenirim.Ama bunları yaparken kesinlikle sınırları aşmam.Gırtlaklarına
yapışmadan, onları boğmadan severim.
İçin dolar ya hani, ararsın hep onu ve bulduğunda koşarak atlarsın boynuna.
Tabi o şaşkın hiçbişeye anlam veremez ama anlar bişeyler olduğunu.
Sonra anlatmaya başlarsın içindekileri..o seni dinler can kulağıyla, hatta gözleriylede
destekler.Ve sen bunu hissedince dahada çok şey anlatmak istersin.
Hiç susmak istemessin.Sonra sen herşeyi unutursun.çünkü dostun var yanında. Gözünde volkan gibi büyüyen sorun nokta gibi küçülmeye mahkum olur.
Kimisi kısadır senden, kimisi uzun, kimi zayıf kimisi de şişko, kimide keldir. Keldir meldir amma dosttur.O da derdini dert bilir.

işte ben onların yanında çok rahat oluyorum.Karnım patlayana kadar gülerim, delice
eğlenirim, dağıtırım, saçmalarım, kusana kadar içimi dökerim...
Aklımdan o an ne geçiyosa söyleyebilirim, mesela bigün arkadaşımla konusuyoruz
erkek arkadaşını eleştiriyo bana.Birde benim düşüncelerimi merak ediyo..Bende yorum yapmaya başladım olumlu yada olumsuz. Ama ben eleştirince onu fikirleri değişecek midir? hayır tabiki. En azından fikir yürütüyoruz.Birbirimizin fikrine ıhtiyaç duyuyoruz, vereceğimiz fikir değişmeyecek olsada ben yinede sorayım diye aklından geçiriyosun.
Bazen beraber müthiş bi keyifle yemek yapıp patlayana kadar yeriz. Beni hem dogrularım hemde yanlışlarımla sever dostum, işte en cokda bu yüzden vazgeçilmezdir.

Şu bomboş hayatta birlikteyken herşeye s.ktiri basacak kadar cesaretleniyoruz.
Öyle güzel muhabbetler geçiyor ki aramızda, konuştukça rahatlıyoruz.
İçimdekileri en rahat dostuma akıtabiliyorum.Kalbimin en narin yerindedir dostlarım,
ne kadar uğraşsalarda kaçamayacakları yerdeler.En azından öyle hissediyorum.
Herşeyden önemliside benim herşeyime rağmen benim yanımda olmaları.

Aşık olurum, sonra biter, başım döner, üzülürüm, ağlarım dostum hep yanımda olur.
Hayatımda ne fırtınalar kopar, ne insanlar geçer, geçerken banada geçirirler
ama dostumm hep yanımdadır.
zaman geçer, hayat derin yaralar bırakır, insanlar değişir ama o yine yanımdadır.
hayat değişir, hayat seni de değiştirir, dostun değişir, araya mesafeler girer ama
yıllar sonra yeniden buluşunca hiç ayrılmamış gibi gözler birbirine bakar.
dostum dersin ve sıcacık gülümsemenle sarılırsın.

......
Yalnız bu sevgilim olsa ben bunların çoğunu yapamam onunla.Arkadaşımla konuştuğum
gibi rahat da konuşamam sevgilimle, ve ona arkadaşımmış gibi davranamam.
eleştirmeye kalksam kavga çıkar, patlayana kadar yemek yesem hemen bana karşı düşünceleri
değişir.
Aynı durumları yaşamaya kalksan hem yaşatmaz hemde tehlikeli olur.Sonrasını da
düşünmek gerekir.Bide bakarsın yaptıklarını burnundan fitil fitil getirir.
Sevgili olunca işler değişiyo.Hep bi hassasiyet sözkonusu olur.Gurur ön planda olur.
halbuki arkadaşlarımın kaldırabıleceği sınırlar daha geniş.küfürde etsen bilir
ne amaçla dediğini ve anlar seni.Sevgilin olsa kıyamet kopar.
Sabaha kadar zıplayıp eğlenmekte olmaz şimdi sevgiliyle.Çünkü ağır takılman lazım,
sonra millet ne der.İşte sevgili moduna girince hemen farklı bi dünya yaratılıyor.
Acayip bi baskı altında kalıyosun.Beklentiler olduğundan ve kapris olunca uzun süre
devam etmesi zor oluyor.ama beklentin olmadan uzun süre dost kalabilirsin.
Sevgili çiftler kendilerine bi koza yaratıyolar.Bu koza dışına cıkınca sorunlar çıkıyo.Sürekli değişmeni ve ona ayak uydurmanı bekler sevgili.İşte bu noktada hep kendin olmaya çalışırsın ama bocalarsın.

oyüzden bütün dostlarımın gözlerinden öperim!

