17.4.11

Durdum durdum turnayı gözünden vurdum.

Hani biriyle tanışırsın etkilenirsin ama o an hayatın şartları sizi birleştirecek durumda değildir.Yıllar sonra tekrar karşılaşırsınız.Normal yaşamında gördüğün kişilerden çok farklı biri.Hayata bakış açısı bambaşka.
Büyülenirsiniz.Başta arkadaşsınızdır, araya bi mesafe koymaya çalışırsın, her hareketini, kafandan geçen her sahneyi kontrol altına almaya çalışırsın.Ama zamanla kendine de beyninede hükmedemezsin.Bi bakmışsın koca bir bulutun üstündesin..İşte ben şuan tamda o bulutun üzerindeyim.Mutluluk huzur sevgi şefkat aşk...hepsi var.
Ben nasıl kapıldım bilemiyorum..Önce konuşmalarına sonra huyuna suyuna kapıldım, galiba.

Yolculuk yaparken otobüs duraklarında birbirine sarılan sevgililerin hissettiği duyguları hissetmeyeli baya olmuş.Hepde imrenmişimdir onlara..Hayat çok garip!bide süprizlerle dolu.Bizi tesadüflerin biraraya getirdiğine inanmıyorum aslında, kader diyip geçmekde istemiyorum.Ama benim bi hikayem varsa, birgün onunda buna dahil olacağını aklımın ucundan bile geçiremezdim.Heryerde aşkın insanı mahvettiğini acı çektirdiğini hayatnı kararttıgıını falan okuyorum..buna inanmıyorum demiycem ama ben tamtersini yaşıyorum.Sanırım doğru insanı bulduğum için böyle hissediyorum.
-Daha yolun başındasın, diyenler, sonralarımızı da yazıcam işallah:) 


Aşkı anlatmadım, aşkımı anlattım ben.Çünkü aşkın tarifi evrenseldir.öyle kelimelerle izahıda çok zor bi duygu olduğu için ne yazarsam yazayım tam anlamıyla ifade edemiycem.Kısacası aşık olmak güzeldir.)

15.4.11

Bahar geldi, Nisan Geldi, İçimde binbir umut

mazeretim vaarr asabiyim ben.
bu blogun hali ne allah aşkına.bigün giriyorum bigün giremıyorum..evde giremiyordum işte girebiliyordum ama artık hem evde hem işte giremıyorum.İmdaatttttt..
ne güzel yazıyorduk niye birileri illa huzur bozacak.İran devleti gibi oluyoruzya o yüzden rtük ota boka kapatma cezası veriyor.

Yazacak pek zamanım olmadı hem bide bu ceza olayı canımı sıktı yazasım gelmedi hiç.bahaneye bakın.neyse...
geçen hafta başımdan bi olay geçti hemen anlatmak ıstedım herzamankı gibi ama olmadı.Şimdi anlatıyorum.bazen sürekli damarıma basıyor birileri..insanlarla uğraşmak ne kadar zor ne kadar stresli çok sıkılıyorum onlardan ..Bi kadın geldi oğluna resim çektirmek için önce fiyat hakkında bilgi aldı, çok pahalı dedi,hatta başka fotoğrafçı varmı diye sordu bende 2 sokak ileride var diyemezdim heralde bir fotoğrafçı olarak.ama ona rağmen çektirdi.Kadın hoş giyimli modern biriydi.Dış görünüşe aldandım hoş bayandır kibardır falan diye aklımdan geçirmiştim.Ama yanıldım.Resim çıktıktan sonra aldı eline, 'çok çirkin bi resim hiç beğenmedim?' dedi ve fırlattı resmi.ayrıca ücreti öderkende aynı şekilde yaptı.Bende mal mal baktım, bi anlam veremedim başta.Şaşkınlık ve üzüntü içinde kalakaldım. bişey diyemediğime üzüldüm..İnsanların bencilliğini hiç bu kadar derin hissetmemiştim.Bide çirkin çıkmış demezlermi! ya olanı çekiyorum, zaten resimdede neysen o çıkıyor.çalışılan işlerin statü farketmeksizin saygı gerektirdiğini anlayamayan bi toplumda yaşıyorum.her an herşey olabiliyor..