27.5.09

İyi Olan Herşeyi Yok Etmeye Meyilli İnsanoğlu

Son günlerde yaşadığım en büyük sorun insanlara nasıl davranacağımı bilememem.
Eskiden ne güzel bi iletişim vardı aramızda.
Beraber neler neler yapardık.Hatta aramızda sinerji yaratırdık.Ama zamane insanları çok zor.

Neyzen Tevfik'in bi sözü var:"insanoğlu gariptir her lafı kaldırmaz
ibne dersin kızar, s...rsin aldırmaz" yani duygularıma cuk diye oturan türden.

Bazen çok garipler, çok tuhaflar, bigün öyleler bigün böyle.Bunları düşünüp dururken
hepsini kafamda grup grup analiz ettim ve yazdım.


SAF-TRİK OLANLAR:Bu gruba bende dahil olduğum için çok güzel bir özelliktir.
Aklıma gelmişken bi anımıda anlatayım.
Geçen kış bi akşam liseden arkadaşlarla buluştuk.
Bi kafede oturduk muhabbet ediyoruz.Muhabbet kontörlü telefonlara geldi.Nerden açıldıysa artık.

Bende o zamanlar telsim kullanıyordum.Kampanyası vardı 5 dk 1 kontöre konuşuyorum dedim.
Ordan bi arkadaş dediki bende 10 dk 2 kontöre konuşuyorum.Hadı ya ne iyiymiş dedim.
Al işte hemen ortaya malzemeyi verdik.Üzerinden kaç yıl geçti hala unutmamış camışlar.:D
Adımız çıktı 9 a inmez 8 e.

Çok temiz kalpli olup uyanıklar tarafından suistimal edilme ihtimalleri yüzde 90 dır.
Doğal, halden anlayan, sevecen insanlardır.
Herkesi kendileri gibi görürler ilk başta fakat sonradan gerçekleri görmek onları mutasyona uğratır.
Gaddar insanlar üredikçe, zamanla bu saflık özünü yitirmeye başlar.

ARKADAN KONUŞANLAR: Önce hiçbişey yokmuş gibi canımlı cicimli konuşmalar olur.Sonra
adam arkasını döner dönmez başlarlar mahalle karıları gibi atıp tutmaya.Çatır çatır
dedikodular dizilir ard arda.Duyduklarına kendileri de abartıcı şeyler katarak anlatırlar,
bu atmasyon bölümünü asla esirgemezler.
Mesela, ayşe kimlerle düşüp kalkıyor, ahmet gaymiş, alinin kardeşi böyleydi, annesi şöyleydi, osmanın sevgilisi çok çirkinmiş....vs gibi bıdı bıdılar böyle uzar gider.Ama bunun yüzde doksanı atmasyon olduğu için yalandır.
facebooktada vardı böyle bir atıp tutma uygulaması.
birisi senin için "aynı anda birden fazla kisi ile birlikte olmuş mudur?" sorusuna cevap verdi.
birisi senin için "röntgencilik yapmışmıdır?" sorusuna cevap verdi.
birisi senin için "şişkomudur?" sorusuna cevap verdi.
Napim yani millet ne dediyse.O röntgenci olduğumu söyleyince röntgencimi oluyorum yada şişko derse şişkomu olcam hemen!!Dedikoduya teşvikten başka bişey değil bunlar.

İŞİ DÜŞÜNCE ARAYANLAR:İşte bunlar hayatımızda olmasalarda olur.Çıkarcı insanlardır.ne zaman başı sıkışsa, ne zaman sana işi düşse dibinde biterler.Bide hep bi yapışkan tavır vardır bunlarda. O yüzden nerden hortlayacakları belli olmaz.Bedavacı ve zoraki samimiyet kurarlar.Yaptıkları ne kadar terbiyesizce de olsa onu yapmaya devam ederler.
Bunlardan mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekir.Hatta telefonlarını açarken "yine ne var?" diye açmak lazım.