bide 'kel' bi müşteri geldi geçen gün.yine ücret sorma kısmına gelince 'kellere indirim yok mu dedi?'- 'hayır yok diğer insanlarla aynı statüdesiniz dedim.:)
-ya hep böyle yapıolar bize ayrıcalık tanınmalı saçımız yok diye dedi.kendince espri yaptı .ama yazık ya
berberde bile normal saçlı bi insanın yaptırdığı saç traşı kadar ücret ödüyolarmış.saçı yok diye bu kadar fazla beklenti içinde olan bi insanıda ilk defa gördüm.:) kel kafalı diye ayrı bi insan grubuna sokuyoruz zaten seni, ayrıcalık budur işte.

Başka enteresan bir olay daha anlatıcam.İşyerinde kocaman akvaryumumuz var.İçince 4 tane balık besliyoruz bunlar köpek balığı ve biride pirana.Her gelen müşteri akvaryuma şaşkın şaşkın baakar bi süre.sonra işini halleder arada gözü akvaryuma kayar.hep aynı sahneler. bide hep aynı sorular:
-bu balıklar yenirmi?
-neyle beslenir bu balıklar?
-bunlar bu kadar büyük değil dimi!cam mı bu kadar büyük gösteriyor!
-tatlı su mu bu?
-aldığınzdada bu kadar büyüklermiydi?
-cinsi ne bu balıkların?
-bunlar birbirlerini yemiyorlarmı ?

balık severlerin en sık söylediği sözde şu 'bunlar tam mangallık olmuş yaw.!':)

artık aynı soruları duymak sıkıyor insanı.Bir kağıda yazıp asmayı düşündüm ama espride kaldı sadece.Ama onlara dokunmak, yem yerken onları izlemek kavgalarına şahit olmak harika bişey.Resimlerini sizinle paylaşıcam mutlaka.


...........ohhh yazda geliyo..içim umut dolu..hayatımda iyi giden şeylerde var.mesela işimi çok seviyorum..bidee bazı süprizler oldu hayatımda..yazıcam onlarıda bidaaki yazımda....

23.2.11

Bigün bende o topuklu ayakkabılarda salına salına yürüycem.:)



Geçen hafta sağ elimde kırmızı leke halinde kızarıklıklar ve şişkinlik oluşmaya başladı.Gittikçe rahatsız oldum.Doktora gittim kan tahlili için kan verdim.Zaten kansızlıktan ölcem, toplam 3 tüp kan aldılar.Neyseki bu defa bayılmadım.gayetde iyiydim.sonra röntgen çektirdim.Doktor bile anlamadı ne olduğunu.Gerçi bizim burası sürgün yeriymiş bütün sürülen doktorlar buraya gönderiliyormuş.Normal değil yani birçoğu.Dahiliyede bi bayan doktor var.ilkokul çocukları gibi saçları ortadan ayırmış iki yanına toka takmış sakallı bıyıklı şişko bişey..hastalarıyla sorunsuz geçen günleri cok azmış.hatta sekreterlerlede anlasamadığından onun sekreteri yok, her işini kendi başına yaıyor..benim gittiğim günde aynı şekilde sorun çıktı deliler gibi sesli sesli kahkahalar atıp konusuyordu.psikolojik hastalar gibi.böylelerinin aklından şüphe edemem, çok zekidir eminim ama bu nasıl bi devlettir ki böyle ruh hastalarını böyle bi ortamda bulunduruyor!!Sonradan öğrendimki zamanında abimde tartışmış o kadınla.hatta çok komık bi durum olmuş.Normalde abim kolay kolay doktora gitmez.bi gün grip olduğu için gitmiş, tamda o kadın doktora denk gelmiş.Kadın abime demiş ki 'böyle basit bir burun akıntısıyla gelip beni meşgul ediyosun.' abimde 'sen ne işe yarıyorsun peki' demiş.:d
kadında 'sen benim işime karışamazsın' demiş.öyle bir diyalog geçmiş aralarında.

.........
Doktor ilaç ve krem yazdı.kullanıyorum, yalnız işkence gibi geliyor.bişey farkettim, eskisi gibi değildi hastane.sırtımda yük gibi değil tam tersiydi bu defa.ama yinede allah kimseyi düşürmesin, onsuzda bırakmasın bizi diyorum..
haftasonu patronumun oğlunun nişanı vardı.topuklu ayakkabılar, ince çorap, elbise, kuaför.....hiç bana göre değil.nasıl yürüycem nasıl oynıycam derken geçti gitti.Ayaklarım mahvoldu topuklu ayakkabıdan.Kadınlar için en önemli aksesuar, insanın duruşu değişiyor ama ayak düz tabana alışkın olunca acısı çok fena çıktı.Bide nedense kendimi herkesten uzun hissediyorum topuklu giyince.böle deve gibi bişey oluyorum sanki.dengemi kurmakta bile zorlanıyordum.heran yere yapışma korkusuyla yaşadım bütün gece boyunca..bazı kadınları görüyorum öyle salınıyorlarki o ince topuklarla, sanki doğduklarında allah tarafından o yetenekle beraber doğmuşlar gibi.evet çok güzeldi ama işkence gibiydi.

bu haftaki dileğim:
güzel olan herşey aynı zamanda acısız ve yan etkisiz olsun lütfen.

....yazarken imla kurallarını çiğneyip geçtim..:) yasaklar ne için varmış çiğnemek için ..bende öyle yaptım.

26.1.11

Utanmasam bizim evden İzmir'e metro istiycem, o derece doyumsuzum

Şimdi bişey diycem adım doyumsuza çıkacak..Her sabah aynı saatte uyanıp işe gitmek yoğun iş günü sonrasında eve dönmek, evde dinlenip sonrada uyumak..ne kadar güzel aslında ama bu saydıklarımı 2 ay boyunca hiç şaşmadan aynı tempoda yapınca monotonlaşıyor.Evet hayatım monotonlaşmış ve sıkılmaya başladım.Düzen hiç değişmiyor hep aynı..Ne kadar doyumsuzum diyorum kendi kendime.Oysa daha düne kadar herşey güllük gülistanlıktı..Böyle tuhaf bi doyumsuzluk, ne istediğini bilmeyen, arada boşluk hissi, aksini bilsemde buna kendimi ikna edemiyorum.. bazen huysuz, ottan boktan nem kapan cins bişey oldum..ne yapayım oluyor böyle hiç akılda yokken.Mesela azönce en sevdiğim insanla konuştum telefonda ama telefonu kapatana kadardı o sevincim, gülen yüzüm..Yapmacık değil  tabiki yeterki içimden gülümsememi sağlayan insanlar olsun çevremde.İnsanın doğasında var hep fazlayı isteme arzusu biliyorum ama ben böyle zamanlarımı hiç sevmiyorum.Nisan oyuncaklardan bıkıp ev eşyalarına yönelince hatta onlarda doyurmayıp mutfağa saldırınca çok kızıyorum ona ve bu durumunun her istediğini verdiğimizden kaynaklandığını düşünüyorum bazen.Ona bakarsan bende onun yaşadıklarının yüzde birini bile yaşamadım..hadi onu anladım da ben niye bu kadar doyumsuzum!

Bazı duyguları hissedebilmek için yoğun yaşamak istiyorum, ertelemeden.. belkide bu doyumsuzluk o nedenden kaynaklanıyor..işyerinde gelen her müşteriye dikkat ediyorum kendini ifade edebilen, gözlerin içine bakarak konuşabilen okadar az insan var ki..Benim için bu çok önemli tabi anlamak isteyene görebilene..
Çevremdekiler ve bende dahil sürekli bi koşturmacanın içindeyiz.Neyi tadına vararak yaşıyoruz? Sabah işe gider gitmez iş telaşı başlıyor zaten, sonra kahvaltıyı boş bi araya sıkıştırıyorum, gelişigüzel yedikten sonra, sabahın ilk sigarası tüm günümün içine etmeyi başarıyor zaten..Aslında herşey çok güzel işimide seviyorum ama dedim ya herşey kahvaltım gibi gelişigüzel, geçiştiriyorum.Tadına varmadan, bişey anlamadan.'şimdi yada asla' diye bir film vardı.izlemedim ama adı aklımda kalmış..hayat felsefem bu olsa keşke.