ÇOK BİLMİŞ GİBİ DAVRANANLAR:Çok bilmiş gibi yapanlar bu bilmediklerini örtbas etmek için sürekli bir çaba içindedirler.Çevresindekilere sürekli laf ebeliği yaparlar.Her konuda mutlaka 2 kelime de olsa yapacak yorumları vardır.Bide konustukları inandırıcı olmayınca, ispatlamak için atmasyon açıklamalara girer.Hala da inandıramadıysa karşı tarafı, son cümleleri
-yani bilemiyorum..ben öyle düşünüyorum, yada
-valla bizim orda öyle.. diye biter..


DENGESİZLER: Bu insanların ne yapacağı belli olmuyor.Aniden şimşek gibi gürleyip, aniden sakinleşebilen, tutarsız kişilerdir.Bigün bi bakarsın selam verir, canım ciğerim der, ertesi gün bi bakarsın yüzüne bile bakmaz.Ne istediklerine bi türlü karar veremezler, farklı duygular içinde daldan dala yolculuk yapabilirler.
bkz:ikizler burcu
Okadar iyilik yaparsın gözüne giremezsin, ama en ufak bi hata yap bütün azarı yersin.
bkz:annem-babam

Geçen gün arbada giderken birkaç kişi gördüm.Yanlarında minicik bi kedi var.Kediyi seviyolar
tuhaf bişeyler yapıolar.Biri ekmek vermeye çalışıyo, biri okşuyo falan.Sonra birden baktım
bitanesi hışımla aldı kediyi yerden "noluyo lan" dememe kalmadı fırlattı arkadaşının üstüne.
Sonra bian düşündüm.Bi varlığı sevmek de ellerinde, onu gebertmek de.İnanmak çok güç.
Herkes çok farklı..Bir an sevgi dolu görünen insanlar, o dakkadan sonra kolayca hırçınlaşabiliyorlar.


ALT SINIF ÜST SINIF ÇELİŞKİSİ:Sloganımız "işçiler kardeş, patron kalleş."İşte bu slogan saatlerce çalışıp elleri nasır tutan, yüzüne kırışıklıklar dolan, saçına aklar düşen işçilerin kurduğu
en anlamlı cümle bence. Ne zor şartlarda çalıştıklarını yüzündeki kırışıklıklardan, içine çektiği sigaradan bile anlamak mümkün. Hele de parayı alın terıyle kazanmak, geçim mücadelesi vermek için gösterdiği çaba, sırtına aldığı okadar yük ve karşılığında aldıkları küçücük servet.Bütün bunlar yetmez bide patronun işkencelerine maruz kalırlar.
Patronlara asla güvenilmez, inanılmaz.Çünkü insanlar patron olunca nedense mutasyona uğrayıp gaddar olurlar. Çünkü patronların düşüncesi herzaman için çalışanı nasıl daha çok çalıştırabilirim, nasıl daha cok ezebilirimdir.
Hele bide sessizsen tepene çıkarlar.Zaman geçtikçe mesai saatleri uzar, sosyal hayatın biter,hor görülürsün.. Maaş zamanı yaklaşınca gerilirler, mesai zamanlarında ondan iyisi yoktur, her hafta boş boş iş seyahatlerine giderler ama sen bigün geç kalsan azarı yersin, hatta maaşın kesilir o gün. Mesai bitimine 5-10 dk vardır, ama o an patronun çalışma sevdası kabarır.Ve başlar şu nerdeydi?, bu nerdeydi? diye sormaya.
Özel sektördeysen, ne kadar iyi çalışsan da her an kapı önüne koyulacakmış gibi gider gelirsin.
Hep bi gelecek kaygın olur.Verdiği her kuruşu cebinizden fazlasıyla alırlar.Ucuza işçi çalıştırmak için işsizliğin bitmesini asla istemezler.


Olmazsa olmaz Not:Yalnız istisnalar kaideyi bozmaz.

12.5.09

Hayallerim Magnum Bide Ben

Geçen gün Ekin in bloğunu gezerken mimlendiğimi gördüm.Sonradan bide baktım ki Hayalimbemolüm de mimlemiş beni.:) çok teşekkürler öncelikle.

Konumuz hayallerim imiş.
Hayal Dünyamda ne uçuk fikirler var bi bilsen..18 imde İstanbul'u fethedecektim, 20 de Romay ı bide ben yakacaktım, 30 umda süperwomen olacaktım, 40 ımda Dünya emrime amade olacak.Ama gel gör ki şu nankör hayat bana izin vermedi hayallerimi gerçekleştireyim.