ağlamakmı geliyor içimden bunu en yoğun haliyle yaşıyorum, çünkü yanlızken gözyaşlarım daha özgür  oluyor.Ertesi sabah uyanınca ne kadar çirkin olsamda yapıyorum bunu.Aşık olduğumdada aynı şekilde doya doya yaşamalıyım.kavgalarımda aynen öyle olmalı tıpkı arabesk şarkılarının kliplerindeki gibi mutlu sonla biten..

sorumsuzluk hakkımıda kullanmak istiyorum.. doyasıya.Bol bol sorumsuz davranmak, vurdumduymaz olmak yeri gelince 'salla gitsin' demek istiyorum..bütün bunların bedelinide sonra katmer katmer alırım biliyorum!o yüzden dengeyi tutturup dolu dolu yaşıycam ben.)
Başlığımda İzmir dedim çünkü insanda aşk etkisi yaratan bir şehir.Bu aralar hep gidesim var..

19.1.11

Uzun bir ara verdim, ayıp ettim

Epey olmuş yazmayalı, günler geçmiş hatta ay olmuş.utandım valla kendimdem.İçimde bloguma karşı bi sorumluluk var yerine getiremeyince böyle zoruma gidiyor.) Ama işe girdiğimden beri yoğun bir hayatım var.Yaşamaktan yazmaya zamanım kalmıyor.Mutluyum, huzurluyum..Tam hevesleniyorum yazmaya araya başka birşey giriyor boşver biara yazarım diyorum ama  birtürlü olmuyor.

Bu durumda birazda okur olma zamanının geldiğini kendime hatırlatsam da olmadı onuda beceremedim .
İşimi çok seviyorum ve her gün severek gidiyorum.Bu sene benim yılım oldu galiba.senden çok şey bekliyorum hadi bakalım dedim..yüzümü kara çıkarmadı.

Geçen hafta doğum günümü kutladık.Bi yaş daha yaşlandığımı üzülerek belirteyim.Doğum günlerimde kendimi özel hissetmek, hediyeler almak gibi çok fazla beklenti içine girmiyorum hatırlanmak dışında.Garip bir hüzün yaşadım o gün.Yaş ilerliyor diyemi yoksa kazık kadar oldumda bi baltaya sap olamadığımdan mı bilemiyorum.İlk başta bana çok anlamsız geliyor kutlamalar falan ama sonradan çevremde sevdiğim insanların bana 'iyiki doğdun, iyiki varsın, nice yaşlara'  gibi güzel cümleler kurmaları bu günün içimde önemli olduğunu hissettiriyor.Öyle ahım şahım bi kutlama olmadı, evde kutladık.patronum ve yengem doum günü pastası almışlar.2 pastayla girdim bu yaşıma.Her yaş günümde 'kutlanmalımı yoksa kutlanmamalı mı?' diye kafamda kendime sorup dururken bir yandanda karamelli pasta hayali kurarım hep.Bu senede karamelli pastam vardı.

......
Buarada blogumun adresini değiştiricem yakında, faceden de gereksiz herkesi sildim, son olarak telefon numaramı değiştirmek kaldı, birde yeni msn adresi aldım.Hayatımda yeni değişiklikler yapıyorum yavaş yavaş.Hüzünlerden kurtuldum artık varsın olsun aksaklıklar en azından ne istediğimi biliyorum.Daha kontrollü bi hayat..her şeyden ders aldım, tecrübeliyim artık.eskiyi silip yepyeni bir pencereden bakıyorum hayata.