Lisede bir zamanlar ingilizce öğretmeni olmayı hayal ederdim.Sonra öğretmenlikten vazgeçtim rehber olmaya karar verdim.O zamanlar bide asker olmayı çok isterdim.Hep bayanlar niye askere alınmaz? diye sorar dururdum kendi kendime.


Sonra en büyük hayalim İngiltereye gitmekti, şimdi de olduğu gibi.Hani Paris, Roma değilde nedense İngiltere.Gidemedim tabi.Ama hala bi ümidim var.Çünkü şirketimiz orda.Ve birgün ordakişirkete iş için gitmem gerektiğini söyleyecekler bana, önce kem-küm edicem, ama elbette bu hayalimi gerçekleştircem.


Araba hayalimi duymayan kalmadı zaten.Yakında araba resimleri falan çizmeye başlıycam.Hatta araba resmi baskılı tshirtler de giysem hiç fena olmayacak.


Araba yetmedi, bide kendime ait bi evin hayallerini kurmaya başladım.Evdeki bütün dekor, dizayn renk, desen vs. bana ait olan minnacık değil, tabiki de kocaman bi ev :)Bu evin bi bölümüne sevdiğim müzik aletlerini koyarım..Bi odaya bilgisayarımı, başka bi odaya kıyafetlerimi koyardım.Spor salonu da olurdu mutlaka.

Genelde sarmaşık gibi tutunduğum hayallerim de var, En yoğun en bunaltıcı anlarımda kurduğum.Yaşayamadığım şeyleri de hayallerimde yaşatırım.Mesela hep güzelleştirdiğim bi tarafım da sesimdir.bigün bir bakıyorum ki, sesim çok güzel oluyo ve bu güzelliği keşfediyolar.

Ve şuan ki hayallerimin bir diğeri de thy.


Zaman zaman oynadığım şans oyunlarında da çok hayal kurarım.İdda oynamaya kadar da gider belki bu.Ama maçlarla aram yok işte.Azcık bile Olsaydı iyi sallardım.
Yine bigün, bi bakıyorum ki lotodan trilyonlar çıkmış.Sevinçten uçuyorum.Şaşırıyorum ki napim okadar parayı.Sonra istediklerimi, araba, ev, evin dizaynı vs. herşeyi alıyorum yaptırıyorum.Nejla gibi burnum havada geziyorum.:) Çevremde hakkaten fakir sıkıntıda olanlara bacadan atıyorum paraları.Sabah bi uyanıyolar ev para dolu.
Bide şu evde olan, aileleri ile yaşayan, özel eğitime muhtaç tüm çocuklar için süper bi okul yaptırıyorum.Hemde yatılı.. bakamayacak durumda olan aileler için.sonra param kat kat daha artsın diye faiz vs. olaylarına giriyorum.ve hayallerimin peşinden daha çok koşuyorum.

Hayali bile güzel:)


Öldükten sonra da hatırlanabileceğim eserler bırakmak istiyorum.Mesela bir sanat eseri, akıllı bir çocuk, ya da heykelimi diktirmek.

Aslında ben varya Ölümsüz olmak istiyorum. :P

8.5.09

Eski Sevgili Sendromu

Yıllar önce, ben tee lisedeyken hazırlıkta dahil 4 yıl boyunca beni okuldan bi çocuk çok sevmişti.Hep gözümün içine bakardı..onunla arkadaş olmam için.Ama hiç istemedim ben.Çünkü hiç tipim değildi.Hatta tipsiz ördek derdim ben ona.Bide herkes bilirdi bunun bana aşık olduğunu.Hemen hemen her dönem birileri gelirdi 'ya kızım çocuk çok iyi, temiz kalpli, bi evet de.dene şansını.'..deneme tahtasıyız sanki.Hep de üst sınıftan olurdu bu ahkam kesenler.Hayır, zorla güzellik olmuyor valla.Yine bigün Fener alayı vardı..ne için kutladık tam hatırlamıyorum.Akşam okuldaki herkes, öğretmenler de dahil arabalara doluşup dolanmıştık çarşı merkezinde.O gün baya eğlenmiştim.Ama bu tipsiz yine yapmıştı yapacağını.Saz arkadaşlarını göndermişti yanıma.
"Konuşalımmı?" dedi bitanesi.
"Olur" dedim bende.

Bide bunlar okulun en havalı tayfası.Tabi ben çaktım bişeyler olduğunu.Çünkü ne zaman üst sınıftan biri gelse, konumuz yüzde 99 aynı mevzu olurdu.

İşte başladılar konusmaya, yalvarmaya: 'Bu çocuk seni çok seviyo.Hergün seni düşünmekten kahroluyo.Bi evet desen belki sende seversin.Olmasa da ayrılırsın.Ama bikere evet de n'olur..' Hatta bitanesinin gözleri doldu.Bende safım ya, dayanamam.Tamam dedim.O gece öyle kalabalıkta aramızda hiç bişe yokmuş gibi idare ettim.Ama okulda kahretti beni.Korumammış gibi tavırlar, benim için milletle kavga etmeler falan..

Iıı dedim, yapamam ben.Gelemem böle şelere.
Tabi hemen ayrılalım diyemedim.Sonra bişekilde 1 hafta sürmeden bitti.Neyse yıllar geçti.Okul da bitti.Okul bittikten sonra, okuldan bi çocukla arkadaş olduk.Bu da tipsiz ördeğin okuldaki çok yakın arkadaşlarından biriydi.Arkadaş olalı 2 hafta olmuş, bigün telefonuma msj geldi.Bizim arkadaşlığımızı tipsiz öğrenmiş ve trip yapmış.Oyüzden ayrılmamız gerekmiş.Öle boktan bi nedenden bitmişti yani yıllar evvel.
Bundan bikaç ay önce de ben faceboka üyeyken, benden ayrılan mahluk! face de beni eklemişti.Kabul etmiştim.Sonra telefonunu vermişti.Bende almıştım, ama aramadım hiç.O beni aradı bikaçkez konuşalım buluşalım diye.Ama bi türlü olmadı.
Neyse geçen hafta buluştuk.eskilerden felan konustuk.Hiç aklıma gelmezdi, gelincede geçiştirirdim hep.Çünkü yıllar önce bitmiş bi ilişki.Çok büyük bi aşkta yoktu aramızda.Öyle saatlerce onu düşünüp otistik gibi sabahlara kadar şarkılar da dinlemedim, ağlamadım, düşünmedim.....
Bide eski sevgiliyle arakadaş mı kalayım.Tamamen yalan böyle bişey zaten.Yani ben bizamanlar onunla elele tutuşmuşum, sarılmışız.Şimdi elimi arkadaşçamı sıkacak.Hayır arkadaşça kalmanın mantığı ne ki?Eskiler bir bir deşiliyo, sonra hayatın bian allak bullak oluyo.Benim hayatımdaki herşeyi bilmesi midir, yada benim onunkini mi bilmemdir?.Yani sanane ben napıyosam kimle sevgiliysem, yada banane senin yeni hayatından.!
İlk günler 'ehehe..hiç sorun deil buluşmamız, eskide kaldı herşey' diye kendimi avutmaya kalksamda, beceremedim.Önce boğazımda koca bi düğüm oldu.hep boşlukta olursam böle olur işte..

Bana göre çok sıradandı artık onu görmek, ama meğersem ne muhasebeler varmış bu sıradanlığın arkasında.Halbuki saçma yani.ne noluoki.ne var bunda, bu kadar büyütülecek.?salakmıyım neyim.kendimle hesaplaştım.sakın gaza gelme..hopp yani.


Çalış..kendini işine ver.Otur ders başına saatlerce çalış kalkma sakın.. düşünme.
git başka şeylerle ugraş. Gitar kursuna git.aban iyice gıtarın üstüne.eşşek gibi öğren.nasıl olsa eskiye dönüş olmayacak.ve eskisi gibi deilim ben artık.ayrıca ne nostaljiye meraklı insanım ben be.hoff.

30.4.09

Nerden Çıktı Şimdi Bunlar Durup Dururken..

Malum gün yaklaşıyor, tadını çıkarmak lazım ..Biraz üstüne mi gitsem acaba karşı tarafın ?'Bugün beni niye aramadınn???' diyerek bir polemik mi yaratsam?ya da biraz naz mı yapsam, diye düşünürken sonradan vazgeçtim, şimdi bulandırmayalım suyu durduk yerde ..