1.12.10

Sonunda oldu ve herşey yolunda

Memleket turum sona erdi.Süper şeyler oldu.Giderken tanıdık bir aile ile beraber gittim özel araçla gittiğim için çok güzel ve rahat geçti yolculuğum.Hatta biyerde durup piknik bile yaptık.Ama gelirken çok yorucuydu yinede özlemişim yolculuk yapmayı.İri kalçalı bi teyze yan koltuğa oturana kadar herşey güzeldi.Bu teyzelerin suratında nedense sürekli bi memnuyetsizlik var sanki o koltuklar yıllarca onların altında ezilmemiş, yıllarca onlara hamallık yapmamış gibi..Yol boyunca cama yapıştım kaldım.İçerdeki gürültü yetmiyormuş gibi birde teyzenin horlaması tam bi kabus gibiydi..Yanımda pembe şirin mp3 üm bide otobüste tv nin olması çok iyi oldu.Kulaklığı kulağıma takınca ne zır zır ağlayan çocuk seslerini nede vır vır konuşan kadınları duyuyordum.Cumartesi eve döndüm.Gelir gelmez net kesildi borcundan dolayı.Neyseki hallettik.Yengem sağolsun.Süperlerden biri iş konusunda oldu.Memleketteyken eski çalıştığım fotografçı şirketinden patronum aradı.(Naci değil ha..diğer ortak.)Ve ben işe başladım.Eski meslek fotoğrafçılığa, sevdiğim işe geri döndüm.

Gelelim asıl meseleye...
Ben memlekete gidiyorum diye nişanlımda geldi tatil bahanesiyle.Hemen hemen 4-5 gün sürekli görüştük.Her görüşmemizde ayrı bi kaosla evlerimize dönüyorduk.Kavga, gürültü, stres ve üzüntüden ne ablama ne de canım dostuma içimden geldiği gibi zaman ayırabildim.Kavgaların detaylarını tek tek anlatmak istemiyorum.Geçti gitti.Ve ben 'benim için imkansız' dediğim olayı gerçekleştirdim.Ayrıldım.Oraya giderken kafamda böyle düşünceler yoktu..dedim ya imkansızdı, demekki gerçekten hiçbirşey imkansız değilmiş.Ne korkular ne sıkıntılar yaşadım bitirdiğim için ama herşeye değdi ve ben çok mutluyum şuan.Canım ablam, eniştem, canım dostum, canım yengem en büyük destekçim oldular, teyzem ve eşide aynı şekilde.Annem ve babamın tepkileri başta olumsuzdu ama karşı tarafı anlattıkça ve benim kararlılığımı gördükçe durumun ciddiyetini anlamaya başladılar.İçimdeki özgürlüğü, heyecanı yeniden kazandım yeniden doğdum sanki.Yıllardır birinin esiri gibi yaşamışımda serbest kalmışım gibi.O kadar büyütmüştüm ki bu durumu gözümde, madem yapamıycam karşı tarafın bitirmesini beklerim dedim.Ama öyle bişey ki kabullenmek istemiyor bi türlü.Oysa herşey kötü gidiyordu aramızdaki sorunlar devleşmeye problemlerde acı tat vermeye başlamıştı uzunnn zamandan beri...bunu ne ailesi ne de kendisi anlamak istemedi.Ayrılınca kötü ben oldum tabi onlar tarafından ama ben bunları hiç düşünmüyorum çünkü olması gereken oldu.Çok dua ettim ve dualarım kabul oldu.
Mutluyum, huzurluyum...size yazmak için acayip sabırsızlandım.Hayatımda herşey yoluna giriyor.Nazar değmez umarım.
Artık tek başıma şarkı dinleyebiliyorum, gece kafamı yastığa huzurla koyuyorum, umutsuz değilim Hani hep derdim ya 'tam anlamıyla mutlu olamıyorum.' diye..Artık öyle değil.. en azından şimdilik..içim kıpır kıpır..


...................
Bugün yeğenim Nisana oyuncak bi lap top aldım, almaz olaydım..kafamı şişirdi, cırtlak sesli bi kadın konuşup duruyor her düğmeye bastığında, ama almasaydım benim lap top elden gidecekti.Çünkü hergün bücürle kavga ediyoruz benim lap top yüzünden.Sırf onun için kaç gündür yazımı yazamadım.Neyseki kandırdım bugün.Ne kadar başımı şişirsede...)

Haris Alexiou-i diki mas (şarkının adı böle sanırım) son zamanlarda en çok dinlediğim en güzel şarkı.dinlemek lazım.