Bi yazı okudum bugün, çok acıdım erkek kısmına..Saçını boyatan ya da yaptıran kadındaki değişikliği farketmemek şiddet sayılıyormuş ..Psikolojik şiddet..Yaa, işte durum böyle..Aynı şeyi erkek yapsa, konusu bile açılmaz ..Adam saçını kestirir, önemsenecek bir durummudur?Değil tabi ki! Zaten hiçbir erkek çevresindekilere sormaz ..
-Saçlarım nasıl olmuş böyle ?Biraz enseden aldırdım da, iyi olmuş mu sence ?Bıyıklarımı kırptım, nasılım?..falan diye..
Kimin umrunda adamın ense traşı, bıyığının kaç santim olduğu ?Kadın olunca işler değişiyo elbette ..


........Bizimkiler 2 haftadır yok.Memleket gezmesindeler.Bi hayır göremedik bu durumdan.Geçen hafta kardeşlerim geldi.2side sınav sonrası tatil maksadıyla geldiler.Bi hafta kalıp döndüler.İstanbulda okuyan haftasonu gitti.Pazartesi de Afyonda okuyan gitti.Kaldık yine başbaşa: ben,abim,yengem ve bebiş..

Akşam eve gelince, yengemde okuldan gelmiş oluyo, hatta bazen yemek bile yapmış oluyo.Bazen de beraber hazırlıyoruz.Özgürüz güya..gece bol bol tv izliyorum, özgürlüğümde bu yani.

Yalnız Yayın akışı pek iç acıcı olmuyor malesef.
19.00-19.56 haberler..
19.56-20.00 reklamlar!
20.00-22.00 diziler
22.00-00.00 ya dizi, ya film, ya magazin yada dizi tekrarları..
Sabahları da haberler, sonra kadın programları, yemek programları, izdivaç programları, dizi tekrarları vardır.Bide her kanalda aynı yayın akışı.Biraz da çizgi film koyun kardeşim.:PKüçükken hep haberler başlayınca kaçardım salondan.Haberler bitene kadar girmezdim salona.Demek ki, te ozamandan belli olmuş haberleri sevmeyeceğim.
Hele birde şu evlenme, başgözetme programları var ya, insanların istekleri orada hiç bitmiyor ..arzular iç acıtan cinsten..Ev de isterim, araba da, maaş durumu iyimi?, sosyal güvence de isterem..onuda isterim bunuda isterim. sanki manavdan armut alıyoruz.Bunlardan sonra Tek dertleri bi eş bulup evlenmek oluyo..Bazen ordaki bayanlardan birinin yerınde olmak istiyorum.Artık Şemsettin mi olur ?Süleyman mı olur bilmiyorum ?En bakımsız, çirkinin bile ne talipleri çıkıyo.Beğenirse birini hemen görüşüyolar, baktılar ki olmuyo, sora tekrar talip aramaya devam ediyolar:)Ya bide bakıyorsun ki, adam gelmiş 70 yaşına ama hala şeyinin peşinde; kadınlarda da bi işve bi naz.. Bu tür programları izleyip sinir krizleri geçiren, küfürü basan, sinirden gülen ne çok insan vardır.Ben memetalierbil le 50 sarışın değil de, adini 50 aptal sarisin olarak degiştirilmesi gereken programı öneriyorum aslında.konu nerden nerelere geldi.

------Aslında ben haberlerde, beni etkileyen olaylardan bitanesinden bahsetmek istiyordum.Hakkında pek bişey bilmesemde, böyle illa yazasım geliyo.Bişey dürtüklüyo.İçimde kalmasın.

Bostancı'daki çatışma sonucunda öldürülen terörist!Ne kadar devrimciydi, ne kadar değildi, kimdir, necidir, niye ordadır, neden bu sloganları savurdu, 3 yıl takip altındaymış, neden 3 yıldır yakalanamamış?, yoldan gecen cocuğu o mu öldürdü, yoksa polismi?sorularını belleğime kazıyan insan.son bikaç günde duyduğum yığınla bilgi haricinde detaylı yorum ve tanıma sahip değilim.

Bana göre çok suçlu bir insan olsun yada olmasın farketmez, başkasına göre de kimin kahraman kimin vatan haini olduğu da beni ilgilendirmiyor aslında.Ama yorumlara baktım da herkes basmış küfürü, ana baba düz gitmiş, vatan haini vs. demiş..bir kişi üzerinden bütünü eleştirmeler, her söylenene inanmalar falan.Düşünülmesi gereken noktalar atlanılmış.Burdaki maksat direk kişi değil aslında..düşünce şeklidir bence.Sosyalistliği bi kalıp olarak beyinlerine kazıyanlar, bu kişininde kendini sosyalist devrimci olarak tanıtmasıyla, kafalarında oluşturdukları kalıp içindeki tüü kaka kavramlarını kusmalarına vesile olmuş.Herkesin doğruları, yanlışları var kendilerince..ama sen eline silahı alıpta bana doğrularını yutturmaya kalkarsan, ozaman hep tek taraftan dünyaya bakmış olursun.Bide bu kadar gözönünde olmasına ne gerek vardı?sorusunu da sormadan edemiyorum.Terorist ya da degil, vatan haini ya da değil..o kadar cok yasadık ki bu tür olayları.Artık kimin ne oldugu karışmış bi hale geldi bu ülkede..Yaptığını kesinlikle desteklemiyorum.Ama bu sorunlar nedense hep sallantıda kalıyor, ve bi çözüm getirilmiyor.Ve sonrada gelecekte 27 nisan diğer yaşanan olaylar gibi net olmayan belli belirsiz başlıklar olarak akıllarda kalacak.


Yarın olaysız, kazasız-belasız geçmesini beklediğim 1 Mayıs.

Amma daldan dala atladım, uzattıkça uzattım.Buraya kadar okuduysan ve hala iyiysen sorun yok ozaman...

27.4.09

Günün Bloğu








Kendimi ifade etmek, canım isteyince saçmalamak, bazen içimdeki yaratıcılığı zorlayıp kullanmaya çalışmak, zevklerimi paylaşmak, fikirler üretmek, ilham geldiğinde onları yazıya dökmek, bazen sosyal mesajlar vermek, bazen sinirlenmek, bazen de geyik amaçlı birşeyler karalamak, içimdeki sesi dışa vurmak, gerçek hayatta edemediğim küfürleri etmek,...vs.Tüm bunlardan sonra da günün blogu seçilmek! :)

Dün Bloxoo beni günün blogu seçmiş.Bloxoo ya seçildiğimden ötürü ve editörün güzel yorumu için teşekkür ediyorum.

Günün bloğu seçilmenin dışında birde bu sayede farklı blogları keşfetmek beni gerçekten sevindirdi.Günün Blogu olduğum için beni tebrik eden yeni bloglar da tanıdım.Yorumlarınız için sağolun efenim..

23.4.09

Selam Verdim Rüşvet Değildir Diye Almadılar

Yanlış değilsem, Fuzuli bir türbede bekçilik yaparken, Kanuni, Fuzuli'yi maaşa bağlar.Bi sebepten dolayı maaşı kesilince, Fuzuli saraya gitmiştir.Ancak içeri alınmayınca, bir mektup yazmıştır saraya, şikayet olarak.Başlıkta yazdığım söz de Fuzuli'nin şikayetindeki en güzel haykırışıdır.Bilmessin diye şeettim.

.....
Bundan 2 hafta önce ingiliz patronum buradayken, bana bi sözleşme vermişti, ingilteredeki ofise göndermem için.2 haftadır hem iş yoğunluğundan hemde postanenin saçmalıklarından dolayı bitürlü gönderemedim.Geçen hafta gittim "taşınıyoruz.Oyüzden işlem yapamıyoruz." dediler.Hemde hafta içi.Dün de, arkadaşımla beraber postaneye gidip gönderelim, sonrada bişeyler yiyelim diye plan yaptık.Önce bi aradık nereye taşınmış diye.
Tam sahilin dibine taşınmışlar.İçeri girdik.Her işim düştüğünde sorun çıkaran, dünyanın kendileri etrafında döndüğünü sanan, saçlarına ak dolmuş bikaç insan.
Göndericem ama elimde zarf yok.Tamam hatalıyım.Çünkü koca sahil mekanı burası.nerden bulacam ben zarfı.Nasıl olsa postanede vardır diye düşündüm.Ama oradaki adam yok dedi.Kaldım sap gibi.