6.11.10

Her Mevsim İçimden Gelir Geçersin

Buraya hep mutsuz mutsuz takılmak istemiyorum aslında.iş yok güç yok, para yok pul yok...monoton bi hayat..etrafımdakilerde hep mutsuz, umutsuz, dengesiz..
Haftaya  memlekete ablamın yanına gidiyorum.Orda biraz kafa dağıtmak istiyorum.Yinede tam anlamıyla mutluyum diyemiycem.Ya bu benim kanımda var heralde..Tam bi mutluluk hali mümkünmüdür arkadaşlar!Sizi bilmem ama kendi şahsım adına hiç o duyguyu tadamadım.Herşey güzel giderken bi baktım sap gibi kalmışım ortada..ne gelen var ne giden ne de beni sallayan, bi bakıyorum herşey aynı değişen hiç bi p.k yok.Önce geçer deyip kendimi teselli ettim ama zamanla baktım içimde örümcek gibi salmış ağlarını.

Ama çevremdeki insanlara karşı da sürekli sorunlu insan imajı da vermek istemem..en azından bunun için çaba gösteririm, ne kadar doğru bilemem tabi.
İçten bakışlar içten gülüşler sergilemek istiyorum ama bi kaç gülüşten sonra kendi içime dönüyorum tekrar çaresiz derin duyguların içinde boğulmaya başlıyorum.sessizleşiyorum gün geçtikçe.Halbuki ne kadar çok çaba sarfediyorum kimse anlamasın diye günden güne yeni maskeler üretiyorum yeni olaylara karşı kendi ellerimle.Tek kişilik dev bi kadrom var yani anlıyacağınız.
Ama gece olunca kafamı yastığa tek başıma koyuncaa belirir o gerçek duygular.Çok zor çokk. İşte o an yük üstüne yük biniyor.

......
Eskiden akşamları uyurken mp3 dinlerdim iyi gelirdi şimdi şarkı dinlemek bile istemiyorum.Oysa öyle güzel bi mp4 üm varki artık.Pembe şirinmi şirin bişey.canımdan öte biri aldı.Ben anca tetris oynuyorum uyumadan önce bide sabah uyanınca.Ben artık şarkı dinleyemiyorum yalnızken helede akşam olunca.

Offf amma bunalım takıldım..ya böleyim işte ben..içimdeki insan bu! ben napim.benim gibiler var ama dimi..Burdan hepinize selam ediyorum.yalnız değiliz yani.

ama çok şükür ki benim dünya tatlısı güzeller güzeli yeğenim var evde.çocukla çocuk oluyorum diycem ama o çocuk deil artık kocaman kız oldu.iyiki var iyikii.

5.10.10

Kahvaltı Vakti ve Yeni Bir Mim

Pazartesi;

Söylemesi ayıp çok da güzel uyanmışm, bir görseniz yanaklarım al al..Hemen kendime üçü bi arada yaptım..Bacaklarımı ortadan ayırıp tavana baktım..Ne düşünsem ne düşünsem diye düşündüm.Hep dedim iyi şeylermi düşünücem, birazda kötü şeyler düşünüyüm dedim..öyle ya, ben gey miyim ki hep iyi şeyler düşünüyüm?..Ecinnileri düşündüm..Onlar ne ya?..Nasıl tipler?.. Kapkara şeyler..Bunlar niye ortdadaki? diye düşündüm.Bunları ortadan kaldırmanın yolu yokmu ? diye düşündüm..Düşündümde düşündüm ..'' Allah sizin belanızı versin'' diye konuyu kapattım...Uyumuşum..


......

Uykusuzu en çok Fırat için alıyorum.Bu yazıyı da Engin Günaydın'ın Uykusuz dergisindeki Kahvaltı Vakti köşesinden aldım.:)

......

Gelelim asıl konumuza.Sevgili Son Vagon yazarı Stumscream beni mimlemiş.Çook teşekkür ederim.Bu masaüstü paylaşmaca mimidir.Bende kendi masaüstümü gururla yayınlıyorum.:)




Ve bu mimi,


Supermen


Hayat Belki Bazen


Jacqueline ve


Tutsi 'ye paslıyorum.