-Peki nerden bulabilirim dedim.
-Adam yüzüme bile bakmadan 'Marketlerde vardır.' dedi.(Marketlerde zarf ne arasın.)
-Sora sora geldik ama hiçbiryerde yoktu dedim.(yalandan kim ölmüş.maksat işimi hallettirmek bian önce.)
-O zaman bişekilde biyerden bulmanız gerek...(hayat memat meselesine döndü)
-Aps zarfı yokmu?-Aps zarfı var.Ama o olmaz çok pahalı olur.Ödemek istermisiniz ....TL.
-Hayır ödeyemem.(ya bunlar aps yazan kağıdı, zarfa sonradan yapıştırmıyolarmı:s)
-Bizim yapacağımız birşey yok ozaman.
Adam yok, olmaz, imkansız dedikçe benim tüm sinirlerim tepeme çıktı.Zaten nefret ediyorum böyle elinden iş gelmeyen, gelse de bi iş yapmak istemeyen, bakan havasında devlet memurlarından.Bu arada bizim kız da vıdı vıdı telefonda konuşuyor, postane ucuz diye.
Dayanamadım başladım söylenmeye.
-Zarf burda bulunmayacakda nerde bulunacak.madem buralarda zarf satan yer yok, ozaman kırtasiye olmalı yada zarf bulundurmanız gerekmiyormu?İlçe merkezimi burası? İnsanlara hiç yardımcı olmuyosunuz..diye vik vik vik..söylendim.
Benim için acil değildi belki ama bu önemli olmayan meseleyi hayatımın en önemli meselesi haline soktular.Neyse, 'iyi günler' dedim çıktım.İçimden de 'birdaha bu postaneye gelirsem banada karamel demesınler.' dedim.Bizimki hala telefonda.Benim çıktığımı görünce geldi.Bi sokak üstte herzaman gittiğimiz tostçuya gittik, dışarıda oturduk..10 dk sonra postanedeki adamı gördük.Bi sağa bi sola gidip geliyo.Sonra bizi görünce geldi yanımıza.'Bayanlar, siz zarf mı arıyordunuz.' dedi.Bizimki hemen atladı' 'arıyorduk ama artık aramıyoruz dedi.''benim arabada zarf vardı da, oyüzden söylüyorum' dedi memur.Bizimkide 'istemiyoruz' dedi.Tam diyecektim ki, 'madem vardı, ben içerdeyken neden söylemediniz.'diye, ama diyemeden gitti.sanki yolu düşmüşte oraya, bizi tesadüfen görmüş gibi davrandı.
....

İşiniz bir devlet memuruna düşmeye görsün.
devlet dedigin döver, devlet memuru dedigin de söver..devletin önemli,ayrıcalıklı, vatandasin da önemsizoldugu bi ülkede yaşadığımızı her defasında hişssettiriyorlar..Bunların maaşını biz vermiyomuyuz?
Çoğu, yayıldıkları koltukta bulunma sebeplerinin, vatandaşlara hizmet etmek olduğunu unutmuş, görevlerinin ne olduğunu daha bilmeyen, sanki orda zorla tutuluyorlarmış imajı çizen, yanına yaklaşılamayan, azarlamayı marifet bilen, havalı, kaprisli, kendilerinden nefret ettiren, büyüklerine saygısızca hitapta bulunan, resmen dövülesi tipler..
Bişey soracak olsanız..ya duymazdan gelirler yada 'üfff, hoff' ile başlayan cümleleri duymaya mahkumsunuzdur.
Tamam bintürlü insanla uğraşıyor olabilirsiniz, ama tutupta kuralları çignemeden giden vatandaşlara da saygısızlık edilince, bunun karşısında 'devlet memurudur.. aman saygı!' demez, tıkanır insan o noktada.Elbette işini hakkıyla yapan, çalışan memurlarda vardır.Onlara lafım yok.Ama nedense bana hep ters, aksi, tembel olanları denk geliyor.:s


not: Rüşvet yemeyen, vatandaşın hayatını kolaylaştıran, dürüst, çalışkan, maaşını hak eden, işine torpille girmemiş devlet memurları üzerine alınmasın..Çünkü kötü durumlarda, olumsuz şartlarda,görev yapmak, geçinmek, insanların hayatını kurtarmaya çalışmak, kötü okullarda ders vermek vs. zorunda kalıyorlar.Ki onları sonuna kadar destekliyorum.

Edit-En İlgincinden:Ofise sürekli posta getiren amcama sordum ki, postanede zarf vs. bulundurmak suçmuş.Öle dedi.Ayrıca haftaiçi taşınmalarının nedenide bilmem nerden emir gelmesiymiş.yani o gün taşınmazlarsa, bilmem kaçbin tl para cezası ödeyeceklermiş..........